AI Summary & Key Takeaways
AI InsightAccordingly, it is recommended that teacher training programs incorporate activities that promote reflection and reconstruct stereotypical beliefs through pedagogical awareness.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study aims to explore the stereotypical thoughts held by instructors who teach Turkish as a foreign language. Stereotypical thoughts are generalized and often negative mental patterns shaped by individuals’ past experiences, social surroundings, and educational background. The research was carried out with 149 instructors from various institutions during the 2022–2023 academic year. Data were gathered using the “Stereotypical Thoughts Toward Foreign Language Scale” and a “Personal Information Form,” and analyzed through t-tests and one-way ANOVA. The results revealed significant differences in stereotypical thinking levels based on variables such as age, gender, teaching experience, language proficiency, institution type, and prior language education. The subdimensions of “wishful thinking,” and “striving for change,” were especially prominent, reflecting instructors’ personal reflections on their language learning experiences. These elevated scores indicate emotional responses tied to past learning. The study also shows that such cognitive patterns influence not only instructional approaches but also learner motivation and strategy use. The findings suggest that recognizing and addressing these thought patterns may enhance instructors’ professional awareness and competence. Accordingly, it is recommended that teacher training programs incorporate activities that promote reflection and reconstruct stereotypical beliefs through pedagogical awareness.
Özet
Bu çalışma, Türkçeyi yabancı dil olarak öğreten öğreticilerin yabancı dile yönelik kalıplaşmış düşüncelerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Kalıplaşmış düşünceler; bireyin geçmiş yaşantıları, sosyal çevresi ve eğitimsel deneyimleri sonucunda gelişen, genellikle olumsuz ve genelleştirici nitelikteki düşünce kalıplarıdır. Araştırma, 2022-2023 eğitim- öğretim yılında farklı kurumlardan 149 öğreticiyle gerçekleştirilmiştir. Veriler, “Yabancı Dile Yönelik Kalıplaşmış Düşünce Ölçeği” ve “Kişisel Bilgi Formu” kullanılarak toplanmış; istatistiksel analizlerde t-testi ve tek yönlü varyans analizleri uygulanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre öğreticilerin kalıplaşmış düşünce düzeyleri yaş, cinsiyet, mesleki tecrübe, yabancı dil seviyesi, kurum türü ve yabancı dil eğitimi geçmişi gibi değişkenlere göre anlamlı biçimde farklılık göstermiştir. Özellikle “keşkecilik” ve “değiştirme gayreti” alt boyutlarında öne çıkan veriler, öğreticilerin dil öğrenmeye ilişkin içsel değerlendirmelerini yansıtmaktadır. Bu alt boyutlara ait yüksek puanlar, öğreticilerin geçmiş öğrenme deneyimlerinden kaynaklanan duygusal yansımaları taşıdığını göstermektedir. Araştırma, öğretici tutumlarının sadece dil öğretim süreçlerine değil; aynı zamanda öğrenci motivasyonu ve öğrenme stratejilerine de dolaylı etkiler yarattığını ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçlara bakıldığında kalıplaşmış dil düşüncelerinin öğretici farkındalığı ve mesleki gelişim üzerinde etkili olduğunu, bu düşüncelerin tanınmasının ve dönüştürülmesinin Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde öğretici yeterliğini artırabileceğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda öğretici eğitimlerinde kalıplaşmış düşünce yapılarının ele alınması ve bu yapıların pedagojik farkındalıkla yeniden yapılandırılması önerilmektedir.