Journals / Çeviribilim ve Uygulamaları / 2017 / Cilt: 0 - Sayı: 23
A Critical Analysis of the Figurative Language in the Three Turkish Translations of Fahrenheit 451
- Journal
- Çeviribilim ve Uygulamaları
- Pages
- 223–241
- DOI
- —
Abstract
The aim of translation criticism is to put forth objective ideas regarding translations based on sound and solid criteria. While analyzing the translation(s) of a source text, the critic abstains from putting forward subjective value judgments that are not based on systematic findings. During the criticism process, the critic carries out a comparative analysis to reveal the features of the source and target texts within their systems. Then the critic evaluates the features of the texts in line with the cultural systems to which they belong. The comparative analysis is carried out not to detect errors in translations, but rather to reveal the motives behind the translator decisions and to identify whether these decisions conform to certain linguistic and cultural characteristics of the system to which the target text(s) belong. In this vein, Raymond van den Broeck (1985) proposes a translation criticism model, in which the source and target texts are compared systematically, an adequate translation is determined, and shifts from this adequate translation are detected analytically. In this regard, based on the criticism model of Raymond van den Broeck, this study presents a comparative and systematic analysis of the 1971, 1984, and 1999 Turkish translations of Ray Bradbury’s dystopian work Fahrenheit 451, first published in 1953, in order to find out whether or not connotative and pragmatic equivalence (Koller 1979, 1989) has been achieved in the translations of metaphors, symbols, and allusions, found in abundance in the source text. Connotative equivalence is achieved when the elements of the source text and the target text arouse the same or similar associations in the minds of the readers of both languages. Pragmatic equivalence is achieved when the elements of the source text and the target text create the same effect on the readers of both languages. In this regard, this study has revealed that translating the figurative language elements, especially metaphors and similes, literally hinders the establishment of connotative equivalence. Moreover, it has been argued that translating allusions and symbols without explanations about their context hampers the creation of the pragmatic equivalence in Turkish.
Özet
Çeviri eleştirisinin amacı, çevirilerle ilgili sağlam ve esaslı ölçütlere dayalı nesnel fikirler ortaya koymaktır. Bir kaynak metnin çevirisini/çevirilerini incelerken eleştirmen yöntemli bulgulara dayanmayan öznel değer yargılarını öne sürmekten kaçınır. Eleştiri sürecinde eleştirmen kaynak ve erek metinlerin dizgeleri içindeki özelliklerini ortaya çıkarmak için karşılaştırmalı bir çalışma yürütür. Daha sonra eleştirmen metinlerin özelliklerini ait oldukları kültür bağlamında inceler. Karşılaştırmalı inceleme çevirilerdeki yanlışları saptamak için yapılmaz. Aksine, çevirmen kararları ardındaki nedenleri ortaya çıkarmak ve bu kararların erek metnin/metinlerin ait oldukları dizgelerin belirli dilsel ve kültürel özelliklerine uyup uymadığını tespit etmek için yapılır. Raymond van den Broeck (1985), kaynak ve erek metinlerin yöntemli bir şekilde karşılaştırıldığı, yeterli bir çevirinin ortaya konduğu ve bu yeterli çeviriden kaymaların saptandığı bir çeviri eleştirisi modeli öne sürmüştür. Bu bağlamda, Raymond van den Broeck’ün eleştiri modeline dayanan bu çalışmada, Ray Bradbury’nin ilk olarak 1953 yılında yayımlanan ve distopik bir eser olan Fahrenheit 451’in 1971, 1984 ve 1999 yıllarında Türkçeye yapılan üç çevirisinin, kaynak metinde çokça bulunan metaforlar, semboller ve anıştırmaların çevirilerinde yananlamsal ve pragmatik eşdeğerliğin (Koller 1979, 1989) sağlanıp sağlanmadığının ortaya çıkarılması amacıyla, karşılaştırmalı bir incelemesi yapılmıştır. Yananlamsal eşdeğerlik kaynak ve erek metin unsurlarının her iki dildeki okurların zihninde aynı veya benzer çağrışımlar uyandırmasıdır. Pragmatik eşdeğerlik ise kaynak ve erek metin unsurlarının her iki dildeki okurlar üzerinde aynı etkiyi yaratması- dır. Bu bağlamda, bu çalışma sonucunda, değişmeceli dil unsurlarının, özellikle de metaforlar ve benzetmelerin, bire bir çevrilmesinin yananlamsal eşdeğerliğin sağlanmasını engellediği ortaya çıkmıştır. Ayrıca çalışmada, anıştırmalar ve sembollerin bağlama ilişkin ipuçları verilmeden çevrilmesinin, Türkçede pragmatik eşdeğerliğin sağlanmasını engellediği tartışılmıştır.