AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe study concludes that an act of enclosure lies at the garden's core, while paradise and cultivation are regionally weighted later layers; it links etymology to landscape morphology not as cause and effect but as the co-appearance, in language and space, of the same underlying conception.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
The garden spatially embodies the nature-culture relationship, and the meaning at its root grounds later formal layers. This study compares the core meanings of "garden" words in Indo-European and Semitic languages (garden, hortus, khórtos, pairidaēza, bāgh, gan, janna) by a defined criterion, testing the historical priority of "enclosure" over "paradise" and "cultivation," and reading root meaning against garden morphology in an interpretive framework. The words were analyzed through etymological and philological reference literature; for each, core meaning was distinguished from later-deposited meaning and, where datable, tested by the priority criterion. The findings show that in most words the core is spatial enclosure/covering, and that "paradise" and "cultivation" never appear at the core, emerging only as later-deposited layers upon this ground. In polysemy attested within a single language (khórtos, hortus, parádeisos), the enclosure meaning is documented earlier than the paradise and agricultural meanings. Bāgh, the central word of Turkish garden culture (Old Persian bāga-), is the pattern's critical exception: at its core it carries not enclosure but allotment/share, marking a cross-linguistic typological bifurcation. At the morphological level, wall, courtyard, and internal subdivision are read with the enclosure ground, while axis and water element are read with the paradise and cultivation layers. The study concludes that an act of enclosure lies at the garden's core, while paradise and cultivation are regionally weighted later layers; it links etymology to landscape morphology not as cause and effect but as the co-appearance, in language and space, of the same underlying conception.
Özet
Bahçe, doğa–kültür ilişkisini mekânsal olarak somutlaştıran temel bir kültürel yapıdır; kavramın kökenindeki ilk anlam, sonraki biçimsel katmanların zeminini oluşturur. Bu çalışma, Hint-Avrupa ve Sami dillerindeki başlıca "bahçe" sözcüklerinin (garden, hortus, khórtos, pairidaēza, bâğ, gan, janna) kök anlamlarını ortak ve tanımlı bir ölçütle karşılaştırarak "çevreleme" anlamının "cennet" ve "tarım" anlamlarına göre tarihsel önceliğini sınamayı; kök anlam ile bahçe morfolojisi arasındaki karşılıklılığı yorumsal bir çerçevede okumayı amaçlar. Sözcükler etimolojik ve filolojik başvuru literatürü üzerinden çözümlenmiş; her sözcükte kök anlam ile sonradan yerleşen anlam ayrılmış ve tarihlenebilir olduğu sözcüklerde öncelik ölçütüyle değerlendirilmiştir. Bulgular, incelenen sözcüklerin çoğunda kök anlamın mekânsal çevreleme/örtme olduğunu; "cennet" ve "tarım" anlamlarının hiçbir sözcüğün kök anlamında bulunmadığını, yalnızca bu zemin üzerine sonradan yerleşen katmanlar olarak belirdiğini göstermektedir. Çokanlamlılığı tek dil içinde tanıklanan ve bu nedenle doğrudan sınanabilen sözcüklerde (khórtos, hortus, parádeisos) çevreleme anlamı, her sözcüğün sonradan geliştirdiği anlamlardan (cennet ve işlevsel/tarımsal anlamlar) daha erken belgelenmektedir. Türkçe bahçe kültürünün merkezi sözcüğü olan bâğ (Eski Farsça bāga-), kök anlamında çevreleme değil pay/tahsis taşıdığından örüntünün kritik istisnasıdır ve diller arası tipolojik bir çatallanmaya işaret eder. Morfolojik düzeyde duvar, avlu ve iç bölümleme çevreleme zeminiyle; eksen ve su öğesi ise cennet ve tarım katmanlarıyla birlikte okunmaktadır. Çalışma, bahçe kavramının kökeninde bir çevreleme ediminin bulunduğunu, cennet ve tarım anlamlarının ise bölgesel ağırlıklı sonraki katmanlar olduğunu ileri sürer ve etimolojik veriyi peyzaj morfolojisiyle ilişkilendirir; ancak bu ilişki bir neden-sonuç bağı değil, aynı temel kavrayışın dil ve mekânda birlikte görünmesi olarak yorumlanır.