Journals / Milli Folklor Dergisi / 2017 / Cilt: 15 - Sayı: 116

Insider, Spy or Researcher? Qualitative Field Research and Contextual Positionings of Researcher’s Identity

BİZDEN BİRİ, CASUS YA DA ARAŞTIRMACI? NİTEL SAHA ARAŞTIRMASI VE ARAŞTIRMACI KİMLİĞİNİN BAĞLAMSAL KONUMLANDIRMA BİÇİMLERİ

Pages
87–100
DOI
—

Abstract

Depending on how researchers are positioned by informants, and within the frame of their mutual and continuously changing interactions during qualitative research; the “identity” of researchers is one of the determining categories of research and emergent data. However, the determinative effect of researchers is not associated with their personal perceptions or strategies regarding their searching role. A qualitative research is the correlative product of interpretive frames and of the socio-cultural and situational metacommunicative norms and rules which determine the content, form, meaning, purposes, narrative identities and adopted strategies of communications. Consideration of the researcher’s position and determinative effect in the qualitative research as a contextual analysis category depends on the understanding of field research contextually as a performance action, event and process in the form of communication and interaction between researchers and informants. In this context, this article discusses the theoretical framework of the interactional and reflexive relationship between the researcher and the field research, and in this theoretical framework as an insider of a migrant community and someone with personal experience of migration, I am evaluating how my pre-interview interpretive and descriptive frame about my self-categories and my relations with the interview, subject and interviewees affect the interview process. I am also evaluating how this effect – which, contrary to my previous assumption of being a linear effect, is actually an impression which is noticed, evaluated and positioned contextually by the interviewee – can influence the interview process and the nature of the emerging data

Özet

Araştırmacı'nın kimliği, saha araştırmasının bağlamı içindeki karşılıklı ve sürekli değişen ilişkiler ekseninde, kaynak kişi(ler) tarafından kim olarak tanımlandığı ve konumlandırıldığına bağlı olarak, saha araştırması olayının ve ortaya çıkan verinin belirleyici ve kurucu kategorilerinden biridir. Ancak, araştırmacının araştırma süreci üzerindeki belirleyici etkisi, basitçe kendisinin kimlikleri, saha rolü ve kendini konumlandırma biçimiyle ilgili kişisel algısı, kararı ve stratejisiyle ilgili değildir. Saha araştırması da tıpkı diğer gündelik iletişim süreçleri gibi, konuşmanın içeriğini, formunu, anlamını, amaçlarını, anlatısal kimlikleri ve izlenim stratejilerini belirleyen sosyo-kültürel ve durumsal iletişimsel normların, kuralların ve yorumlama çerçevelerinin bağlaşık bir ürünüdür. Araştırmacının saha araştırması içindeki konumu ve belirleyici etkisinin bağlamsal bir analiz kategorisi olarak görülmesi, saha araştırmasının da bağlamsal olarak araştırmacı ve kaynak kişiler arasında kurulan iletişim ve etkileşim biçiminde bir icra eylemi, olayı ve süreci olarak anlaşılmasına bağlıdır. Bu çerçevede, bu makalede araştırmacı ve saha araştırması arasındaki karşılıklı ve düşünümsel ilişkinin teorik çerçevesi tartışılmakta ve söz konusu teorik çerçeveden hareketle, göçmen topluluğunun bir üyesi ve göç anlatılarını derleyen bir araştırmacı olarak benim, araştırma bağlamına girmeden önce saha araştırması, konu, kaynak kişi ilişkilerim ve kendilik kategorilerimle ilgili yorumlama ve tanımlama çerçevemin, araştırma sürecini nasıl etkilediği ve bu etkinin önceden varsaydığım gibi doğrusal bir biçimde değil; fakat kaynak kişilerce bağlamsal olarak farkına varılan, değerlendirilen ve konumlandırılan bir izlenim olarak saha araştırması sürecini ve ortaya çıkan verinin doğasını nasıl etkilediği ele alınmaktadır