AI Summary & Key Takeaways
AI InsightIt also highlights tensions between security, efficiency, and fundamental rights in practice today.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study examines the transformation of the European Union’s border management in the Mediterranean from the humanitarian search-and-rescue approach associated with Mare Nostrum to a digital, surveillance-based system that frames mobility through security and risk categories. The research is based on a qualitative document analysis of European Union and Frontex policy documents, strategic reports, and legal texts. It examines EUROSUR, biometric data systems, interoperability mechanisms, risk analyses, and early-warning practices. Foucault’s concepts of biopolitics and the panopticon, together with Agamben’s approach to the state of exception, provide the theoretical framework for interpreting the findings. The analysis demonstrates that digital technologies do not merely strengthen border management technically; they also produce a governing mode that classifies, monitors, and subjects mobility to preventive intervention. Consequently, the Mediterranean becomes a biopolitical and panoptic surveillance space extending beyond physical borders. It also highlights tensions between security, efficiency, and fundamental rights in practice today.
Özet
Bu çalışma, Avrupa Birliği’nin Akdeniz’deki sınır yönetiminin, Mare Nostrum dönemindeki insani arama kurtarma yaklaşımından, göç hareketliliğini güvenlik ve risk kategorileri içinde değerlendiren dijital gözetim temelli bir yönetime dönüşümünü incelemektedir. Araştırma, Frontex ve Avrupa Birliği politika belgeleri, stratejik raporlar ve hukuki metinlerin nitel doküman analiziyle değerlendirilmesine dayanmaktadır. Çalışmada EUROSUR, biyometrik veri sistemleri, birlikte işlerlik mekanizmaları, risk analizleri ve erken uyarı uygulamaları ele alınmaktadır. Foucault’nun biyopolitika ve panoptikon kavramları ile Agamben’in istisna hali yaklaşımı, bulguların yorumlanmasında kuramsal çerçeve olarak kullanılmaktadır. Bulgular, dijital teknolojilerin sınır yönetimini yalnızca teknik açıdan güçlendirmediğini, hareketliliği sınıflandıran, izleyen ve önleyici müdahaleye açan bir yönetim biçimi oluşturduğunu göstermektedir. Bu süreç, Akdeniz’i fiziksel sınırların ötesine taşan biyopolitik ve panoptik bir gözetim alanına dönüştürmektedir. Bu analitik çerçevede makale, güvenlik, etkinlik ve temel haklar arasındaki gerilimi görünür kılmakta, sınırın yalnızca coğrafi bir çizgi değil, veri, risk ve öngörü üzerinden işleyen siyasal bir iktidar alanı olduğunu ileri sürmekte ve kurumsal pratikleri dönüştürdüğünü vurgulamaktadır.