AI Summary & Key Takeaways
AI InsightIn conclusion, this study argues that green finance should be evaluated both as an instrumental transformation (a sustainable version of the traditional financial system) and as a value-driven paradigm.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
The concept of green finance gained prominence after the 2010 UN Climate Change Conference with the establishment of the Green Climate Fund, created to provide financial support for emission reduction and climate adaptation in developing countries. This study examines the structural similarities and differences between green finance and traditional finance, and discusses whether green finance—defined as the reshaping of traditional financial instruments and institutions in line with sustainability principles—represents merely a sustainable evolution of traditional finance or a new ethical paradigm. Two main perspectives dominate the literature. The first argues that green finance is a gradual adaptation of traditional finance to support sustainability goals. The second interprets green finance as a significant paradigm shift, suggesting a reform of capitalism based on ethical principles. While environmental responsibility and ethical values are increasingly emphasized, financial return still remains at the core of the system. A genuine ethical paradigm shift, however, would require further measures such as mandatory ESG reporting, transparent environmental auditing mechanisms, and the integration of environmental performance scores into credit evaluations. Therefore, it can be argued that green finance currently exhibits a hybrid structure. Methodologically, this study is based on a theoretical approach and literature analysis, focusing on the structural features of green finance and its potential for value-driven transformation. In addition to the conceptual discussion, it proposes an ESG metrics framework for the logistics sector. This framework operationalizes the paradigm debate by providing measurable indicators to assess whether green finance practices in carbon-intensive industries reflect a mere financial evolution or a broader ethical transformation. In conclusion, this study argues that green finance should be evaluated both as an instrumental transformation (a sustainable version of the traditional financial system) and as a value-driven paradigm. The success of transitioning toward the paradigm dimension depends on binding policies, transparent reporting mechanisms, and the implementation of measurable metrics. By proposing a sector-specific and applicable framework, the study also addresses an important gap in the literature.
Özet
Yeşil finans kavramı, 2010 BM İklim Değişikliği Konferansı sonrasında gelişmekte olan ülkelerde emisyon azaltımı ve iklim uyumuna yönelik finansal destek sağlamak amacıyla kurulan Yeşil İklim Fonu ile önem kazanmıştır. Bu çalışmada, yeşil finans ile geleneksel finans arasındaki yapısal benzerlikleri ve farklılıkları incelemekte ve geleneksel finansal araçların ve kurumların sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda yeniden şekillendirilmesini ifade eden yeşil finansın, yalnızca geleneksel finansın sürdürülebilir bir evrimi mi olduğu, yoksa yeni bir etik paradigmayı mı temsil ettiği sorusunun cevabı tartışılmaktadır. Literatürde iki temel görüş öne çıkmaktadır. Birinci görüş, yeşil finansın sürdürülebilir hedefleri desteklemek üzere geleneksel finansın kademeli bir uyumu olduğunu savunmaktadır. İkinci görüş ise yeşil finansı, etik ilkelere dayalı bir kapitalizm reformu öneren önemli bir paradigma değişimi olarak yorumlamaktadır. Çevresel sorumluluk ve etik değerlere verilen önem artarken, finansal getiri hâlen sistemin merkezinde yer almaktadır. Gerçek bir etik paradigma değişimi için ise zorunlu ESG raporlaması, şeffaf çevresel denetim mekanizmaları ve kredi değerlendirmelerinde çevresel performans skorlarının etkin kullanımı gibi ek tedbirler gerekmektedir. Dolayısıyla mevcut durumda yeşil finansı hibrit bir yapı sergilediği görülmektedir. Yöntemsel açıdan bu çalışma, yeşil finansın yapısal özelliklerine ve değer odaklı dönüşüm potansiyeline odaklanan teorik bir yaklaşım ve literatür analizine dayanmakta; kavramsal tartışmaya ek olarak, lojistik sektörüne yönelik bir ESG metrik çerçevesi önermektedir. Bu çerçeve, karbon yoğun sektörlerdeki yeşil finans uygulamalarının yalnızca finansal bir evrimi mi yoksa daha geniş bir etik dönüşümü mü yansıttığını ölçebilecek göstergeler sunarak paradigma tartışmasını operasyonelleştirmektedir. Sonuç olarak bu çalışma, yeşil finansın hem araçsal bir dönüşüm (geleneksel finansal sistemin sürdürülebilir versiyonu) hem de değer-temelli bir paradigma olarak değerlendirilmesi gerektiğini; paradigma yönüne geçişin başarısının, bağlayıcı politikalar, şeffaf raporlama mekanizmaları ve ölçülebilir metriklerin uygulanmasına bağlı olduğunu ileri sürmekte; sektörel düzeyde uygulanabilir bir çerçeve önererek literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmaktadır.