Journals / Tarih Okulu Dergisi / 2016 / Cilt: 9 - Sayı: 26

Religious Individualism as a Cultural Crisis and Critical Issue in Turkey

TÜRKİYE'DE BIR KÜLTÜREL KRİZ VE KRİTİK KONUSU OLARAK DİNİ BİREYCİLİK

Pages
569–594
DOI
—

Abstract

Religious individualism is a phenomenon that arose from the cultural crisis of modernity. In this sense, while modern individualism, immanent in enlightenment discourse, is a deliberate outcome of modernity, religious individualism is an unexpected result. Likewise, this kind of individualism is as opposed to the ideology of the secular and enlightened individual as it is to institutional religion that reflects mediation and guardianship of faith. Religious individualism, emphasized by P. L. Berger and N. Luckmann while researching religious pursuits in Western societies, is an element seen in the cultural change Muslim societies experienced during the modernization process; however there is not a great amount of research on this subject. The dynamic of cultural change created by Turkey's rapid and dramatic modernization process, peaking in the European Union accession period, leads to a significant crisis in both the erosion of the dominant status of the state in public life and the effect of religious association in social life. In the current phase of modernization in Turkey, while the legitimacy of the state-centric cultural policies of an Islamist government is becoming problematic; the total effect of the institutional and binding character of Islam on individuals in social life has been facing a crisis. As a result, religious individualism, which can be regarded as a part of the cultural pluralism discourse that increased in Turkish society during the last decade, has reached a significant point especially among youth. This study shows that both rapid socio-cultural change and reaction against the sense of conservative government that aims for a value and norm system have an effect on the increase of religious individualism in Turkey

Özet

Dini bireycilik modernitenin kültürel krizlerinin içinden doğmuş bir olgudur. Bu anlamda aydınlanma söylemine içkin olan modern bireycilikten farklı olarak dini bireycilik modernliğin beklenmeyen sonucu ve bir yan ürünüdür. Zira bu bireysellik türü seküler ve aydınlanmacı birey ideolojisine olduğu kadar; inanç işinde aracılığı ve vesayeti ifade eden kurumsal dine de muhaliftir. Özellikle P. L. Berger ve T. Luckmann'ın Batı toplumlarındaki dinsel arayışları araştırırken üzerinde durdukları dini bireycilik, Müslüman toplumların yaşadıkları kültürel değişimde de rastlanan bir unsur olmakla birlikte pek araştırılmamış bir konudur. Türkiye'nin hızlı ve dramatik şekilde yaşadığı modernleşme süreci ve bunun doruk noktası olan Avrupa Birliği'ne girme amaçlı sürecin yarattığı kültürel değişim dinamiği; devletin kamusal yaşamdaki baskın konumunun aşınması yanı sıra, dinsel kurumun sosyal yaşama olan tesirinde de önemli krizlere neden olmaktadır. Türkiye'de modernleşmenin geldiği aşamada bir yandan İslamcı bir yönetimin devlet merkezli kültür politikalarının meşruiyeti sorunlu hale gelirken, diğer yandan İslamın toplumsal yaşamda kurumsal ve bağlayıcı karakterinin birey üzerindeki total etkisi bir krizle karşı karşıyadır. Bunun sonucu olarak son on yıllık süreçte Türk toplumunda artan kültürel çoğulculuk söyleminin bir parçası olarak görülebilecek olan dini bireycilik, özellikle gençlik arasında varlığı dikkat çeken bir noktaya gelmiştir. Bu çalışma Türkiye'de dini bireyciliğin artışında, bir yandan yaşanan hızlı sosyo-kültürel değişimin, diğer yandan değer ve norm sistemini hedefleyen muhafazakar yönetim anlayışına karşı tepkilerin önemli etkisi olduğunu göstermektedir