Journals / Milli Folklor Dergisi / 2021 / Cilt: 17 - Sayı: 130
AN ECOCRITICAL APPROACH TO THE BOOK OF DEDE KORKUT AND BEOWULF
- Journal
- Milli Folklor Dergisi
- Pages
- 31–43
- DOI
- —
Abstract
Throughout history the economies and industries have brought about a myriad of wealth and advantages to our modern world but these privileges and benefits have come at tremendous cost to our environment and nature. The third decade of the 21st century has already started; however, the most fundamental challenges and problems of the planet such as environmental pollution, global warming, climactic changes, extinction of spe cies, deforestation, and reduction of natural resources, which affect both human and nonhuman beings, have still yet to be thoroughly addressed and resolved. Thus, this is a very critical point in history since the world as we know it may be on the brink of an irreversible disaster. This is an environmental crisis and requires urgent and effective solutions because it has both social and cultural consequences. Having a strong understanding of ethical responsibility to our fragile planet, environmental literature confronts these challenges and promises to raise a local and global awareness. Basically, it seems that establishing an awareness around processes that concern eco-systemic issues and relationships through writing or literature is one of the major characteristics of ecocriticism which has brought an influential dimension to literary and cultural studies. With its broad and flexible scope, environmental literature or ecocriticism does not only raise an awareness but also undertakes the ethical responsibility to reduce problems and subtly create a change in global mindsets in terms of highlighting the human-nature and human-nonhuman relationships in literature. Initiated in this crucial framework, this paper examines two medieval epic narratives, The Book of Dede Korkut and Beowulf, in Turkish and Anglo-Saxon cultures and discusses the comparative potentiality of these literary works through the theoretical lens of eco criticism. In this study, new perspectives on old texts is opened up because they can provide a rich source of material for the ecocritical study of literature, which can ultimately bring forward a deeper and broader under standing of both human and nonhuman. A comparative reading of The Book of Dede Korkut and Beowulf with a theoretical perspective of ecocriticism illuminates and confirms their immortality and relevance in our con temporary world as both epics present a close and symmetrical interaction between human, animal and nonhu man. Cognizant of the danger of imposing a universalist model that suppresses particular differences between two cultures, this study foregrounds that the literary worlds of Turkish and Anglo-Saxon cultures present a fundamental unity in terms of their approaches to environment. Highlighting the comparative relationships be tween literature, culture and ecology as well as building an ecocritical bridge between the west and east, this study aims to foreground the significance of maintaining and safeguarding both a sustainable planet and intan gible cultural heritages
Özet
Tarih boyunca ekonomiler ve endüstriler modern dünyamıza sayısız zenginlik ve avantaj getirmiştir fa kat bu ayrıcalıklar ve faydalar çevremize ve doğamıza çok büyük maliyet de getirmiştir. 21. yüzyılın üçüncü on yılı çoktan başladı fakat çevre kirliliği, küresel ısınma, iklim değişiklikleri, türlerin yok olması, ormansızlaşma, hem insanları hem insan-dışı olanları etkileyen doğal kaynakların azalması gibi gezegenimizin en temel zorluk ları ve problemleri hâlâ tam olarak ele alınmamış ve çözülmemiştir. Dolayısıyla, içinde yaşadığımız zaman dilimi, tarihte çok kritik bir noktadır çünkü bildiğimiz dünya, geri dönüşü olmayan bir felaketin eşiğinde olabi lir. Bu çevresel bir krizdir ve hem sosyal hem de kültürel sonuçları olması nedeniyle, acil ve etkili çözümler sunulmasını gerektirir. Bu bağlamda, hassas olan gezegenimize karşı etik sorumluluk açısından güçlü bir anla yışa sahip olan çevre edebiyatı, bahsedilen sorunlarla cesurca yüzleşmektedir ve hem yerel hem de küresel bir farkındalık yaratmayı vadetmektedir. Temel olarak, edebiyat ve kültürel çalışmalara etkili bir boyut getiren eko- eleştirinin temel özelliklerinden biri, yazım veya edebiyat yoluyla eko-sistemik meseleleri ve ilişkileri ilgilen diren süreçler hakkında farkındalık oluşturmak gibi görünmektedir. Geniş ve esnek kapsamı ile çevre edebiyatı ya da eko-eleştiri sadece bir farkındalık yaratmakla kalmaz, aynı zamanda sorunları azaltmak ve edebiyatta insan-doğa ve insan-insan dışı olan arasındaki ilişkileri vurgulayarak küresel boyutta insan zihninde bir değişim yaratmak amacıyla etik sorumluluk da üstlenir. Böyle önemli bir çerçevede yazılmaya başlanan bu makale, Türk ve Anglosakson kültürlerinde iki Orta Çağ destan anlatısını, Dede Korkut Kitabı ve Beowulf, incelemekte ve eko-eleştirinin teorik merceği aracılığıyla bahsi geçen edebî eserlerin karşılaştırmalı potansiyelini tartışmakta dır. Bu çalışmada, eski metinler üzerine yeni perspektifler sunulmaktadır çünkü bu metinler edebiyatın eko eleştirel açıdan çalışılması için zengin bir malzeme kaynağı sağlayabilirler ve bu da neticede hem insan hem de insan-dışı hakkında daha derin ve geniş bir anlayış ortaya koyabilir. Dede Korkut Kitabı ve Beowulf’ın eko eleştiri kuramıyla karşılaştırmalı olarak okunması, her iki destanın da insan, hayvan ve insan-dışı arasında yakın ve simetrik bir etkileşim sunmasından dolayı, bu destanların ölümsüzlüğünü ve çağdaş dünyamızdaki mesele lerle alakalı oluşlarını gözler önüne sermekte ve kanıtlamaktadır. Bu çalışmada, her türlü baskıcı merkezciliğe karşı olan çok-boyutlu bir bakış açısı oluşturma çabası adına karşılaştırmalı bir metodoloji kullanılmıştır. İki farklı kültür için de kendine özgü farklılıkları bastıran ve evrenselci bir modelin dayatılmasının tehlikesinin farkında olan bu çalışma, Türk ve Anglosakson kültürlerinin edebî dünyalarının, çevreye yaklaşımları bakımın dan, temelde bir bütünlük arz ettiğinin altını çizmektedir. Edebiyat, kültür ve ekoloji arasındaki karşılaştırmalı ilişkileri, bunun yanı sıra, batı ve doğu arasında eko-eleştirel bir köprü inşa etmeyi vurgulayan bu çalışma, hem sürdürülebilir bir gezegenin hem de somut olmayan kültürel mirasın muhafaza edilmesinin önemini ön plana çıkarmayı amaçlamaktadır.