AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe findings indicate that nicknames functionally surpass official names in everyday communication within the bazaar and play a decisive role in processes of differentiation, identification, and the regulation of social relations.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study examines the functions, social dynamics, and intergenerational transformation of the tradition of nickname-giving within artisan culture, focusing on the case of Kahramanmaraş Covered Bazaar from a folkloristic perspective. It situates nicknames, one of the functional and multilayered units of oral culture,at the intersection of interrelated processes such as identity construction, the production of belonging, mechanisms of social control, professional recognition, and the transmission of cultural memory. The primary aim of the research is to reveal the multidimensional functions of this oral practice within the artisan community through a holistic approach, while also discussing the contemporary transformation of the tradition and its increasingly fragile state in terms of intergenerational transmission. The study is based on a qualitative research design and draws on semi-structured, in-depth interviews conducted in 2026 with 17 artisans working in various professions in Kahramanmaraş Covered Bazaar, including coopers, sieve-makers, wool traders, coppersmiths, blacksmiths, jewelers, felt-makers, and spice sellers. Ethical approval for the study was obtained from the Social and Human Sciences Ethics Committee of Kahramanmaraş Sütçü İmam University Decision No. 19, Session 2025-25, dated 26.12.2025. The collected data were systematically analyzed using content analysis; functional folklore theory was adopted as the primary analytical framework, and themes and patterns were evaluated through both descriptive and interpretive approaches. The findings indicate that nicknames functionally surpass official names in everyday communication within the bazaar and play a decisive role in processes of differentiation, identification, and the regulation of social relations. Functions such as distinguishing between artisans with the same given name, symbolizing the integration of newcomers into the community, and rendering internal hierarchies visible emerge as prominent findings. Additionally, nicknames reinforce intra-group solidarity through a shared sense of humor and intimacy, make individuals’ positions within the community visible, and, in certain cases, operate as a form of indirect labeling that conveys ethical value judgments. It is further observed that occupation-based nicknames reflect artisans’ areas of expertise and social prestige, thereby establishing a form of symbolic trust among customers; in this sense, nicknames function as informal professional brands. Examples such as “Blacksmith Ali,” “Tinsmith Mehmet,” and “Welder Ali” demonstrate that nicknames can, over time, evolve into de facto identities, occasionally even surpassing official surnames. Moreover, nicknames are transmitted across generations through master-apprentice relationships and familial channels, and in some cases, they acquire the character of informal surnames that persist over generations. However, this chain of transmission has significantly weakened in the contemporary context. Increasing expectations of formality among younger artisans, concerns about misinterpretation and exclusion, the declining functionality of the traditional master-apprentice system, and the cultural transformations brought about by digital communication practices have gradually rendered nickname usage an exceptional rather than a common practice. In particular, among artisans under the age of thirty, the use of nicknames has become rare; moreover, newly generated nicknames tend to incorporate references from social media and popular culture, thereby differing substantially in form from traditional artisan nicknames. In the specific context of Kahramanmaraş Covered Bazaar, nicknames are understood not merely as forms of address but as multifunctional folkloric practices that support identity construction, foster solidarity, regulate deviations from social norms, and sustain cultural memory. Nevertheless, this cultural practice appears to persist within a fragile continuity, undergoing transformation both in terms of content and function.
