Journals / Turkish Studies (Elektronik) / 2014 / Cilt: 9 - Sayı: 5
FOREIGN TRADE AMONG TURKISH SELJUK’S
- Journal
- Turkish Studies (Elektronik)
- Pages
- 371–402
- DOI
- —
Abstract
As it is known the word “Ticaret” (ticara) (trade) is an infinitive from “t-c-r” root and it was transferred from Aramaic language to Arabian. Business which is done by buying a good at cheap price and selling at expensive price in order to have profit from the difference is called trade. Trade has had – as it has today – a great importance in the world history. In fact, Phoenicians and Sogdians who stand out with their tradesman personality and skill in trade is an example in making living on trade and the level of welfare they have in hand. Like other nations, Turks have been closely interested in trade. Mete (209-174 BC), the khan of Great Hun Empire, did business with China and also signed commercial contracts. Gokturks who are successors of Hun Turks fought with Sasanians in order to rule over “Silk Road”. Gokturk Khan İstemi Yabgu reached the desired aim by conquering Western Turkistan cities. Gokturks made alliance with the Byzantines in order to get rid of Sasanians in ruling over Silk Road. “The primary aim of Turkish states is to make people within boundaries in ultimate welfare, without discriminating any race and religion.” This basic principle and commerical tradition mentioned above was also adopted by Turkish Seljuk’s. The State of Turkish Seljuk’s pursued systematical politics in commercial issues apart from in political, cultural, scientific, religious policies. Turkey Seljuk State, which operates within the boundaries of merchants and caravans showed great care to co-direct. Besides the satisfaction of social needs caravan palace was a symbol of safety and security. Turkey Seljuk Empire, the political and economic situation was good at the time of the clasts from the Far East to the shores of the Atlantic Ocean in a region extending commercial relations with nations and states were for
Özet
Bilindiği gibi "Ticaret" (ticara) "t-c-r" kökünden mastar olup Aramî dilinden Arapça'ya geçmiş bir kelimedir. Bir malı ucuza alıp, pahalıya satarak aradaki farktan kar sağlamak için yapılan işlere ticaret denir. Dünya tarihinde - bugün de olduğu gibi- ticaret büyük bir önem taşımıştır. Öyle ki tüccar kişilikleri ve ticaretteki maharetleriyle göze çarpan Fenikeliler ve Soğdluların ticaretle geçimlerini sağlamaları ve yakaladıkları refah seviyesi buna bir örnektir. Türkler de diğer milletler gibi ticaretle yakından ilgilenmişlerdir. Büyük Hun hakanı Mete Çin ile hem ticaret yapmış hem de ticarî antlaşmalar imzalamıştır. Hun Türklerinin halefleri olan Gök Türkler de "İpek Yolu"na hakim olmak için1 Sasanilerle mücadele etmişlerdir. Gök Türk Hakanı İstemi Yabgu Batı Türkistan şehirlerini fethederek istenen amaca ulaşmıştır.2 Göktürkler İpek Yolu hâkimiyetinde Sasanileri bertaraf etmek için Bizanslılarla ittifaklar kurmuşlardır. "Sınırları içinde yaşayan insanları soy ve din farkı gözetmeksizin, devletlerinin başlıca vazifesidir."3 Bu temel prensibe ve yukarıda belirtilen ticarî ananeye Türkiye Selçukluları da sadık kalmışlardır. Türkiye Selçuklu Devleti; siyasî, harsî, ilmî, dinî politikaları yanında, ticarî konularda da sistemli bir siyaset takip etmişlerdir. Türkiye Selçuklu Devleti, sınırları içinde faaliyet gösteren tacirleri ve kervanları korumak için büyük bir itina göstermiştir. Kervansaraylar sosyal ihtiyaçların karşılanması yanında emniyet ve güvenliğinde sembolüydü. Türkiye Selçuklu Devleti, siyasi ve İktisadî vaziyetinin iyi olduğu dönemde uzak doğudan Atlas Okyanusu kıyılarına kadar uzanan coğrafyadaki milletler ve devletlerle ticarî münasebetler içindeydi