Journals / Milli Folklor Dergisi / 2010 / Cilt: 11 - Sayı: 87
Evil spirits and the cult of forest in Turkish culture
- Journal
- Milli Folklor Dergisi
- Pages
- 113–121
- DOI
- —
Abstract
The forest means "multitude, evil, chaos" in Turkish mythology. Thus it is admitted as symbol of evil spirits’ space. Contrary to "the only trees symbolize the unity of God", the forest is perceived a place abandoned by God or only holy people can decrypt as a space symbol. Therefore in the most folk narratives forest is encountered often the place described which is blessed heroes decrypted mythological code and combated with evil spirits. "Korugs" protect the tombs of holy people and "white and red taigas" should be evaluated separately from -forest- black forests. Because they created such as holy blessed heros and their holy bones of animals. These are places sheltered for protection from evil spirits; so where are the manifestations of God's holiness. Perception of the forest in Turkish culture cannot be considered apart from their mythological roots. The Turkish nation, nearly every layer of our cultural history, the maximum attention was given to application related to forests as mythological thinking extensions. It should advise that people behave prudently in speech, behavior and mythological applications. The meaning of accuracy today has become indistinct. But the mythological traces continue to live. The idioms which have mythological meanings such as "stir up a hornet's nest," today exist in a way. This reveals our cultural world deepness and richness related to evil spirits and cult of forest.
Özet
Türk mitolojisinde orman, “çokluk, kötülük, karmaşa” ifade etmektedir. Dolayısıyla “kötü ruhlar”ın mekân sembolü olarak kabul görmektedir. “Tanrı’nın tekliğini sembolize eden yalnız ağaç”ın aksine, orman, Tanrı’nın terk ettiği veya ancak kutlu insanların şifrelerini çözebileceği bir mekân sembolü olarak algılanmaktadır. Bu nedenle çoğu halk anlatısında orman, kutlu kahramanların mitolojik şifreleri çözerek kötü ruhlarla mücadele ettiği yer olarak karşımıza çıkmaktadır. Kutlu kişilerin mezarlarını koruyan “koru(g)”lar ile “ak ve ala tayga”ları, ormandan- kara ormandan ayrı değerlendirmek gerekmektedir. Çünkü onlar, kutlu yaratılmış kahramanların ve kendileri gibi kutlu yaratılmış hayvanlarının kemiklerinden yetişmişlerdir. Buraları kötü ruhlardan korunmak için sığınılan yerlerdir; yani Tanrı’nın kutunun tezahür ettiği yerlerdir. Türk kültüründe orman algısı mitolojik köklerinden ayrı düşünülemez. Türk milleti, kültür tarihimizin hemen her tabakasında, mitolojik düşüncenin uzantıları olarak orman ile ilgili uygulamalara azami dikkat göstermiştir. Konuşmalarda, davranışlarda ve mitolojik karakterli uygulamalarda hep ölçülü davranmak gerektiği öğütlenmiştir. Bu titizliğin anlamı günümüzde silikleşmiştir. Fakat mitolojik izler yaşamaya devam etmektedir. “Fincancı katırlarını ürkütmek” gibi mitolojik izler taşıyan deyimler bugün canlı bir şekilde yaşamaktadır. Bu da kötü ruhlar ve orman kültü ile ilgili kültür dünyamızın derinliğini ve zenginliğini ortaya koymaktadır.