AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe article argues that determining whether global actors frame climate change within a human security paradigm is crucial for understanding how framing processes shape the conceptualization of security and redefine the relationship between the environmental and political spheres.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This article examines how two major global actors—the United States (U.S.) and the European Union (EU)—have framed climate change from a human security perspective, with a particular focus on the Trump era. Drawing on Frame Theory, the study explains how political narratives and policy discourses construct the meaning of climate change and analyzes how this construction shapes public perception and policy priorities. Through a qualitative comparative analysis of official speeches and policy documents, significant differences are identified between the framing approaches of the U.S. and the EU. The Trump administration primarily addressed climate change within the context of economic interests and energy independence, whereas the EU framed it as a global and humanitarian security issue requiring multilateral cooperation. The article argues that determining whether global actors frame climate change within a human security paradigm is crucial for understanding how framing processes shape the conceptualization of security and redefine the relationship between the environmental and political spheres.
Özet
Bu makale, iki büyük küresel aktör olan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Avrupa Birliği’nin (AB) iklim değişikliğini insan güvenliği perspektifinden nasıl çerçevelediğini, özellikle de Trump dönemi odağında incelemektedir. Çerçeveleme Teorisi’nden yararlanan çalışma, politik anlatıların ve politika söylemlerinin iklim değişikliği olgusuna nasıl anlam kazandırdığını ve bu anlamlandırma sürecinin kamu algısını ve politika önceliklerini nasıl şekillendirdiğini açıklamaktadır. Resmî konuşmalar ve politika belgeleri üzerine yapılan nitel karşılaştırmalı analiz, ABD ile AB’nin çerçeveleme yaklaşımları arasında önemli farklar bulunduğunu ortaya koymaktadır. Trump yönetimi iklim değişikliğini ağırlıklı olarak ekonomik çıkarlar ve enerji bağımsızlığı bağlamında ele alırken, AB bunu çok taraflı iş birliği gerektiren küresel ve insani bir güvenlik meselesi olarak çerçevelemiştir. Makale, küresel aktörlerin iklim değişikliğini bir insan güvenliği paradigması içinde çerçeveleyip çerçevelemediklerinin, çerçeveleme süreçlerinin güvenlik kavrayışını nasıl şekillendirdiğini ve çevresel alan ile siyasal alan arasındaki ilişkiyi nasıl yeniden tanımladığını anlamak açısından kritik olduğunu ileri sürmektedir.