Journals / Uluslararası Disiplinlerarası ve Kültürlerarası Sanat / 2021 / Cilt: 6 - Sayı: 13
PERCEPTION OF UGLINESS IN FASHION
- Pages
- 1–14
- DOI
- —
Abstract
Considering the concept of fashion and ugliness in the same narrative may seem like an unusual idea at first glance, because the fact that fashion, which is positioned at the center of consumption with the modern world, is mentioned side by side with the ugly is a thought quite contrary to its very nature. When it is considered that the fashion is close to the understanding of the beauty of the period and even is a factor on the creation of the beautiful with aesthetic concerns since its emergence, it is an undeniable fact that the “ugliness”, which is positioned as the exact opposite of “beauty”, exists in one form or another in fashion (as it exists in other fields of art). Right at this point, it is possible to view the concept of ugliness in a thematic and visual perspective. Appearances which go beyond what remains extraordinary in fashion urge us to cite the concept of ugliness subjectively whereas it could be a conscious attitude that has been intended to be reflected on the design in a thematic sense. This study is a qualitative type of research that has examined ugliness as a "concept" and questioned how some fashion designers approach this concept. The present study based on the documentary scanning method has aimed at showing how to look at the concept of ugliness through the perspective of fashion designers. Provision of those minds in search of what is new and different in this respect with a guiding value does emphasize the importance of the study. Considering that ugliness requires significantly more intellectual endeavor than beauty, four different designers and/or brands who choose interpreting/reading thematic attitudes of some designers via the concept of ugliness in their designs have thus been included in the sample group. In conclusion, it has been shown that ugliness evokes emotions of audience in a conscious preference and contribute to establishment of a collective memory.
Özet
Modayla çirkinlik kavramının aynı söz diziminde düşünülmesi, ilk bakışta alışılmışın dışında bir düşünce gibi görünebilir. Çünkü modern dünyayla birlikte tüketimin odağına konumlanan modanın çirkin olanla yan yana anılması kendi içkin doğasına oldukça aykırı bir düşüncedir. Modanın ortaya çıktığı andan itibaren döneminin güzellik anlayışına yakın ve hatta estetik kaygı güdümüyle kendisinin de güzel olanın yaratımında bizzat etken olduğu düşünüldüğünde “güzel” liğin tam zıttı olarak konumlanan “çirkin” liğin modada şu ya da bu biçimdeki (diğer sanat alanlarında var olduğu gibi) varlığı da yadsınmaz bir gerçektir. Tam da bu noktada çirkinlik kavramına tematik ve görsel bir perspektiften bakmak mümkündür. Modada alışılmışın dışına çıkan görünümler bizi öznel açıdan çirkinlik kavramından söz etmeye götürürken, tematik bakımdan da bu kavram, tasarıma yansıtmak istenen bilinçli bir zihinsel tavır olabilmektedir. Bu çalışma, çirkinliğin bir “kavram” olarak ele alınıp bazı moda tasarımcılarının bu kavrama ne şekilde yaklaştıklarının sorgulandığı nitel bir araştırma türüdür. Belgesel tarama yöntemine dayanan bu çalışmada, çirkinlik kavramına moda tasarımcılarının perspektifiyle nasıl bakılabileceğinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda yeni ve farklıyı arama yolundaki zihinlere yönlendirici bir değer kazandırılması çalışmanın önemini ortaya koymaktadır. Çalışmada çirkinliğin güzellikten çok daha düşünsel bir edim gerektirdiğini, bu amaçla da bazı tasarımcıların izleksek tavırlarını tasarımlarında çirkinlik kavramı üzerinden okunma yolunu seçen dört farklı tasarımcı ve/ya marka örneklem grubuna alınmıştır. Sonuç olarak bilinçli bir seçimle izleyicinin duygularını harekete geçirerek kolektif bir bellek oluşumuna katkı sağlandığı görülmüştür.