Dergiler / Milli Folklor Dergisi / 2019 / Cilt: 16 - Sayı: 121
LE DISCOURS SACRE DANS LE PAYSAGE DES CONTES
- Sayfa
- 5–15
- DOI
- —
Özet
Cette présente étude se propose d’analyser le discours socioreligieux dans un espace réflexif choisi : le conte Maghrébin, en particulier le conte algérien et marocain. Il apparaît toutefois que l‘aire culturelle de prédilection d’un thème aussi significatif, dans l’extrême richesse de sa variété, se trouve concentrée autour du bassin méditerranéen et, sans doute beaucoup plus qu’ailleurs, dans le Maghreb arabo-berbère. Pour se représenter le monde, l’homme fait appel à l’imaginaire qui est animé par une perception symbolique de la réalité, renfermant en une bipolarité multiple, des éléments antagonistes et complémentaires à la fois. Or, le symbole qui semble être la meilleure expression de la pensée humaine, ne peut avoir un sens univoque, ses significations sont multiples et complexes voire contradictoires. Lié aux rites et aux mythes, le symbole constitue le langage sacré, son articulation avec la fiction et la créativité engendre un discours dont le sens est latent. Nous essayerons à travers la tradition orale populaire, notamment le conte tlemcenien, «La princesse et l’oiseau» de Sid-Ahmed Bouali (Alger : Enal 1983) et le conte fasi «Caftan d’amour tacheté de passion» de M. el Fasi et Dermenghem (Paris :Rieder, 1926) de démontrer par le fil conducteur des symboles les rapports ambigus qui se tissent entre le discours sacré et le discours profane. Pour démonter les mécanismes de notre récit, nous nous en tiendrons, dans l’examen de nos énoncés, à la hiérarchie des grands symboles d’après leur richesse de signification, hiérarchie qui, remarquons-le, ne correspond pas toujours à l’ordre de la narration.
Abstract
Bu makale toplumsal ve dinsel söylemi belli bir düşünsel uzamı Cezayir ve Fas masalları üzerinden çözümlemeye çalışmaktadır. İzleksel ve içeriksel zenginliği göz önünde bulundurulduğunda seçilen kültürel alan daha çok Akdeniz havzası, Arap-Berber Magrip çevresi olacaktır. Dünyayı, gerçekliği temsil etmek, göstermek arayışında olan insanoğlu imgeleme seslenerek gerçekliği simgesel bir algı üzerine oturtmaya uğraşır, onu çokbiçimli bir eksen üzerinde yeniden kurgular, bunu yaparken birbirlerini tamamlayan, aynı zamanda karşıtlaşan unsurlardan yararlanır. İnsan düşüncesinin dışa vurumunun, anlatımının en etkili yolu olan simge tek anlamlılığını yitirerek anlamsal olarak çoğullaşır, karmaşıklaşır, hatta kendi içinde karşıtlaşan anlamlar yüklenir. Ritüeller ve mitlere bağlanan simge kutsal bir dilin ortaya çıkmasına olanak sağlar, kurgu ve yaratıcılıkla buluşarak anlamı gizli yeni bir söylemin ortaya çıkmasına kapı aralar. Halk anlatılarına başvurarak, özellikle bir tilimsan hikâyesi olan Sid-Ahmed Bouali’nin «Prenses ve Kuş» ; M. el Fasi ve Dermenghem’in «Caftan d’amour tacheté de passion» (Tutku bulaşmış sevgi kaftanı) adlı masallarından yola çıkarak ve simgelerin temel yönelimlerini ortaya koyarak, kutsal söylemle profan söylem arasında karmaşık ilişkiler ağı oluşturduklarını göstermeye uğraşacağız. Masalların işleyişlerini kavrayabilmek için onların sözce düzeyinde çözümlemelerini yaparak simgeler ağını ortaya koymaya, simgelerin anlamsal zenginliklerini göstermeye, aralarındaki aşamalanmayı belirlemeye ve anlatının düzenini nasıl saptırdıklarını somutlaştırmaya çalışacağız.