AI Summary & Key Takeaways
AI InsightAs a result of the review, it was concluded that rather than falling into the "digital native" fallacy and adopting "protectionist" approaches that merely isolate children from risks, educational systems should adopt "empowering" policies that raise awareness and advocate for their digital rights.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
The radical transformation of daily life, communication, and information access processes by digital technologies has made it imperative to redefine the concept of traditional literacy. Initially emerging as an operational skill for using computer hardware and software, digital literacy has today evolved into a "survival" skill encompassing cognitive, critical, social, and ethical dimensions required to cope with complex dynamics such as filter bubbles, echo chambers, disinformation, and active content creation (prosumer). In recent literature, with the proliferation of generative artificial intelligence tools and the updated DigComp 3.0 framework, this umbrella concept has reached the phase of "Artificial Intelligence (AI) Literacy." The aim of this qualitative review study is to examine the conceptual transformation of digital literacy in the historical process and to evaluate the reflections of this change in the educational context. In the research, national and international current literature was analyzed using the document analysis method. As a result of the review, it was concluded that rather than falling into the "digital native" fallacy and adopting "protectionist" approaches that merely isolate children from risks, educational systems should adopt "empowering" policies that raise awareness and advocate for their digital rights. Furthermore, it was concluded that in this transformation process, teachers should shift from traditional knowledge transmitters to the role of "digital facilitators," while parents should act as active "media mediators" who protect their children's digital privacy against the risk of sharenting.
Özet
Dijital teknolojilerin gündelik yaşam, iletişim ve bilgiye erişim süreçlerini radikal biçimde değiştirmesi, geleneksel okuryazarlık kavramının da yeniden tanımlanmasını zorunlu kılmıştır. Başlangıçta bilgisayar donanım ve yazılımlarını kullanmaya yönelik operasyonel bir beceri olarak ortaya çıkan dijital okuryazarlık; günümüzde filtre balonları, yankı odaları, dezenformasyon ve aktif içerik üretimi (üretüketici) gibi karmaşık dinamiklerle başa çıkmayı gerektiren, bilişsel, eleştirel, sosyal ve etik boyutları kapsayan bir "hayatta kalma" becerisine dönüşmüştür. Son dönem literatüründe ise bu şemsiye kavram, üretken yapay zekâ araçlarının yaygınlaşması ve güncellenen DigComp 3.0 çerçevesiyle birlikte "Yapay Zekâ (AI) Okuryazarlığı" evresine ulaşmıştır. Bu nitel derleme çalışmanın amacı, dijital okuryazarlık kavramının tarihsel süreçteki kavramsal dönüşümünü incelemek ve bu değişimin eğitim bağlamındaki yansımalarını literatür doğrultusunda değerlendirmektir. Araştırmada doküman incelemesi yöntemi kullanılarak ulusal ve uluslararası güncel literatür analiz edilmiştir. İnceleme sonucunda; "dijital yerli" yanılgısına düşülmeden, eğitim sistemlerinde çocukları sadece risklerden izole eden "korumacı (protectionist)" yaklaşımlar yerine, onları bilinçlendiren ve dijital haklarını savunan "güçlendirici (empowering)" politikaların benimsenmesi gerektiği görülmüştür. Ayrıca bu dönüşüm sürecinde, öğretmenlerin geleneksel bilgi aktarıcılığından "dijital kolaylaştırıcı" rolüne geçmeleri; ebeveynlerin ise çocuklarının dijital mahremiyetini (sharenting riskine karşı) koruyan aktif birer "medya arabulucusu" rolünü üstlenmeleri gerektiği sonucuna varılmıştır.