Journals / Milli Folklor Dergisi / 2011 / Cilt: 12 - Sayı: 89

Two brass censers in the museum of Turkish and Islamic art, Istanbul,in the chronology of Turkish metal works

Türk maden sanatı kronolojisinde İstanbul Türk ve İslam eserleri müzesi'ndeki iki adet pirinç Buhurdan

Pages
257–264
DOI
—

Abstract

Metal works, as an important branch of Turkish Art, shows a variety of forms and decoration. Censers, which are reach out to the era before the Islamic religion is an important group of them. It is known that communities used censers to embellish the scent of interiors at divine services. Those rituals and folkloric traditions continued also after the admission of the Islamic religion. Varieties of plates, which shows a diversity at is material, form, motif, composition and technical specialty, rose at the time of the Ottoman Empire. The research about brass plates at Turkish-Islamic Works Museum in Istanbul constitutes a part of this article. This article establishes the formal and decorative specialties of the censers in detail, and evaluates their importance in Turkish Art. Brass censers are shown up as a half globe with a cover and burning incense on it. These censers have a conical foot, widening as a circle to the base. These censers technique of production is “foundry”. Their cover, burning incense and base were put together after they were produced. Their decoration was made in several techniques, like perforated, foundry, relief or scraping. But they are always seen at the cover of the censers. Plants, animals or sometimes just geometrical motifs are shown as decoration. And their decoration program was up to the development stage of the producing era.

Özet

Türk Sanatının önemli bir kolu olarak gelişen madeni eserler çeşitli form ve bezemeleri ile zengin bir çeşitlilik sunar. Bunlar arasında önemli bir grup oluşturan buhurdanların varlığı, İslâmiyet öncesi çağlara kadar uzanmaktadır. Toplumların özellikle dini ayinlerde, daha ziyade iç mekânları güzel kokulu hale getirmek için “buhurdan” denilen özel kaplar kullanarak, çeşitli buhur maddelerini yaktıkları bilinmektedir. Folklorik ve etnografik bakımdan da özel ritüellere bağlı buhur yakma geleneğinin, İslâmiyet’in kabulü ardından da devam ettiği görülüyor. Kap türleri, malzeme, form, motif, kompozisyon ve teknik özellikler bakımından zengin çeşitlilik sunan bu sanat dalı Osmanlı Döneminde zirveye ulaşmıştır. Osmanlı maden sanatı üzerine yaptığımız araştırmaların bir kısmını oluşturan İstanbul Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’ndeki pirinç malzemeyle imal edilmiş iki adet madeni buhurdan bu çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Burada eserlerin fiziki ve dekoratif özellikleri tarafımızdan ayrıntıları ile tanıtılarak, çeşitli bakımlardan değerlendirmeleri yapılmış ve Türk Sanatı ve kültürü içindeki yerleri aydınlatılmaya çalışılmıştır. Ateşlik, kapak, tutamak, kaide, taban ve sap bölümlerinden meydana gelen pirinç buhurdanların gövdesi, yarım küre görünüşündeki ateşlik ve kapak birleşmesi ile ortaya çıkmıştır. Bu eserlerde, gövdenin alt bölümünü oluşturan ateşlik altında, merkezi konumlu ve kesik koni şeklinde bir tek ayak vardır ve aşağı doğru gittikçe genişleyip yayvanlaşarak daire biçimi bir tabana dönüşmüştür. Döküm tekniği ile yapılmış buhurdanlar, kapak, ateşlik ve kaide bölümlerinin ayrı ayrı imalatından sonra, bu parçaların birleştirilmesiyle meydana getirilmiştir. Ajur ve kazıma teknikleri ile uygulanan süslemeleri, çoğunlukla kapakta yer almaktadır. Bezeme programında kullanılan, bitkisel, geometrik ve zoomorfik motifler, eserlerin yapıldığı döneme ait olduğu kadar, Türk maden sanatının gelişim çizgisine paralel üslup özelliklerini de yansıtarak günümüze aktarmaktadır.