AI Summary & Key Takeaways
AI InsightFindings revealed that only 26.3% of participants had prior education on herbal products, yet 85% expressed strong interest in receiving such education.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Phytotherapeutic products, widely used in both traditional and modern healthcare systems, are often mistakenly considered risk-free due to their natural origin. However, these products can pose significant safety risks, especially in the absence of adequate education among future healthcare providers. This study aimed to assess Turkish pharmacy students’ knowledge, attitudes, and perceptions regarding the safe use of herbal products. A cross-sectional survey was conducted among 274 pharmacy students at İnönü University, Türkiye. The study employed a 57-item validated Likert-scale instrument measuring four factors: frequent usage scenarios, safety and regulation, herbal product handling practices, and risk perceptions with professional attitudes. Findings revealed that only 26.3% of participants had prior education on herbal products, yet 85% expressed strong interest in receiving such education. Gender differences were statistically significant in three factors, with male students scoring higher in common use, regulatory knowledge, and risk perception. Age was not a discriminating factor. Notably, fourth-year students showed a significant drop in risk perception scores compared to other academic years, suggesting a curricular gap during clinical preparation. Students with prior education scored significantly higher in the domain of risk awareness. The overall scale demonstrated excellent internal consistency (α = .908). These results emphasize a pressing need for structured, evidence-based phytotherapy education within pharmacy curricula, particularly during critical transition phases like the fourth academic year. Addressing misconceptions around the inherent safety of natural products and improving students' ability to counsel patients effectively on herbal medicine use is essential for ensuring medication safety and informed decision-making in pharmacy practice.
Özet
Fitoterapötik ürünler, hem geleneksel hem de modern sağlık sistemlerinde yaygın olarak kullanılmakta olup, doğal kökenli olmaları nedeniyle genellikle risksiz olarak algılanmaktadır. Ancak bu ürünler, özellikle geleceğin sağlık profesyonelleri arasında yeterli eğitim eksikliği söz konusu olduğunda, önemli güvenlik riskleri oluşturabilmektedir. Bu çalışma, eczacılık fakültesi öğrencilerinin bitkisel ürünlerin güvenli kullanımı konusundaki bilgi, tutum ve algılarını değerlendirmeyi amaçlamıştır. Bu çalışma Türkiye’de bir Eczacılık Fakültesi’nde öğrenim gören 274 öğrenciyle yürütülen kesitsel bir anket çalışmasıdır. Katılımcıların tutumlarını değerlendirmek amacıyla; bitkisel ürünlerin yaygın kullanım senaryoları, güvenlik ve mevzuat bilgisi, bitkisel ürünlerin temini ve kullanımıyla ilgili uygulamalar ile risk algısı ve mesleki yaklaşım olmak üzere dört faktörü kapsayan, 57 maddelik, geçerliliği kanıtlanmış Likert tipi bir ölçek kullanılmıştır. Bulgular, öğrencilerin yalnızca %26,3’ünün daha önce bitkisel ürünler konusunda eğitim aldığını, ancak %85’inin bu konuda eğitim almak istediğini ortaya koymuştur. Cinsiyete göre anlamlı farklar üç faktörde gözlenmiş; erkek öğrenciler yaygın kullanım, düzenleyici bilgi ve risk algısı alanlarında daha yüksek puan almıştır. Yaş değişkeni anlamlı bir ayrım yaratmamıştır. Özellikle dördüncü sınıf öğrencilerinde risk algısına ilişkin puanların anlamlı şekilde düştüğü görülmüş, bu durumun klinik hazırlık sürecinde ortaya çıkan müfredat boşluğunu işaret ettiği düşünülmüştür. Daha önce eğitim almış öğrenciler, risk farkındalığı alanında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek puanlar almıştır. Kullanılan ölçek, yüksek düzeyde iç tutarlılık göstermiştir (Cronbach’s α = .908). Bu sonuçlar, eczacılık müfredatında, özellikle klinik geçiş dönemleri gibi kritik evrelerde, yapılandırılmış ve kanıta dayalı bir fitoterapi eğitiminin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bitkisel ürünlerin doğallığının güvenli olduğu yönündeki yanlış inanışların giderilmesi ve öğrencilerin hastaları doğru ve etkili biçimde bilgilendirebilecek yetkinliğe ulaşmalarının sağlanması, ilaç güvenliği ve bilinçli hasta kararlarını desteklemek açısından büyük önem taşımaktadır.