Dergiler / Turkish Studies (Elektronik) / 2016 / Cilt: 11 - Sayı: 4
NAZİRE GELENEĞİNE 19. YÜZYILDAN BİR ÖRNEK: RÂ’İF BEY VE LEYLÂ HANIMIN BİRBİRLERİNE NAZİRELERİ
- Sayfa
- 1111–1136
- DOI
- —
Özet
19. yüzyıl Osmanlı devletinin gerileme devri olarak da adlandırılan, siyasette zorlukların yaşandığı bir devirdir. Edebiyat ve kültür ortamının da devlet siyasetiyle benzer bir durum takip ettiği izlenmektedir. Divan edebiyatının bu yüzyılda geçen asırlara kıyasla, önemli adımlar atamadığı, kendini yenileyemediği, geçmiş dönemlerin adeta tekrarı durumunda kaldığı görülmektedir. Yüzyıllardır süregelen klasik bir gelenek üzerine kurulu olan Divan şiiri, bu dönemde çok fazla şair yetiştirmiştir. Bu asırda yetişen şairler kendilerinden önce gelmiş, üstat kabul edilen şairlerin izinden gitmişler, eserlerinde isimlerinden sıklıkla bahsetmişlerdir. Bununla birlikte bu dönem, nazireciliğin oldukça fazla rağbet gördüğü, önceki yüzyıllara kıyasla en çok nazirenin yazıldığı dönemdir. 19. yüzyılın çok nazire yazan şairlerinden biri Mehmed Râ'if Bey'dir. Râ'if'in, Millet Kütüphanesi'nde tespit edilmiş iki divançesi vardır. Ali Emiri Manzum No:153 numaralı divançedeki şiirlerinin tamamına yakınında, dönemindeki önemli isimleri anan Râ'if, şiirlerinin bir kısmında bu isimlerden nazire isterken, bir kısmında da bu isimlerin şiirlerine nazireler yazmıştır. Kendi şiirlerine nazire istediği ve şiirlerinin bazılarını tanzir ettiği isimlerden biri de o dönemin önemli kadın şairlerinden biri olan Leylâ Hanım'dır. 19. yüzyılda, yetişen kadın şairlerden Leylâ Hanım, döneminin önemli isimlerinden biridir. Mevlevi tarikatına mensup olduğu bilinen Leylâ Hanımın bir divanı vardır. Divanında Mevlânâ'yı öven şiirlerinin yanı sıra hocası ve akrabası olan Keçecizâde İzzet Molla başta olmak üzere, birçok şairin adını andığı şiirleri vardır. Nazireciliğin son derece yaygın olduğu bu yüzyılda, Leylâ Hanım kendisinden önce yaşamış ve çağdaşı olan şairlere birçok nazire yazmıştır. Makalemizde divan edebiyatının önemli bir geleneği olan nazirecilik üzerinde durulmuş ve 19. yüzyılın önemli kadın şairlerinden Leylâ Hanım ile Râ'if'in birbirlerine yazdıkları nazireler incelenmiştir
Abstract
19th century which is also named as period of regression of Ottoman Empire is an era full of political hardships. It is observed that literate and cultural environments followed a similar situation to state politics. In comparison with previous centuries, Divan Literature is seen not to have been able to take considerable steps and renew itself, and remained as a repetition of the past. Divan poetry, based on a classical tradition that holds on for ages, brought up many poets in this period. In this era, poets followed their predecessors who were accepted as masters. In addition to this, this is an era when nazire was much sought after and written the most compared to the past. One of the poets who wrote a great many nazires is Mehmed Râ’if Bey. Two divances of Râ’if are available in Millet (National) Library. Râ’if, who mentioned significant names of the time in almost every poem in “Ali Emiri Poems Number: 153”, asked for nazires from those poets in some of his poems while, in the rest, he wrote nazires to their poems. One of the people he wrote and demanded nazire from is one of the most important women poets of this time: Leylâ Hanım. Having been raised in 19th century, Leylâ Hanım is a notable poet of her epoch. Leylâ Hanım, known for her connections with Mevlevi sect, had one divan. Along with praises for Mevlânâ, she also acknowledged various poets in her poems such as her master and relative Keçecizade İzzet Molla. In this epoch when nazire was very common, Leylâ Hanım wrote many nazires to poets who had lived before her and were her coetaneous. In this study, it is put emphasis on nazires and is analyzed nazires of Leylâ Hanım, one of the most leading women poets of 19th century, and Râ’if to each other