Journals / EMakalat Mezhep Araştırmaları Dergisi / 2019 / Cilt: 12 - Sayı: 2

Language and Style in Refutation Texts: The Case of Minhaj al-Sunna

REDDİYE METİNLERİNDE DİL VE ÜSLÛP: MİNHĀCU’S-SÜNNE ÖRNEĞİ

Pages
441–471
DOI
—

Abstract

Language and style occupy a very important place in inter-sectarian relations as well as interreligious relations. One of the most important variables in which inter-sectarian relations based on language and style take root and become permanent is the refutation texts. The refutation texts, which have existed as the basis of the way in which the sects see and read each other since the early periods of Islamic thought, deserve analysis and criticism in many ways. Perhaps the most prominent characteristics of refutation texts, which should be analyzed the most, are non-comprehensible, exclusionary and marginalizing language in these texts. When we look at the history of refutation texts, it is seen that Shiite-Sunni refutation texts are the most important works in which exclusionary and marginalizing language is used most. The Shiite refutation of Minhaj al-Sunna by the Hanbalite scholar Ibn Taymiyya has a distinctive position in terms of language and style. This text, because of its distinctive and marginalizing language, has influenced both Shiite-Sunni relations and has survived as a reference source even today. For this reason, in our paper, the discriminatory language and style preferred by Ibn Taymiyya in his refutation of Shi'ism called Minhaj al-Sunna will be analyzed in terms of text criticism, sectarian belonging and inter-sectarian relations.

Özet

Dinler arası ilişkilerde olduğu gibi mezhepler arası ilişkilerde de dil ve üslûp, son derece önemli bir yer işgal etmektedir. Dil ve üslûba dayalı mezhepler arası ilişkilerin kök saldığı ve kalıcı hale geldiği en önemli değişkenlerden biri olarak ise karşımıza reddiye metinleri çıkmaktadır. İslam düşünce tarihinin ilk dönemlerinden itibaren mezheplerin birbirlerini görme ve okuma biçimlerinin kalıba dökülüp somutlaştığı zemin olarak varlık kazanan reddiye metinleri, birçok açıdan tahlil ve tenkidi hak etmektedir. Reddiye metinlerinin doğası gereği en fazla öne çıkan belki de en çok tahlil edilmesi gereken karakteristik özelliği ise bu metinlerde kendisine sıkça yer bulan anlama çabasından uzak, dışlayıcı ve ötekileştirici dildir. Reddiye metinlerinin tarihine bakıldığında dışlayıcı ve ötekileştirici dilin en çok kullanıldığı eserlerin başında Şiî-Sünnî reddiye metinlerinin geldiği görülür. Daha çok imamet ve hilafet gibi tarihin derinliklerine kök salmış tartışma konularının yer aldığı bu edebiyatta Hanbelî âlim İbn Teymiyye’nin Minhācu’s-Sünne adlı Şiîlik reddiyesi, dil ve üslûp açısından ayırt edici bir konuma sahiptir. Zira bu metin, yer verdiği ayrıştırıcı ve ötekileştirici dili nedeniyle hem Şiî-Sünnî ilişkilerine etki etmiş hem de günümüzde dahi referans kaynağı olarak kendisini var kılmayı başarmıştır. Bu nedenle makalemizde İbn Teymiyye’nin Minhācu’s-Sünne adlı Şiîlik reddiyesinde tercih ettiği ayrıştırıcı dil ve üslûp; metin tenkidi, mezhebî aidiyet ve mezhepler arası ilişkiler açısından analiz edilecektir.