AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe study highlights that migration-related conflicts cannot be explained solely by demographic change but emerge from the interaction between socio-economic conditions, collective perceptions, and institutional responses.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Migration has become one of the most significant social phenomena shaping contemporary societies, generating new opportunities for economic and cultural exchange while simultaneously creating challenges related to social cohesion and intergroup relations. This study examines the determinants of migration-driven social conflicts between immigrant and local populations through a comparative analysis of Georgia and Germany. The research aims to identify the extent to which economic competition, cultural distance, public perception, media influence, and institutional effectiveness contribute to variations in conflict intensity. The study employs a quantitative research design based on a cross-sectional survey dataset (N = 220). Using descriptive statistics, correlation analysis, and multiple linear regression, the research evaluates the relationship between migration-related factors and perceived levels of social conflict. The empirical model explains a substantial proportion of variance in conflict intensity (R² = 0.62). The findings demonstrate that public perception represents the strongest predictor of migration-related conflict (β = 0.35, p < 0.001), followed by cultural distance (β = 0.31) and economic competition (β = 0.29). Furthermore, media influence and unemployment are positively associated with conflict intensity, whereas effective integration policies and institutional capacity significantly reduce social tensions. The comparative analysis reveals important differences between Georgia and Germany, indicating that institutional frameworks, migration governance approaches, and integration mechanisms play a critical role in shaping immigrant–host society relations. The findings contribute to migration and conflict studies by integrating structural, cultural, and perceptual explanations within a unified analytical framework. The study highlights that migration-related conflicts cannot be explained solely by demographic change but emerge from the interaction between socio-economic conditions, collective perceptions, and institutional responses.
Özet
Göç, çağdaş toplumları şekillendiren en önemli sosyal olgulardan biri haline gelmiş; ekonomik ve kültürel etkileşim için yeni fırsatlar yaratırken aynı zamanda toplumsal uyum ve gruplar arası ilişkiler açısından çeşitli zorluklar doğurmuştur. Bu çalışma, göçmenler ile yerel nüfus arasındaki göç kaynaklı sosyal çatışmaların belirleyicilerini, Gürcistan ve Almanya’nın karşılaştırmalı analizi üzerinden incelemektedir. Araştırma, ekonomik rekabet, kültürel mesafe, kamuoyu algısı, medya etkisi ve kurumsal etkinliğin çatışma düzeyindeki farklılıklara ne ölçüde katkıda bulunduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma, kesitsel anket verisine (N = 220) dayanan nicel bir araştırma tasarımına sahiptir. Betimsel istatistikler, korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon yöntemleri kullanılarak göçle ilgili faktörler ile algılanan sosyal çatışma düzeyi arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Ampirik model, çatışma yoğunluğundaki varyansın önemli bir kısmını açıklamaktadır (R² = 0.62). Bulgular, kamuoyu algısının göç kaynaklı çatışmanın en güçlü belirleyicisi olduğunu göstermektedir (β = 0.35, p < 0.001); bunu kültürel mesafe (β = 0.31) ve ekonomik rekabet (β = 0.29) izlemektedir. Ayrıca, medya etkisi ve işsizlik oranı çatışma düzeyi ile pozitif yönde ilişkiliyken, etkili entegrasyon politikaları ve kurumsal kapasite sosyal gerilimleri anlamlı ölçüde azaltmaktadır. Karşılaştırmalı analiz, Gürcistan ve Almanya arasında önemli farklılıklar ortaya koymakta; kurumsal yapılar, göç yönetişimi yaklaşımları ve entegrasyon mekanizmalarının göçmen–ev sahibi toplum ilişkilerini şekillendirmede kritik bir rol oynadığını göstermektedir. Bulgular, yapısal, kültürel ve algısal açıklamaları bütünleşik bir analitik çerçevede ele alarak göç ve çatışma literatürüne katkı sunmaktadır. Çalışma, göç kaynaklı çatışmaların yalnızca demografik değişimlerle açıklanamayacağını, aksine sosyo-ekonomik koşullar, kolektif algılar ve kurumsal tepkiler arasındaki etkileşimden ortaya çıktığını vurgulamaktadır.