AI Summary & Key Takeaways
AI InsightFurther large-scale, multicenter studies are needed to better characterize empirical antibiotic concordance and its clinical implications.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Empirical antibiotic therapy is a key component of septic shock management. This study aimed to evaluate the concordance between empirical antibiotic therapy and culture results in patients with septic shock who died during intensive care unit (ICU) stay, and to compare concordance rates between therapies initiated by infectious disease specialists and ICU physicians. This retrospective observational study included 107 adult patients with septic shock who died during ICU hospitalization between 2020 and 2025. Empirical therapy was defined as appropriate if the initial regimen covered the identified pathogen based on antimicrobial susceptibility testing. Patients were grouped according to whether empirical antibiotics were initiated by infectious disease specialists or ICU physicians. A post-hoc power analysis was performed to assess the ability to detect differences between groups. Empirical therapy was appropriate in 55 patients (51.4%). Concordance rates were 54.2% in the infectious disease specialist group and 41.7% in the ICU physician group, with no statistically significant difference (p=0.279). Patients receiving appropriate therapy were younger (67.1 ± 17.1 vs. 73.4 ± 12.6 years, p=0.032) and had a shorter median ICU stay (5 vs. 7 days, p=0.042). The most frequently isolated microorganisms included methicillin-resistant coagulase-negative staphylococci in blood cultures (32.8%) and ESBL-producing Klebsiella pneumoniae in tracheal aspirates (16.1%). In this cohort of non-survivors with septic shock, empirical antibiotic therapy initiated by ICU physicians demonstrated microbiological concordance rates comparable to those initiated by infectious disease specialists. These findings highlight the importance of protocol-driven empirical therapy and multidisciplinary collaboration in settings with a high burden of antimicrobial resistance. Further large-scale, multicenter studies are needed to better characterize empirical antibiotic concordance and its clinical implications.
Özet
Ampirik antibiyotik tedavisi, septik şok yönetiminin temel bileşenlerinden biridir. Bu çalışma, yoğun bakım ünitesinde (YBÜ) yatışı sırasında hayatını kaybeden septik şoklu hastalarda ampirik antibiyotik tedavisi ile kültür sonuçları arasındaki uyumu değerlendirmeyi ve enfeksiyon hastalıkları uzmanları ile yoğun bakım hekimleri tarafından başlanan tedaviler arasındaki uyum oranlarını karşılaştırmayı amaçlamıştır.Bu retrospektif gözlemsel çalışmaya, 2020–2025 yılları arasında YBÜ’de septik şok nedeniyle takip edilirken eksitus olan 107 erişkin hasta dahil edilmiştir. Ampirik tedavi, başlangıç rejiminin antimikrobiyal duyarlılık testlerine göre izole edilen patojeni kapsaması durumunda uygun olarak tanımlanmıştır. Hastalar, ampirik antibiyotik tedavisinin enfeksiyon hastalıkları uzmanları veya yoğun bakım hekimleri tarafından başlatılmasına göre gruplandırılmıştır. Gruplar arasındaki farkları saptama gücünü değerlendirmek amacıyla post-hoc güç analizi yapılmıştır.Ampirik tedavi 55 hastada (%51,4) uygun bulunmuştur. Uyum oranları enfeksiyon hastalıkları uzmanı grubunda %54,2, yoğun bakım hekimi grubunda %41,7 olup, gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p=0,279). Uygun tedavi alan hastalar daha gençtir (67,1 ± 17,1’e karşı 73,4 ± 12,6 yıl; p=0,032) ve medyan YBÜ yatış süresi daha kısadır (5’e karşı 7 gün; p=0,042). En sık izole edilen mikroorganizmalar kan kültürlerinde metisiline dirençli koagülaz negatif stafilokoklar (%32,8) ve trakeal aspiratlarda ESBL üreten Klebsiella pneumoniae (%16,1) olmuştur.Septik şok nedeniyle yaşamını kaybeden hastalardan oluşan bu kohortta, yoğun bakım hekimleri tarafından başlanan ampirik antibiyotik tedavisinin mikrobiyolojik uyum oranlarının enfeksiyon hastalıkları uzmanları tarafından başlanan tedavilere benzer olduğu görülmüştür. Bu bulgular, yüksek antimikrobiyal direnç yüküne sahip ortamlarda protokol temelli ampirik tedavi ve multidisipliner iş birliğinin önemini vurgulamaktadır. Ampirik antibiyotik uyumunu ve bunun klinik yansımalarını daha iyi ortaya koymak için yeterli örneklem büyüklüğüne sahip, geniş ölçekli, çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır.