Journals / Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi / 2019 / Cilt: 59 - Sayı: 1
THE POSTECOLOGICAL WORLD OF JOHN BURNSIDE: DARK GREEN NATURE, POLLUTION, AND ECO-GRIEF IN GLISTER
- Pages
- 41–69
- DOI
- —
Abstract
This article examines John Burnside's Glister (2008) as a novel of dark ecology,expounding the changing relationship between humans and nature, with a particularfocus on the environmental and bodily contamination and its effects on social and moralstructures of everyday life in a Scottish town. In charting the strange transformations ofthe Anthropocene, the new geological epoch where humans have become a geologic forcechanging planetary ecosystems, the article situates Glister with respect to today'sposthuman ecocritical debates around toxicity and dark ecologies introduced by TimothyMorton and Paul Kingsnorth. Burnside aligns two versions of dark ecology predicated onthe repudiation of green ecology, conjuring up a “dark green” ecological vision in whichhumans are fundamentally enmeshed in and interdependent with the more-than-humanworld, no matter how dark and horrifying this coexistence becomes. In doing so, it showshow Burnside anticipates a “postecological” reality by suggesting a new denition ofnature in which the environment becomes both green and dark as well as real andspectral. The study develops this argument through a discussion of Morton's conceptualtools, such as “mesh” and “strange stranger,” highlighting the novel's emphasis on radicalinterconnection and liminality between human and extra-human entities. Pointing out thatit is impossible to run away from the toxic predicament befalling humans alongside otherbodily natures in this strange coexistence, Burnside intensies his questioning of darkgreen nature, evoking an eco-grief not just for human loss, but for the humandisenchantment of ecological reality.
Özet
Bu makale, çevresel ve bedensel kirlenmeyi ve bu kirlenmenin bir İskoç kasabasında günlük yaşamın sosyal ve ahlaki yapılarına etkilerini odak noktasına alır; insanlar ve doğa arasındaki değişen ilişkiyi açıklayarak John Burnside'ın Glister (2008) adlı romanını karanlık ekolojinin bir romanı olarak inceler. İnsanların gezegendeki ekosistemleri değiştiren jeolojik bir güç olduğu yeni jeolojik çağ Antroposen'in gözlerimizin önüne serdiği garip değişimlerin izini sürerken bu makale, Timothy Morton ve Paul Kingsnorth'un ortaya çıkardıkları karanlık ekolojiler ve kirlilik ile ilgili günümüz insansonrası ekoeleştirel tartışmalar bağlamına Glister romanını koymaktadır. Burnside, yeşil ekolojinin reddine dayanan karanlık ekolojinin iki farklı versiyonunu aynı hizaya getirir; insan ve insan-dışı dünyanın birlikte varoluşu karanlık ve korkutucu olursa da insanların, insandan öte dünyayla temel olarak ağ gibi sarılı ve birbirine bağlı olduğu “karanlık yeşil” bir ekolojik vizyon ortaya koyar. Böylece bu çalışma, Burnside'ın çevrenin gerçek ve spektral olmasının yanı sıra hem yeşil hem de karanlık olduğu yeni bir doğa tanımı öne sürerek nasıl bir “ekolojisonrası” gerçekliği öngördüğünü göstermektedir. Öte yandan çalışma, romanın vurguladığı insan ve insan-dışı varlıklar arasındaki eşikteliğin ve radikal olarak birbirine bağlı olmanın altını çizerek “ekolojik ağ örgüsü” ile “yabansı yabancı” gibi Morton'ın kavramsal araçlarının tartışmasıyla Burnside'ın savını geliştirmektedir. Garip varoluşta diğer bedensel doğaların yanı sıra insanların başına gelen toksik beladan kaçışın imkansız olduğunu belirten Burnside, sadece insan kaybı için değil, insanın ekolojik gerçeklikten kopuşu için de ekolojik bir keder uyandırarak karanlık yeşil doğayı sorgulamasını derinleştirir.