AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThese findings provide preliminary clinical evidence and highlight the need for further well-designed studies to clarify the relationship.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Objective: This study aimed to evaluate the association between serum 25-hydroxyvitamin D [25(OH)D] levels and the early clinical failure of orthodontic mini-screws, a relationship that has been insufficiently investigated in the existing literature. Materials and Methods: This single-center observational pilot study included 28 patients divided into two groups: failed mini-screws (n = 14) and successful mini-screws (n = 14). Serum 25(OH)D levels were measured using liquid chromatography–tandem mass spectrometry (LC–MS/MS). Statistical analyses were performed using the chi-square test and independent samples t-test (p 0.05). Similarly, no significant associations were observed between mini-screw success and age, sex, or seasonal variation, although higher success rates were noted during spring and summer. Conclusion: Within the limitations of this pilot study, serum vitamin D levels do not appear to be an independent determinant of early orthodontic mini-screw failure. However, given the role of vitamin D in bone metabolism and inflammatory processes, its potential indirect effects on peri-implant tissue response and long-term stability should not be disregarded. These findings provide preliminary clinical evidence and highlight the need for further well-designed studies to clarify the relationship.
Özet
Amaç: Bu çalışmanın amacı, serum 25-hidroksivitamin D [25(OH)D] düzeyleri ile ortodontik mini vidaların erken klinik başarısızlığı arasındaki mevcut literatürde yeterince araştırılmamış ilişkiyi değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu tek merkezli, gözlemsel pilot çalışmaya toplam 28 hasta dahil edilmiş ve iki gruba ayrılmıştır: mini vida başarısızlığı görülen grup (n = 14) ve başarılı mini vidalara sahip grup (n = 14). Serum 25(OH)D düzeyleri, sıvı kromatografisi–tandem kütle spektrometrisi (LC–MS/MS) yöntemi ile ölçülmüştür. İstatistiksel analizler ki-kare testi ve bağımsız örneklem t-testi kullanılarak gerçekleştirilmiştir (p 0,05). Benzer şekilde mini vida başarısı ile yaş, cinsiyet ve mevsimsel değişkenler arasında anlamlı bir ilişki saptanmamış; ancak ilkbahar ve yaz aylarında daha yüksek başarı oranları gözlenmiştir. Sonuç: Bu pilot çalışmanın sınırlılıkları dahilinde serum D vitamini düzeylerinin ortodontik mini vidaların erken başarısızlığı üzerinde bağımsız bir belirleyici olmadığı görülmektedir. Bununla birlikte, D vitamininin kemik metabolizması ve inflamatuvar süreçlerdeki rolü göz önünde bulundurulduğunda, peri-implant doku yanıtı ve uzun dönem stabilite üzerindeki olası dolaylı etkileri göz ardı edilmemelidir. Bu bulgular klinik veriler sunmakta olup ilişkinin daha iyi anlaşılabilmesi için iyi tasarlanmış ileri çalışmalara ihtiyaç olduğunu göstermektedir.