Özet
Kahramanmaraş Kapalı Çarşı örneği üzerinden esnaf kültürü içinde lakap takma geleneğinin işlevlerini, toplumsal dinamiklerini ve kuşaklararası dönüşümünü folklorik bir perspektifle ele alan bu araştırma, sözlü kültürün işlevsel ve çok katmanlı birimlerinden biri olan lakapları; kimlik inşası, aidiyet üretimi, sosyal kontrol mekanizmaları, mesleki tanınırlık ve kültürel bellek aktarımı gibi birbiriyle eklemlenen süreçlerin kesişiminde konumlandırmaktadır. Araştırmanın temel amacı, bahsi geçen sözlü pratiğin esnaf topluluğu içindeki çok boyutlu işlevlerini bütüncül bir yaklaşımla ortaya koymak, diğer taraftan geleneğin günümüzde uğradığı dönüşümü ve kuşaklararası aktarım açısından içinde bulunduğu süreci tartışmaktır. Nitel araştırma yöntemine dayanan çalışmada, 2026 yılında Kahramanmaraş Kapalı Çarşı’da baharatçı, bakırcı, demirci, elekçi, keçeci, kuyumcu, külekçi ve yüncü gibi farklı meslek dallarında faaliyet gösteren 17 esnafla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışma için Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Etik Kurulu’nun 26.12.2025 tarih ve 2025-25 sayılı oturumunda alınan 19 numaralı karar izni bulunmaktadır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle sistematik biçimde çözümlenmiş; işlevsel halk bilimi kuramı temel analitik çerçeve olarak benimsenmiş, temalar ve örüntüler betimsel ve yorumsamacı bir yaklaşımla değerlendirilmiştir. Bulgular, lakapların çarşı içi gündelik iletişimde resmî adların işlevsel olarak önüne geçtiğini; ayırt etme, tanıtma ve toplumsal ilişkileri düzenleme bağlamlarında belirleyici bir rol üstlendiğini göstermektedir. Aynı ismi taşıyan birden fazla esnafın birbirinden ayırt edilmesi, yeni gelenin topluluğa kabul sürecinin simgeleşmesi ve çarşı içi hiyerarşinin görünür kılınması gibi işlevler bu noktada öne çıkan bulgular arasındadır. Lakapların ortak bir mizah anlayışı ve samimiyet zemini üzerinden grup içi dayanışmayı pekiştirdiği, bireyin topluluk içindeki konumunu görünür kıldığı ve belirli durumlarda etik değer yargılarını dolaylı biçimde ifade eden bir etiketleme pratiğine dönüştüğü elde edilen diğer sonuçlar arasında yer almaktadır. Mesleki temelli lakapların esnafın uzmanlık alanını ve toplumsal itibarını yansıtarak müşteri nezdinde sembolik bir güven zemini oluşturduğu, bu açıdan da lakabın enformel bir mesleki marka işlevi gördüğü anlaşılmıştır. “Demirci Ali”, “Kalaycı Mehmet” ve “Kaynakçı Ali” gibi örnekler, lakabın yıllar içinde esnafın fiilî kimliğine dönüştüğünü ve hatta kimi durumlarda resmî soyadının önüne geçebildiğini belirtmektedir. Bunun yanı sıra lakapların, usta-çırak ilişkisi ve aile içi aktarım kanalları aracılığıyla sürdürüldüğü, bazı örneklerde ise gayriresmî bir soyad niteliği kazandığı ortaya konmuştur. Araştırmada lakaplara ilişkin aktarım zincirinin günümüzde belirgin biçimde zayıfladığı da belirlenmiştir. Genç kuşak esnaflar arasında yükselen resmiyet beklentisi, yanlış anlaşılma ve dışla(n)ma kaygıları, geleneksel usta-çırak ilişkisinin işlevini yitirmeye başlaması ve dijital iletişim pratiklerinin yarattığı kültürel dönüşüm, lakap kullanımını giderek istisnai bir pratiğe dönüştürmektedir. Özellikle otuz yaş altı esnaflar arasında lakap kullanımının ender bir hâl aldığı, yeni kuşağın ürettiği lakapların ise sosyal medya referansları ve popüler kültür unsurlarını barındırdığı, dolayısıyla biçimsel açıdan geleneksel esnaf lakaplarından belirgin biçimde farklılaştığı gözlemlenmiştir. Kahramanmaraş Kapalı Çarşı özelinde lakapların yalnızca birer hitap biçimi olmaktan öte; kimlik inşasını destekleyen, dayanışma ortamı yaratan, toplumsal normlara aykırılıkları düzenleyen ve kültürel belleği canlı tutan çok işlevli folklorik pratikler olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte söz konusu kültürel pratiğin hem içerik hem de işlev bakımından dönüşüme uğrayarak kırılgan bir süreklilik içinde varlığını sürdürdüğü görülmektedir.