Journals / Turkish History Education Journal / 2018 / Cilt: 7 - Sayı: 1
CONTENT ANALYSIS of the VIEWS of HISTORY DEPARTMENT STUDENTS on the IMPORTANCE of FAMILY HISTORY TEACHING
- Pages
- 154–167
- DOI
- —
Abstract
This paper discusses the question of reliability addressed to the primary sources in respect to the information they provide by taking as a case Ottoman-Safavid relations. Modern Ottoman historians usually rely on Ottoman primary sources and read the information given by the Safavid-Persian sources with doubts. In this study, I compare and contrast Ottoman and Persian sources as well as European sources by focusing on the background of the 1555 Amasya Peace Agreement as one of the periods that Ottomans and Safavids had frequent diplomatic relations. I try to show how Celâlzâde whose narrative has been relied by the Ottoman historians absolutely manipulated the reality and how Persian and European sources concur on certain details contrary to Celâlzâde’s account. Therefore, I argue that there is no hierarchy among primary sources in respect to reliability and one should approach each one of these sources equally critically regardless of the identity of its author.
Özet
Bu çalışmada tarih yazımında kullanılan birincil kaynakların verdiği bilgiler itibariyle güvenilirliği meselesi Osmanlı-Safevi ilişkileri üzerinden tartışılmaktadır. Genellikle Osmanlı tarihçileri Osmanlı birincil kaynaklarına daha fazla güvenmekte ve Safevi-Fars kaynaklarının aktardıklarına daha şüphe ile yaklaşmaktadırlar. Bu çalışmada Osmanlı-Safevi diplomatik ilişkilerinin en yoğun olduğu dönemlerden biri olan 1555 Amasya Muahedesi öncesi gelişmeleri Osmanlı ve Fars kaynaklarına ilaveten Avrupa kaynaklarını da mukayese ettim. Osmanlı tarihçilerinin anlatısına şüphe duymadan dayandığı Celâlzâde’nin nasıl gerçekliği manipüle ettiği ve Fars kaynakları ile Avrupa kaynaklarının Celâlzâde’nin söylediğinin tersine aynı noktalarda nasıl uzlaştığını göstermeye çalıştım. Dolayısıyla, tarihçilik açısından birincil kaynaklar arasında güvenilirlik açısından bir hiyerarşi olmadığı gibi her kaynağı yazarı kim olursa olsun aynı eleştirel sürece tabi tutarak yaklaşmak gerektiği sonucuna ulaştım.