AI Summary & Key Takeaways
AI InsightBased on a comparative analysis, the study highlights the governance implications of central–local relations and emphasizes that urban justice is linked to representation, participation, and institutional accountability.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Over the past decade, the discourse on urban rights has become an integral component of local government agendas worldwide, with increasing emphasis on participation, representation, and justice in municipal practices. Although institutional reflections of this transformation are observable in Turkey, the concept of urban rights governance, crucial for democratic consolidation, remains insufficiently conceptualized. This study examines urban rights governance in Turkey through the dimensions of local democracy, participatory urban governance, and urban justice from a public administration perspective. The theoretical framework integrates Lefebvre’s “right to the city” and Harvey’s reinterpretations with contemporary governance theories to explore the relationship between rights-based municipalism and administrative structures. Empirically, the study evaluates institutional mechanisms in Turkey, including city councils, stakeholder participation in strategic planning processes, neighborhood assemblies, and digital public services, assessing their functionality in relation to urban rights and governance. Urban justice is further analyzed through spatial inequalities in service provision, constraints on disadvantaged groups’ access to governance, and the distinction between social municipalism and a rights-based approach. Based on a comparative analysis, the study highlights the governance implications of central–local relations and emphasizes that urban justice is linked to representation, participation, and institutional accountability.
Özet
Kentsel haklar söylemi, son on yılda küresel ölçekte yerel yönetim politikalarının gündemine taşınmış; katılım, temsil ve adalet talepleri belediyecilik uygulamalarında yerini almaya başlamıştır. Türkiye'de bu dönüşümün kurumsal yansımaları gözlemlenmekle birlikte, özellikle demokratikleşme için büyük önem taşıyan “kentsel haklarda yönetişim” kavramı henüz tam anlamıyla anlaşılmamıştır. Bu çalışma, “Türkiye'de kentsel hak yönetişiminin yerel demokrasi, katılımcı kent yönetimi ve kentsel adalet” boyutlarını kamu yönetimi perspektifinden ele almaktadır. Özellikle, teorik yapı oluşturulurken Lefebvre'nin kent hakkı çerçevesi, Harvey'in önerileri, çağdaş yönetişim kuramlarıyla eklemlenerek hak temelli belediyecilik ile idari yapı arasındaki ilişki analiz edilmektedir. Bu bağlamda, Türkiye’de kent konseyleri, stratejik planların yapım süreçlerindeki paydaş katılımları, mahalle meclisleri ve dijital kamu hizmetleri değerlendirilmekte; bu mekanizmaların kurumsal düzeyde çalışmaları, kentsel hak ve yönetişim boyutlarıyla birlikte ele alınmaktadır. Konunun, kentsel adalet boyutu ise hizmet dağılımındaki mekânsal eşitsizlikler, dezavantajlı grupların kent yönetimine erişim kısıtları ve sosyal belediyecilik ile hak temelli yaklaşım arasındaki ayrımlar üzerinden incelenmektedir. Belediye örneklerine dayanan karşılaştırmalı analizde ise, merkezi idare ile yerel idare ilişkisi yönetişim bakımından ele alınmaktadır. Çalışma, kentsel adaletin, siyasi temsil, yönetişim kapasitesi ve kurumsal hesap verebilirlik ile doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyarken, özellikle Türkiye örneği üzerinden kentsel hak yönetişimi kavramının gelişmekte olan ülkelerde yerel demokrasi ve katılımın kurumsal sınırları bakımından nasıl anlaşılması/yorumlanması gerektiğini vurgulamaktadır.