AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe need for a systematic and multidisciplinary approach to the factors contributing to thirst and for effective thirst management, with nurses taking a leading role in this area, is emphasized.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Thirst is defined as a subjective condition associated with a strong desire to drink. In intensive care patients, thirst is a common and intense symptom with a high incidence. The high prevalence of thirst among critically ill patients has been associated with disease severity, treatments, and medications used. Serum sodium concentration, hyperglycemia, disease severity, and xerostomia are important factors that trigger thirst. In addition, factors such as discontinuation of oral intake, surgical operations, medications, and the use of medical devices that provide respiratory support may also contribute to thirst. Studies have demonstrated that thirst is one of the most prevalent and distressing symptoms in intensive care units. Nevertheless, thirst is not routinely or consistently assessed and effectively managed by intensive care nurses. The limited availability of valid and reliable tools for assessing thirst in critically ill patients restricts nurses’ effectiveness in thirst management. Alleviating thirst is part of humane care and is an important aspect of nursing practice. Effective thirst management strategies are essential to address the thirst experienced by intensive care patients. This review synthesizes the physiology of thirst, incidence, and prevalence in intensive care units based on current research. The tools used to assess thirst and the negative consequences of thirst are described. Risk factors for thirst are discussed in detail, and findings from recent studies on nursing interventions addressing these risk factors are presented. The need for a systematic and multidisciplinary approach to the factors contributing to thirst and for effective thirst management, with nurses taking a leading role in this area, is emphasized.
Özet
Susuzluk, güçlü bir içme isteğiyle ilişkili öznel bir durum olarak tanımlanır. Yoğun bakım hastalarında susuzluk yaygın ve yoğun bir şekilde gelişen, insidansı yüksek bir semptomdur. Yoğun bakımdaki hastalarda susuzluğun yüksek oranda görülmesi hastalık şiddeti, uygulanan tedavi ve kullanılan ilaçlarla ilişkilendirilmiştir. Serum sodyum konsantrasyonu, hiperglisemi, hastalık şiddeti ve ağız kuruluğu (kserostomi) susuzluğu tetikleyen önemli faktörlerdir. Bununla birlikte oral alımın durdurulması, cerrahi operasyon, kullanılan ilaçlar ve solunum desteği sağlayan tıbbi cihazların kullanımı gibi faktörler de susuzluğu tetiklemektedir. Susuzluğun yoğun bakımdaki hastalarda yaygın ve yoğun semptomlardan biri olduğu çalışmalarla ortaya konulmuştur. Buna rağmen susuzluğun yoğun bakım hemşireleri tarafından rutin veya tutarlı bir şekilde değerlendirilmediği ve etkili şekilde yönetilmediği görülmektedir. Yoğun bakım hastalarında susuzluğun değerlendirilmesi için geçerlik ve güvenirliği sağlanmış araçların sınırlı olması hemşirelerin susuzluk yönetimindeki etkinliğini sınırlandırmaktadır. Susuzluğu gidermek insancıl bakımın bir parçasıdır ve hemşirelik bakımında önemli bir yere sahiptir. Yoğun bakımdaki hastaların yaşadıkları susuzluğun yönetimi için etkili susuzluk yönetimi stratejilerine ihtiyaç vardır. Bu derlemede yoğun bakım ünitesinde yatan hastalarda görülen susuzluğun fizyolojisi, yoğun bakımda görülme sıklığı ve susuzluk prevalansı güncel çalışmalarla incelenmiştir. Susuzluğu değerlendirmek için kullanılan araçlar ve susuzlukla ilişkili olumsuz durumlar açıklanmıştır. Susuzlukla ilişkili risk faktörleri ayrıntılı olarak ele alınmış ve bu risk faktörlerine yönelik hemşirelik müdahalelerini içeren güncel çalışma sonuçlarına yer verilmiştir. Susuzluğa neden olan faktörlerin sistemik ve multidisipliner yaklaşımlar ile ele alınarak susuzluğun etkin bir biçimde yönetilmesi ve bu alanda hemşirelerin öncü olması gerektiği vurgulanmıştır.