Journals / Türk Tarım - Gıda Bilim ve Teknoloji dergisi / 2021 / Cilt: 9 - Sayı: 3

Monoclonal Antibodies and Their Uses in Therapy

Monoklonal Antikorlar ve Tedavide Kullanımı

Pages
515–530
DOI
—

Abstract

Immune system is the basic defense system that protects the body against disease causing pathogens. The immun system use the most effective mechanisms and protects body against foreign materials called antigen. The antigens encounter primarily natural barriers. The antigens that cross natural barriers encounter immune cells in organs such as bone marrow, lymph nodes, spleen and thymus. In the first stage, macrophages and phagocytes become active, and in the next stage, B and T lymphocytes are involved in the process. Antibodies produced by B lymphocytes form one of the most important defense mechanism in immune system. This importance of antibody molecules in the immun system has led to scientists work in the field. In 1975, Georges Köhler and Cesar Milstein combined B lymphocytes from mice immunized with sheep red blood cells with the infinite growth of mouse myeloma cells to obtain monoclonal antibody-producing hybrid cells and paving the way for the development of therapeutic antibodies. This hybrid cells have ability to produce monoclonal antibodies just binding only to the desired antigen. Monoclonal antibodies have been used in many areas such as diagnosis, treatment and biochemical analysis of diseases worlwide. Nowadays, studies on monoclonal antibody-based treatment and treatment options are still ongoing. This review will focus on monoclonal antibodies and their uses in therapy.

Özet

Bağışıklık sistemi vücudu hastalık yapıcı patojenlere karşı koruyan temel savunma sistemidir. Bu savunma sistemi farklı mekanizmalarla etkili olmaktadır. Bağışıklık sistemi, antijen adı verilen vücudun kalıtsal yapısına yabancı olan her türlü yapıya karşı etki gösterir. Vücuda dışarıdan gelen hastalık etkenleri öncelikle doğal bariyerlerle karşılaşmaktadır. Doğal bariyerleri aşmayı başaran etkenler kemik iliği, timus, lenf bezleri ve dalak gibi özelleşmiş organlarda üretilen savunma hücreleri ile karşılaşır. İlk aşamada makrofajlar ve fagositler devreye girer daha sonraki aşamada ise B ve T lenfositleri sürece dahil olurlar. B lenfositlerinden salgılanan antikorlar bağışık sisteminin en önemli savunma mekanizmalarından birini oluşturmaktadır. Antikor moleküllerinin vücudun savunmasındaki bu önemi bilim insanlarını bu alanda çalışmaya yöneltmiştir. Bu doğrultuda 1975 yılında Georges Köhler ve Cesar Milstein, koyun alyuvarları ile immunize ettikleri farelerin B lenfositleri ile fare myeloma hücrelerini birleştirerek oluşturdukları hibrit hücreler ile yeni bir tedavi stratejisinin kapısını açmışlardır. Bu hibrit hücreler sadece istenen antijene bağlanan monoklonal antikor sentezleyebilme yeteneğine sahiptir. Monoklonal antikorlar tıp dünyasında hastalıkların teşhisi, tedavisi ve biyokimyasal analizler gibi birçok alanda kullanmaktadır. Günümüzde hala monoklonal antikora dayalı tedavi ve tedavi seçenekleri üzerinde çalışmalar devam etmektedir. Bu derlemede monoklonal antikorlar ve tedavide kullanımı üzerine genel bilgiler verilecektir.