AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe findings reveal a remarkable increase in research on nomophobia, particularly in the last eight years (n = 456).
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study aims to examine the dissemination and thematic orientations of academic research on the concept of nomophobia—a form of dependence and fear associated with technological devices, particularly mobile phones. Accordingly, the primary objective of this study is to identify the developmental trajectory and research foci of scientific publications concerning nomophobia over the years. The study employs the quantitative research method of bibliometric analysis, with data obtained from the Web of Science (WoS) database. All studies indexed with the keyword “nomophobia” were examined, and a total of 472 academic publications were analyzed in terms of their bibliometric data. The findings reveal a remarkable increase in research on nomophobia, particularly in the last eight years (n = 456). At the country level, the highest number of publications were produced by researchers from Turkey, while Nottingham Trent University was identified as the most prolific institution in this field. Keyword analyses indicate that the concepts of “excessive smartphone use” and “behavioral addiction” have appeared only infrequently within nomophobia-related studies. The discussion highlights that research on nomophobia has predominantly concentrated in the fields of psychology, psychiatry, and education, while studies in the communication discipline—despite its high relevance to the topic—remain limited. In conclusion, this study reveals the developmental trends of the literature on nomophobia and provides a guiding framework for researchers to monitor existing trajectories and identify new research avenues. Future studies are recommended to examine in greater depth the psychosocial impacts of nomophobia within different cultural contexts and its connections to digital health policies.
Özet
Bu çalışma, bireylerin teknolojik cihazlara ve özellikle mobil telefonlara yönelik bağımlılık ve fobilerinden biri olan nomofobi (cep telefonu kullanamama korkusu) kavramına ilişkin akademik araştırmaların yaygınlaşma ve konu yönelimlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Günümüzde hızla artan mobil cihaz kullanımı, bireylerin teknolojiyle olan etkileşim biçimlerini dönüştürmüş ve beraberinde yeni türden bağımlılıklar ile fobilerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu doğrultuda, çalışmanın temel amacı, nomofobi konusundaki bilimsel yayınların yıllar içindeki gelişim seyrini ve araştırma odaklarını belirlemektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden bibliyometrik analiz kullanılmış ve veri kaynağı olarak Web of Science (WoS) veri tabanı tercih edilmiştir. Analiz kapsamında “nomophobia” anahtar kelimesiyle dizinlenen tüm çalışmalar incelenmiş, toplam 472 akademik yayının bibliyometrik verileri değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, nomofobiye ilişkin çalışmaların özellikle son sekiz yılda (n=456) belirgin bir artış gösterdiğini ortaya koymaktadır. Ülke bazında en fazla yayının Türkiye’den araştırmacılar tarafından üretildiği, en çok yayın yapan kurumun ise Nottingham Trent University olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelime analizleri, nomofobi çalışmalarında nadiren “aşırı akıllı telefon kullanımı” ve “davranışsal bağımlılık” kavramlarının ön plana çıktığını göstermektedir. Tartışma bölümünde, nomofobi araştırmalarının özellikle psikoloji, psikiyatri ve eğitim alanlarında yoğunlaştığı; ancak konu ile ilişkisi yüksek olan iletişim alanında oldukça az çalışmanın bulunduğu saptanmıştır. Buna ek olarak kültürel boyutlarının yeterince incelenmediği vurgulanmaktadır. Bu durum, gelecekteki araştırmalar için disiplinlerarası yaklaşımların gerekliliğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, çalışma nomofobiye yönelik literatürün gelişim yönelimlerini ortaya koymakta, araştırmacılara bu alandaki eğilimleri izleme ve yeni araştırma konuları belirleme konusunda yol gösterici bir çerçeve sunmaktadır. Gelecek çalışmalarda, özellikle farklı kültürel bağlamlarda nomofobinin psikososyal etkilerinin ve dijital sağlık politikalarıyla ilişkilerinin derinlemesine incelenmesi önerilmektedir.