AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe study findings indicate the continuity of the activity of the Ovacık Fault Zone on geomorphological and hydrographic elements in the study area and its pronounced influence on surface deformation.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study investigates the impact of the Ovacık Fault Zone, forming the northeastern segment of the Malatya–Ovacık Fault Zone, on the surrounding fluvial basins. Extending approximately 140 km from Erzincan to Arapgir, the Ovacık Fault lies between the Mercan Mountains and the Ovacık Plain, producing a distinct topographic lineation between the mountain front and the adjacent lowland. This linearity is marked by a mountain front with low sinuosity, indicative of tectonic control. Geomorphic features such as stream offsets, systematically aligned alluvial fans and cones, displaced depositional forms, fault scarps, and bowl-shaped drainage structures behind these scarps collectively suggest active tectonic processes shaping the landscape. Furthermore, the presence of secondary faults parallel to the Ovacık Fault has intensified fault-related lineaments in the region. Despite findings from previous studies indicating low-rate tectonic activity, the Relative Tectonic Activity Index (IRAT) developed by El Hamdouni et al. (2008) was employed in this study. According to the classification of this method, index values ranging between 1.3 and 1.6, indicating high to very high tectonic activity, were obtained for the studied basins. This index is calculated through the equal-weighted combined evaluation of analyses sensitive to tectonic influences, including the Hypsometric Integral (HI), Stream Length–Gradient Index (SL), Valley Floor Width–to–Valley Height Ratio (Vf), Mountain Front Sinuosity (Smf), Basin Asymmetry (AF), and Basin Shape Index (Bs). The study findings indicate the continuity of the activity of the Ovacık Fault Zone on geomorphological and hydrographic elements in the study area and its pronounced influence on surface deformation. In this context, the study is considered to contribute to understanding the effects of local tectonic evolution on surface deformation.
Özet
Bu çalışma, Malatya-Ovacık Fay Zonu’nun kuzeydoğu kesimini oluşturan Ovacık Fay Zonu’nun çevre akarsu havzaları üzerindeki etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Ovacık Fayı, Mercan Dağları ile Ovacık düzlüğü arasında, Erzincan’dan Arapgir’e kadar, yaklaşık 140 km boyunca uzanmaktadır. Fay zonu, gerisindeki dağ cephesi ile önündeki ova arasında belirgin bir topografik çizgisellik oluşturmaktadır. Bu çizgisellik, düşük sinüsellik gösteren dağ cephesi morfolojisiyle dikkati çekmektedir. Fay boyunca görülen akarsu ötelenmeleri, bir hat boyunca sıralı dizilmiş birikinti konileri ve yelpazeleri, bu birikinti şekillerinde ötelenmeler, fay diklikleri ve bu fay diklikleri gerisinde yer alan drenaj kanallarında kadeh yapıları gibi jeomorfolojik oluşumlar, sahanın aktif tektonik süreçlerce şekillendiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, Ovacık Fayı ve ona paralel konumlanmış tali faylar topografyada çizgisellikler meydana getirerek sahadaki fay etkinliğini artırmıştır. Daha önceki araştırmalarda düşük hızda tektonik aktiviteyi işaret eden bulgulara rağmen, bu çalışmada El Hamdouni et al. (2008) tarafından geliştirilen Rölatif Tektonik Aktivite İndeksi (IRAT) kullanılmış ve bu yöntemin sınıflamasına göre çalışılan havzalarda yüksek ve çok yüksek tektonik aktiviteyi işaret eden 1,3–1,6 aralığında değişen indeks değerleri elde edilmiştir. Bu indeks tektonik etkilere duyarlı Hipsometrik İntegral (HI), Akarsu Uzunluk–Gradyan İndeksi (SL), Vadi Tabanı Genişliği–Vadi Yüksekliği Oranı (Vf), Dağ Cephesi Sinüselliği (Smf), Havza Asimetrisi (AF) ve Havza Şekil İndeksi (Bs) analizlerinin birlikte eşit ağırlıklı olarak değerlendirilmesiyle hesaplanmaktadır. Çalışma bulguları, Ovacık Fay Zonu’nun sahadaki jeomorfolojik ve hidrografik unsurlar üzerindeki etkinliğinin sürekliliğine ve yüzey deformasyonu üzerindeki etkisinin belirgin olduğuna işaret etmektedir. Bu bağlamda, çalışmanın yerel tektonik evrimin yüzey deformasyonu üzerindeki etkilerinin anlaşılmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.