Journals / Akdeniz İletişim / 2017 / Cilt: 0 - Sayı: 28

Mise En Scene In German Expressionist Cinema: The Cabinet Of Dr. Caligari (1920-Robert Weine)

Alman Dışavurumcu Sinemasında Mizansen: Dr. Caligari’nin Muayenehanesi (1920-Robert Weine1)

Pages
302–314
DOI
—

Abstract

When cinema history is studied, it can be observed that some country cinemas reveal creative and original artworks that will affect the cinemas of other countries. Bringing the historical and social conditions unique to that country together, an innovative film language emerges. German Expressionism is one of the cinematic trends that stand out in this respect during the Silent Cinema Period. The German films which were shownafter the World War I attracted great attention with the image editing techniques theyused in the illustrations and the stories they narrated. German Expressionist films aredistinguished from other silent period films with their use of camera, lighting, theatricalacting, costume and makeup. The mise-en-scene, which expresses the arrangementof the elements of acting, décor, costume, make-up and lighting in the frame, capturesthe turning mark by taking the most creative expression in the German ExpressionistCinema. German filmmakers were aware of the importance of cinematography, acting,costume and decor, and the camera which was not only a technological device, buta creative artistic vehicle. In this study ‘Dr. Caligari’s Examination which was directedby Robert Weine and the most characteristic features of the expressionist movement,was examined in terms of mise en scene, and it was resolved how to use the elementsof the mise-en-scene in 1920’s black-and-white silent film which was used for acting,decor, costume-makeup and lighting. As a result, German Expressionist cinema wasrevealed to be based on mise-en-scene, and the items of the mise-en-scene seemto be used as the most basic means of structuring the explanation and the meaning.

Özet

Sinema Tarihi incelendiğinde bazı ülke sinemalarının, diğer ülke sinemalarını etkileyecek düzeyde yaratıcı ve özgün sanat eserleri ortaya koyduğu görülmektedir. O ülkeye özgü tarihsel ve toplumsal şartların bir araya gelmesiyle yenilikçi bir film dili ortaya çıkmaktadır. Alman Dışavurumculuğu Sessiz Sinema Döneminde bu anlamda öne çıkan sinema akımlarından biridir. Birinci Dünya Savaşı sonrasında gösterime giren Alman filmleri, gösterime girdikleri ülkelerde gerek anlattıkları öyküler gerekse kullandıkları görüntü düzenleme teknikleriyle öne çıkmış ve büyük ilgi uyandırmıştır. Alman Dışavurumcu filmleri kamera kullanımı, aydınlatma, teatral oyunculuk, kostüm ve makyaj gibi öğeleri kullanma biçimleri ile diğer sessiz dönem sineması filmlerinden ayrılmaktadır. Çerçeve içerisinde yer alan oyunculuk, dekor, kostüm-makyaj ve aydınlatma öğelerinin düzenleniş biçimini ifade eden mizansen terimi bu anlamda Alman Dışavurumcu Sinemasında en yaratıcı ifadesini alarak döneme damgasını vurmaktadır. Alman sinemacılar, aydınlatmanın, oyunculuğun, kostüm ve dekorun önemini, ayrıca kameranın gerçekliği olduğu gibi kaydeden bir teknolojik aygıt olmayıp, yaratıcı bir sanatsal araç olduğunu sinemanın henüz emekleme döneminde anlamışlardı. Çalışmada Robert Weine tarafından yönetilen ve Dışavurumculuk akımının en karakteristik özellikleri taşıyan 'Dr. Caligari'nin Muayenehanesi' filmi mizansen açısından incelenmiş ve 1920 tarihli siyah-beyaz ve sessiz filmde mizansenin temel öğeleri olan oyunculuk, dekor, kostüm-makyaj ve aydınlatmanın hangi amaçla kullanıldığı, film dilini oluştururken bu öğelerden nasıl faydalanıldığı çözümlenmiştir. Sonuç olarak Alman Dışavurumcu sinemasının mizansen üzerine kurulu olduğu ve mizansenin öğelerinin anlatıyı ve anlamı kurmada en temel araçlar olarak kullanıldığı görülmüştür