Journals / Cumhuriyet Uluslararası Eğitim Dergisi / 2018 / Cilt: 7 - Sayı: 4

L1 Interference in SLA: A Study on Turkish L2 Learners of English

İkinci Dil Ediniminde Ana Dil Etkisi: İngilizceyi Öğrenen Türkler Üzerine Bir Çalışma

Pages
469–482
DOI
—

Abstract

This paper examines the role of L1 transfer in second language acquisition process. It aims to investigate if adult Turkish L2 learners of English make use of their L1 parameter values while dealing with the target subject-matter in L2 or not. It specifically focuses on four island constraints (Wh-island Constraint, Complex NP Island Constraint, Adjunct Island Constraint and Sentential Subject Constraint) in the target language. The data were collected online through a grammaticality judgment test and a wh-question formation test from an English control group (N: 58) and two learner groups (advanced, N:66; intermediate, N: 68). The results of the study showed that the participants make use of the parameter values of the target language rather than leaning on the ones that their native language possesses. Their performance on the target subject-matter was rather similar to those of the control group members. The argument & adjunct asymmetry that exists in their mother tongue was not observed in their L2 productions. These results show that their second language acquisition/learning process is constrained directly by UG rather than indirectly through L1. The implications of these findings to ELT classrooms might be that the differences between L1 and L2 should not be the main focus of the teaching learning activities. The main aim should be providing the necessary positive input for the language learners. In that case, they can reset the parameter values of the target language. Hence, the more they are exposed to the target language, the faster the acquisition process becomes.

Özet

Mevcut çalışma ikinci dil edinimi üzerindeki ana dil etkisini incelemektedir. Çalışmada, İngilizceyi ikinci dil olarak edinen Türklerin hedef konuda ana dillerinin parametrik değerlerini kullanıp kullanmadıkları araştırılmaktadır. Hedef dilde gözlemlenen dört ada yapısına odaklanılmıştır (Ne-Adası Kısıtlaması, Karmaşık Ad Öbeği Kısıtlaması, Eklenti Adası Kısıtlaması ve Tümcesel Özne Kısıtlaması). Çalışmanın verileri çevrimiçi olarak bir dilbilgisellik değerlendirme testi ve bir ne-sorusu oluşturma testiyle toplanmıştır. Ana dil konuşucularından oluşan bir kontrol grupla beraber (N: 58) İngilizce yeterlik düzeyine göre belirlenmiş iki öğrenici grubu oluşturulmuştur (İleri Düzey, N: 66; Orta düzey, N: 68). Çalışmanın sonuçları İngilizceyi ikinci dil olarak öğrenen Türklerin ana dillerinin parametrik değerlerinden ziyade hedef dilin parametrik değerlerini kullandıklarını göstermiştir. Hedef dilbilgisi yapıları üzerindeki performansları ana dil konuşucularına benzerlik göstermektedir. Ana dillerinde mevcut olan ana öğe & eklenti bakışımsızlığı ikinci dil kullanımlarında gözlemlenmemiştir. Bu sonuçlar onların ikinci dil edinim/öğrenim süreçlerinin ana dil transferinden ziyade doğrudan Evrensel Dilbilgisi tarafından kısıtlandığını göstermektedir. Bu bulgular ışığında ülkemizdeki dil öğretim sınıfları için şu çıkarımları yapabiliriz: kaynak dil ve hedef dil arasındaki farklılıklar dil öğretim çalışmaların ana odak noktasını oluşturmamalıdır. Ana hedef öğrencilere yeterli doğal veriyi sunmak olmalıdır. Yeterince doğal veriye maruz kaldıkları takdirde, hedef dilin parametrik değerlerini başarıyla kullanabilmektedirler. Dolayısıyla, ne kadar çok doğal veriye maruz kalırlarsa, dil öğrenim süreçleri de o denli hızlanacaktır.