AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe findings revealed that while teachers perceive inclusive education as a "strength" in terms of academic-social benefits, social integration, and professional development opportunities, they also experience it as a "burden" due to excessive workload, inadequate resources, inflexible curriculum, and a lack of institutional/professional support mechanisms.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Inclusive education is an approach that aims to ensure all students have access to equal and quality education, regardless of their individual differences. This educational approach, which was globally endorsed by the Salamanca Statement, is of critical importance, particularly in regions with dense refugee populations. In this context, this study aims to conduct an in-depth examination of the views and practices regarding inclusive education among primary school teachers in Kilis, a province in Türkiye that offers a significant context due to its high refugee population and unique socio-cultural structure. In the study designed with a qualitative case study approach, semi-structured interviews were conducted with 38 primary school teachers selected through criterion sampling. Additionally, classroom observations and document analysis were carried out. The data were analyzed using thematic analysis. The findings revealed that while teachers perceive inclusive education as a "strength" in terms of academic-social benefits, social integration, and professional development opportunities, they also experience it as a "burden" due to excessive workload, inadequate resources, inflexible curriculum, and a lack of institutional/professional support mechanisms. The inclusive education practices of the teachers were characterized by a reliance on pre-prepared lesson plans and the use of technology and interactive methods, while their collaborations remained limited to in-school stakeholders. The study concluded that the success of inclusive education requires not only the individual efforts of teachers but also reducing class sizes, ensuring curriculum flexibility, providing hands-on professional development, and systemic transformation at the policy level.
Özet
Kapsayıcı eğitim, tüm öğrencilerin bireysel farklılıkları ne olursa olsun eşit ve kaliteli eğitime erişimini sağlamayı hedefleyen bir yaklaşımdır. Bu eğitim anlayışı, Salamanca Bildirgesi ile küresel ölçekte benimsenmiş olup özellikle mülteci nüfusun yoğun olduğu bölgelerde kritik önem taşımaktadır. Bu bağlamda, bu araştırma yüksek mülteci nüfusu ve kendine özgü sosyokültürel yapısıyla Türkiye'de önemli bir bağlam sunan Kilis ilindeki sınıf öğretmenlerinin kapsayıcı eğitime ilişkin görüş ve uygulamalarını derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Nitel durum çalışması deseninde tasarlanan araştırmada, ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilen 38 sınıf öğretmeniyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Ayrıca sınıf gözlemleri ve doküman incelemesi gerçekleştirilmiştir. Veriler tematik analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Bulgular, öğretmenlerin kapsayıcı eğitimi bir yandan akademik-sosyal faydalar, toplumsal bütünleşme ve mesleki gelişim fırsatı sunan bir "güç" olarak algılarken; diğer yandan aşırı iş yükü, yetersiz kaynak, esnek olmayan müfredat ve kurumsal/mesleki destek mekanizmalarının eksikliği nedeniyle bir "yük" olarak deneyimlediklerini ortaya koymuştur. Öğretmenlerin kapsayıcı eğitim uygulamaları hazır ders planlarına bağımlılık, teknoloji ve etkileşimli yöntemlerin kullanımı ile karakterize olmuş; işbirlikleri ise okul içi paydaşlarla sınırlı kalmıştır. Çalışmada, kapsayıcı eğitimin başarısının; öğretmenlerin bireysel çabalarının yanında, sınıf mevcutlarının azaltılması, müfredat esnekliğinin sağlanması, uygulamalı mesleki gelişim ve politika düzeyinde düzenli dönüşüm gerektirdiği sonucuna varılmıştır.