Journals / Çeviribilim ve Uygulamaları / 2018 / Cilt: 2018 - Sayı: 24
Web 2.0 Temelli “Açık Bilim “ İçeriklerini Çevirmek : Türkiye’den Örnekler
- Journal
- Çeviribilim ve Uygulamaları
- Pages
- 1–16
- DOI
- —
Abstract
K üreselleşmeyle birlikte gelişen yeni medya ve iletişim teknolojileri, toplumsal gerçeklikleri yeniden üretmektedir. Yeni bir iletişim ortamının şekillenmesine olanak tanıyan yeni me- dya temelli bu ortamlar/uygulamalar, zamansal ve mekansal sınırları ortadan kaldırmakta ve yeni bir gerçeklik algısı yaratmaktadır. Kimi zaman dijital, kimi zaman ise ağ ya da bilgi kavramlarıyla tanımlanan yeni toplum biçimi, kullanıcıya, hız ve kolay erişebilirlik etrafında yükselen olanak- lar sunmaktadır. 21. yüzyıla damgasını vuran internet temelli yeni toplumsallıklar, bireyin üretim ve tüketim alışkanlıklarını farklı yönde dönüştürmektedir. Bununla birlikte, habitusler, yatkınlıklar, yaşam tarzları ile bireylere ve kurumlara ilişkin ilişkisel tüm değerler yeniden biçimlenmektedir. Çevrimiçi uygulamalar çerçevesinde yeniden yapılanan eyleyiciler ve üstlendikleri yeni roller etkinlik kazanmaktadır. Web 2.0 uygulamaları kapsamında öne çıkan “sosyal medya ağları”, yeni bir kamusal alan yaratarak kullanıcının, işbirlikçi, katılımcı, paylaşımcı içerik üretim pratiklerini destekleyen bir ortam hazırlamaktadır. Toplumsalın dönüştüğü bu dijital açılımla, Türkiye’de, Web 2.0 ortamlarında yükselmekte olan açık bilim çevirileri önem kazanmaktadır. Bu araştırmanın amacı, çeviri sosyolojisi yaklaşımı ekseninde, Türkiye’de, sağlık, ekoloji, teknoloji ve hukuk gibi alanlarda, çevrimiçi topluluklar tarafından yürütülen açık bilim odaklı çeviri pratiklerine yönelik bir çözümleme gerçekleştirmektir. Yöntemsel açıdan ayrıntılı bakarsak, çeviri sosyolojisine, özellikle Pierre Bourdieu sosyolojisine (habi- tus, alan, meşrulaşma, konum alma/konumlandırma, ilişkisel, özdüşünümsel), Yves Gambier ve Mina- ko O’Hagan’a (ağ temelli gönüllü çeviri, işbirlikçi çeviri, kitle kaynaklı çeviri, çevrimiçi topluluklar...) ait kavramlar yol gösterici olmaktadır. Bu bağlamda, farklı yetkinliklerin ediniminde, özellikle terminoloji bilim dalının uzmanlaşma sorunsalı ele alınmaktadır. O halde, çevrimiçi topluluklar, bilim çevirilerini nasıl yeniden yapılandırmaktadır? Bilim çevirileri kapsamında, sosyal ağlarda ortaya çıkan bu yeni çevirmenlerin kimlikleri nasıl tanımlanmaktadır? Ya da başka bir deyişle, sözü edilen bu çevirmen- lerin pratikleri, habitusları ve eğilimleri nelerdir? Ağlarda yükselen açık bilim içeriklerini çevirmek söz konusu olduğunda, çevirmenin, bu süreçte deneyimlediği fırsatlarla birlikte mücadele ettiği tehditler hangi unsurlardan oluşmaktadır? Terminolojik sorunların giderilmesi için çevirmen ne tür çözüm önerilerine başvurmaktadır? Bilimin halka yayılmasıyla birlikte çevirmenin geliştirdiği etik/deontolo- jik kavrayış hangi değerlere dayanmaktadır? Web 2.0 temelli « açık bilim » içeriklerinin çevirilerine yönelik Türkiye’den örnekler ve bu doğrultuda elde edilen yanıtlar, hiç kuşkusuz, söz konusu çeviri eyleyicilerini ve ilişkili tüm çeviri dinamiklerini sorgulamak için ufuk açıcı olacaktır.
Özet
La révolution de l’usage des technologies de l’information et de communication (TIC) liée au phéno- mène pluriel de la mondialisation modifie considérablement notre société. Il s’agit de l’avènement d’une ère nouvelle qui ouvre de vastes possibilités de communication s’affranchissant des barrières du temps, de l’espace, parfois même de la réalité concrète. Ces nouvelles formes de sociétés re- produites au 21ème siècle, sont structurées au sein du réseau Internet. Aujourd’hui, si on pense aux usages des TIC, la transformation sociale fait émerger différents types de production, de consom- mation, de média et de distribution. Nous sommes à présent face aux nouvelles formes de sociabilité; les pratiques relationnelles telles que les habitus, les tendances, les modes de vie ont pris une toute autre allure. Les nouveaux agents/rôles en témoignent le jeu en ligne, le Web 2.0 avec un nouveau parcours spécialisé. L’expression «médias sociaux» est de plus en plus utilisée et tend à remplacer le terme de Web 2.0 et recouvre les différentes activités qui intègrent la technologie, l’interaction so- ciale, et la création de contenu. Par le biais de ces moyens de communication sociale, des individus ou des groupes d’individus qui collaborent, créent ensemble du contenu web, organisent le contenu, l’in- dexent, le modifient ou font des commentaires, le combinent avec des créations personnelles. C’est ce qui se passe en Turquie pour traduire la science au sens large du terme. Dans cette communica- tion, s’appuyant sur les exemples des plates-formes collaboratives de traduction dans les différents domaines – droit, écologie, technologie, santé – organisés au sein du réseau web, nous démontrons la transformation des pratiques traductives scientifiques en Turquie. Les notions empruntées à la sociologie de la traduction, plus particulièrement à Pierre Bourdieu (habitus, champ, légitimation, po- sitionnement, relationnel, réflexif) et d’autre part celles empruntées à Yves Gambier, Minako O’Hagan (traduction bénévole par réseau, traduction collaborative, traduction crowdsourcing, communautés en ligne...) seront notre guide. Pour ce faire, divers flux d’idées sont proposés. L’acquisition des différentes compétences, surtout de la terminologie scientifique, de plus en plus spécialisée sera aussi soulevée. De quelles manières les usages numériques transforment-ils la traduction scientifique ? Au niveau de la traduction scientifique, comment pouvons-nous qualifier ces nouveaux traducteurs ap- parus avec les réseaux sociaux ? Quels sont les pratiques, les habitus, les tendances de ces nouveaux acteurs qui entrent en jeu ? Quand il s’agit de traduire la science, quels sont les enjeux? Quelles sont les démarches prises pour surmonter les problèmes de vocabulaire ou de terminologie scientifique? Que peut-on dire pour la vulgarisation scientifique et les critères éthiques/déontologiques ? Au tra- vers de divers exemples de traductions scientifiques se construisant “en plein air” ou à l’ère du Web 2.0, les éventuelles réponses du champ turc pourraient sans doute nous être utiles à argumenter les agents et les dynamiques représentatifs.