Journals / RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi / 2018 / Cilt: 13 - Sayı: 13

An Ottoman lesson for the teaching of writing in additional languages: historical and personal perspectives

Ek (ikinci/yabancı) dillerde yazma öğretimi için Osmanlı örneği: Tarihi ve kişisel bakış açıları

Pages
115–122
DOI
—

Abstract

Even from ancient times, one can infer second language teaching, but by the 16th century, an institution for the teaching of Turkish, Farsi and Arabic as second languages for the ruling class of the Ottoman Empire had formed. Nearly all the Empire’s rulers learned those three languages as additional languages because none were Turk, Fars or Arab. The only few exceptions were members of the imperial Ottoman family. The ruling class called the seyfiye, as opposed to the learned class called the ‘ilmiye, were drafted through the “devshirme”, a levy of Christian boys. They were sent to Anatolian families to learn Turkish. Those who excelled were sent to the palace school where, among other subjects, they studied Ottoman Turkish, Farsi (i.e., Neo-Persian) and classical Arabic as additional languages. These three languages were used by the state bureaucracy. In one or all of the three languages, the sultans, viziers (ministers), pashas (military leaders), beys (governors) and secretaries in the bureaus in the capital and provinces not only read them, but they also wrote them in the course of their state duties. They also composed poetry and prose in the additional languages. How they achieved such mastery in writing those additional languages is the object of this study. The method of learning good writing of additional languages was basically the reading and copying of good models. That may well be a more appropriate method than the further, willy-nilly appropriation of the lingo of the smart phone for better and finer written communication.

Özet

Çok eski çağlardan beri bile, ikinci ve ek diller öğretimi hakkında bir yorum yapılabilir, on altıncı yüzyıla kadar Osmanlı İmparatorluğu yönetici sınıfınının ek dilleri olan Türkçe, Farsça ve Arapça öğretimi için bir kurum vardı. Hemen hemen bütün İmparatorluk yöneticileri bu üç dili, ek dil olarak öğrenmekteydiler, çünkü bunların hiç biri ne Türk ne Fars nede Araptı. Birkaç istisna olarak Osmanlı İmparatorluğu ailesinden olanlar da vardı. Yönetici sınıfına seyfiye, bilimle uğraşan kesime ilmiye olarak ad verilir, bu sınıflar Hristiyan ailelerin çocuklarıydı ve devşirme olarak ailelerinden alınırdı. Bu çocuklar Anadoludaki ailelere Türkçe öğrenmeleri için gönderilirlerdi. Başarılı olanlar saray okuluna gönderilir, diğer derslerin yanında Osmanlı Türkçesi, Farsça (Yeni Farsça), ve klasik Arapçayı ikinci diller olarak öğrenirlerdi. Bu üç dil devlet bürokrasisinde kullanılırdı. Sultanlar, vezirler, paşalar, beyler, başkent veya diğer bölgelerdeki üs düzey sekreterler, bu dillerin birinde veya her üçünüde, sadece okumakla kalmazlar aynı zamanda görevlerindeki yazışmalarda da kullanabilirlerdi. Ayrıca bu kişiler bu dillerde şiir ve düz yazı da yazabilirlerdi. Bu dillerin nasıl bu kadar profösyönelce öğrenilebildiği bu çalışmanın konusudur. Herhangi ek bir dildeki iyi yazmanın metodu temel olarak okuma ve iyi modelleri kopya etmekti. Bu gelecekteki akıllı telefondaki öylesine yapılan dilsel ve bazan da argo ya kaçan yazma uygulamalarından daha iyi bir yaklaşım olabilir.

Keywords: Enderȗn Mektebi, devşirme, ek dil öğretimi, kopyalayarak öğrenmek, Dilbilgisi-Çeviri Yöntemi