AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe findings reveal a gap between expected and observed outcomes.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Innovative mobility solutions, including micromobility, on-demand passenger transport, autonomous vehicles (AVs), innovative urban logistics, and Mobility as a Service (MaaS), are frequently presented as direct instruments for achieving sustainable urban transport. Adopting a systematic scoping review approach, this study critically examines such claims in the context of car-dependent urban development, where congestion, greenhouse gas emissions (GHGs), pollution, and inequalities in access to opportunities persist. Using the three pillars of sustainability as a reference, it develops and applies an assessment framework to these five service groups. The findings reveal a gap between expected and observed outcomes. While innovative mobility can support cleaner vehicle fleets, enable more efficient infrastructure use, and strengthen first- and last-mile connections, many real-world deployments increase total vehicle-kilometres through deadheading and rebound effects, divert demand from public transport and active modes, rely on precarious gig-economy labour, and exclude users without stable digital access or those outside commercially attractive areas. The analysis suggests that sustainability performance is shaped less by the technologies themselves than by the regulatory and planning frameworks under which they operate. Accordingly, the paper proposes a governance agenda centred on binding sustainability objectives, a transit-backbone integration strategy, explicit handling of equity, environment, efficiency trade-offs, and stronger public control over curb space and strategic mobility data.
Özet
Mikro hareketlilik, talep bazlı yolcu taşımacılığı, otonom araçlar (AV), yenilikçi kentsel lojistik ve Hizmet Olarak Hareketlilik (MaaS) dahil olmak üzere yenilikçi hareketlilik çözümleri, sıklıkla sürdürülebilir kentsel ulaşıma ulaşmada doğrudan araçlar olarak sunulmaktadır. Sistematik kapsam incelemesi yaklaşımını benimseyen bu çalışma; trafik sıkışıklığının, sera gazı emisyonlarının (SGE), kirliliğin ve fırsatlara erişimdeki eşitsizliklerin devam ettiği otomobil bağımlı kentsel gelişim bağlamında söz konusu iddiaları eleştirel bir gözle incelemektedir. Sürdürülebilirliğin üç ayağını esas alan bir değerlendirme çerçevesi geliştirilmiş ve beş hizmet grubuna uygulanmıştır. Bulgular, beklenen sonuçlar ile gözlemlenen sonuçlar arasında bir boşluk olduğunu ortaya koymaktadır. Yenilikçi hareketlilik; daha temiz araç filolarını destekleyebilme, altyapının daha verimli kullanılmasını sağlama ve ilk/son kilometre bağlantılarını güçlendirme potansiyeline sahip olsa da, gerçek dünyadaki pek çok uygulama; boş sürüş ve geri tepme etkileri nedeniyle toplam taşıt-kilometresini artırmakta, talebi toplu taşıma ve aktif türlerden uzaklaştırmakta, güvencesiz gig ekonomisi işgücüne dayanmakta ve istikrarlı dijital erişimi olmayan veya ticari açıdan cazip olmayan bölgelerin dışındaki kullanıcıları dışlamaktadır. Yapılan analiz, sürdürülebilirlik performansının teknolojilerin kendisinden ziyade, bu teknolojilerin altında faaliyet gösterdiği düzenleyici ve planlama çerçeveleri tarafından şekillendirildiğini öne sürmektedir. Bu doğrultuda, bağlayıcı sürdürülebilirlik hedeflerine, toplu taşıma omurgalı bir entegrasyon stratejisine, eşitlik-çevre-verimlilik ödünleşimlerinin açıkça ele alınmasına ve kaldırım kenarı kullanımı ile stratejik hareketlilik verileri üzerinde daha güçlü bir kamu kontrolüne odaklanan bir yönetişim gündemi önermektedir.