AI Summary & Key Takeaways
AI InsightIn conclusion, this study demonstrates that İslâhiye developed as a multi-layered historical structure through the interaction of diverse cultures over time.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study examines the historical development of the district of İslâhiye in Gaziantep and its surrounding region. The research is based on archaeological findings and written sources. It aims to reveal the region’s significance within Anatolian and Near Eastern history. Located at the crossroads of Mesopotamia, Anatolia, and the Eastern Mediterranean, İslâhiye has hosted continuous settlement since the Palaeolithic Age. The region was an important centre in the early stages of civilisation, especially during the Halaf and Hassuna cultural phases. The research analyses the region’s cultural, political, and economic structures. Key archaeological sites include Sakçagözü, Coba Höyük, Tilmen Höyük (Zalpa), and Zincirli (Sam’al). Findings show that İslâhiye was more than just a settlement area. It was a significant centre of power and hosted important kingdoms during the Late Hittite period. Artistic production—particularly reliefs and sculptural workshops—shows that İslâhiye had an aesthetic and technical tradition that influenced a wide area. The study also evaluates the ancient settlement of Nikopolis and evidence related to the period of Alexander the Great, discussing the region’s position during the Hellenistic and Roman periods. It is observed that İslâhiye, which gained an institutional settlement character through Ottoman resettlement policies in the late period, was shaped by the influence of various civilisations within a framework of historical continuity. In conclusion, this study demonstrates that İslâhiye developed as a multi-layered historical structure through the interaction of diverse cultures over time. The fact that the region has been continuously reorganised and transformed suggests that the concept of “improvement” (ıslah) should be understood as a dynamic and ongoing historical process. In this respect, İslahiye constitutes a significant case not only for local history but also for understanding the development of Anatolian and Near Eastern civilisations.
Özet
Bu çalışma, Gaziantep’in İslâhiye ilçesi ve çevresinin tarihsel gelişimini, arkeolojik bulgular ve yazılı kaynaklar ışığında inceleyerek bölgenin Anadolu ve Yakın Doğu tarihindeki yerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Coğrafi konumu itibariyle Mezopotamya, Anadolu ve Doğu Akdeniz arasında bir geçiş sahasında yer alan İslâhiye’nin, Paleolitik Çağlardan itibaren kesintisiz yerleşimlere sahne olduğu anlaşılmaktadır. Bölge, özellikle Halaf ve Hassuna kültürleri gibi erken dönem yerleşimleriyle, uygarlık tarihinin başlangıç evrelerinde önemli bir merkez olarak öne çıkmaktadır. Araştırma kapsamında Sakçagözü, Coba Höyük, Tilmen Höyük (Zalpa) ve Zincirli (Sam’al) gibi arkeolojik alanlar üzerinden bölgenin kültürel, siyasal ve ekonomik yapısı analiz edilmiştir. Elde edilen veriler, İslâhiye’nin yalnızca bir yerleşim alanı değil, aynı zamanda Geç Hitit döneminde önemli krallıklara ev sahipliği yapan bir güç merkezi olduğunu göstermektedir. Bunun yanı sıra bölgedeki sanat üretimi, özellikle kabartmalar ve heykel atölyeleri aracılığıyla, İslâhiye’nin geniş bir coğrafyada etkili olan estetik ve teknik birikime sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmada ayrıca antik Nikopolis yerleşimi ve Büyük İskender dönemine ilişkin bulgular değerlendirilerek, bölgenin Hellenistik ve Roma dönemlerindeki konumu tartışılmıştır. Osmanlı’nın son dönemindeki iskân politikalarıyla kurumsal bir yerleşim niteliği kazanan İslâhiye’nin, tarihsel süreklilik içerisinde farklı uygarlıkların etkisiyle şekillendiği görülmektedir. Sonuç olarak bu çalışma, İslâhiye’nin tarih boyunca farklı kültürlerin etkileşim alanı olarak gelişen, çok katmanlı bir tarihsel yapıya sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bölgenin sürekli olarak yeniden düzenlenen ve dönüştürülen bir coğrafya olması, “ıslah” kavramının tarihsel bağlamda süreklilik arz eden dinamik bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Bu yönüyle İslâhiye, yalnızca yerel tarih açısından değil, Anadolu ve Yakın Doğu uygarlıklarının gelişimini anlamak bakımından da önemli bir örnek teşkil etmektedir.