Journals / Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi / 2006 / Sayı: 12

Eine Globale und Sozialpolitische Betrachtung der Zuckerfabrik von Burdur

Küresel ve Sosyal Politikalar Açısından Burdur Şeker Fabrikası

Pages
119–145
DOI
—

Abstract

Das die Globalisierung sich mehr in der Wirtschaft entwickelt, die Multinationalen Konzerne diese Entwicklung steuert und somit auch die Weltpolitik mitgestaltet, wird mehr als zuvor betont. Gesellschaften wie die Welt Wirtschafts-Organisationen vernachlässigen bei der Neuformung der Wirtschaft die sozialen Bedürfnisse der einzelnen Nationen und sind sehr erfolgreich, bei der Umsetzung der Liberalwirtschaft und die Strategien der freien Marktwirtschaft. Die radikalen wirtschaftlichen Änderungen beeinflussen die ländliche Bevölkerung am meisten. Die wirtschaftlichen Krisen führen zu Steuererhörung und Exporteinschränkungen die wiederum die ländliche Bevölkerung sich als Sündenbock trifft. Die Bauern können durch diese Einschränkungen ihre Ernte nicht verwirtschaften und werden wirtschaftlich gelähmt. Andererseits führten die wirtschaftlich – dynamische und sozial - politische Strategien, hinsichtlich der Zuckerfabriken zur positiven Entwickelung der Landwirtschaft und der Tierzucht in der Türkei. Somit wurden neue Arbeitsplätze im Hinterland geschaffen und der interne Umzug in die Großstädte verhindert. Durch die Weltweite Überproduktion von Zucker und die dadurch endstehende Preissenkung musste die EU und die Welt Wirtschafts-Organisationen neue politische Maasnahmen einführen, an den sich die Türkei anzupassen versucht. Die Zuckerfabrik Burdur und Burdur selber ist von diesen Maasnahmen betroffen. Das Hinterland, die ländliche Bevölkerung von Burdur, die Zuckerrüben anbauen, haben Anpassungsschwierigkeiten bei der Anpassung der Globalen politischen Strategien.

Özet

Küreselleşme kavramının ekonomi içinde gerçekleştiği ve çok uluslu şirketlerin, bu yeni ekonomik çağın politikalarını belirleyici durumda olduğu söylenmektedir. Dünya Ticaret Örgütü gibi kuruluşların, ülkelerin ekonomik durumlarına yeni politikalar belirlerken, sosyal uygulamaları ihmal ettiği ve liberal ekonominin piyasa koşullarındaki katı rekabetçi özelliklerini yaşatmada daha başarılı olduğu görülmektedir. Bu süreç, özellikle kırsal nüfusun ekonomik yaşantısını birebir etkilemekte ve her hangi bir ekonomik kriz esnasında en büyük zararı görerek, ansızım ektikleri ürünlere kotalar gelmekte ya da maliyeti artırıcı uygulamalar tarımsal yaşantıyı felç etmektedir. Buna karşılık şeker fabrikaları uyguladıkları dinamik ekonomik ve sosyal politikalar ile Türk tarım ve hayvancılığını gelişmesine katkı sağlamışlardır. Böylece, kırsal nüfusun ayakta kalmasına yol açtığı gibi var olan göç sorunun da büyümesini engellemiştir. Son yıllarda dünyada yaşanan şeker üretimindeki fazlalık ve fiyatlardaki düşmeler, Dünya Ticaret Örgütü ve Avrupa Birliği tarafından yeni politikaların geliştirilmesine yol açmış ve Türkiye’de bu politikalara uyma çabası göstermektedir. Burdur şeker fabrikası bu politikalardan etkilenmekte ve hâlihazırda pancar üretimi yapan yerleşmeler, bu politikalara uyum sağlamakta güçlük çekmektedir.