AI Summary & Key Takeaways
AI InsightAs long as individual approaches to global crises and problems remain unchanged, social inequalities and different forms of crises will continue to exist.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Situations such as the limited natural resources of the world, uncontrolled production and consumption, and the increase in gases released into the atmosphere cause global warming and climate changes. Environmental events and natural disasters are among the factors that directly affect architecture. Drawing on the film Snowpiercer (Bong Joon Ho, 2013), the study aims to analyze how a film centered on the global climate crisis can be constructed through form and narrative, what this construction conveys, and what meanings and ideologies it may represent as a social critique alongside a global crisis. In this context, a two-stage analysis was conducted. First, the creative process and principles of the film were identified using a neoformalism approach. Then, the film's message was examined from an anamorphic perspective. The study investigates the relationship between humans, society, and space through an interdisciplinary framework, informed by climate change. Anamorphosis is a representational method that questions the relationship between reality and seemingly real representations. In the film Snowpiercer, the definition of deterioration, preservation, and transformation over humanity, society, and space are discussed through the concepts of anamorphosis including deficiency, reflection-illusion, perspective, certainty-uncertainty, deformation, excessiveness and deviation. The neoformalist approach helps to analyze how the film is constructed through the relationship between form and narrative. In this context, the anamorphic concepts in the film are analyzed with a neoformalist approach, the climate crisis and how an artificial natural world affects human life and living spaces are questioned. The study demonstrates that the integrated transformation of space within changing living conditions is reshaped by the unchanging interaction between society, people, and space. As long as individual approaches to global crises and problems remain unchanged, social inequalities and different forms of crises will continue to exist.
Özet
Dünyanın var olan doğal kaynaklarının sınırlı olması, kontrolsüz üretim-tüketim, doğaya salınan gazlardaki artış gibi durumlar, küresel ısınma ve iklim değişikliklerine sebep olmaktadır. Çevresel olaylar ve doğal afetler mimarlığı doğrudan etkileyen faktörler arasındadır. Çalışma Kar Küreyici (Bong Joon Ho, 2013) filminden hareketle küresel iklim krizini merkeze alan bir filmin biçim ve anlatı üzerinden nasıl kurgulanabileceğinin, bu kurgunun ne söylediğinin, küresel bir krizin yanında sosyal bir eleştiri olarak temsil ettiği anlamların ve ideolojilerin neler olabileceğinin çözümlenmesini amaçlamaktadır. Bu bağlamda iki aşamalı bir analiz gerçekleştirilmiştir. İlk olarak filmin yaratım süreci ve ilkeleri neoformalizm yaklaşımıyla tespit edilmeye çalışılmıştır. Ardından anamorfik kavramlarla kurgulanan bakış açısıyla eserin ne söylediği sorgulanmıştır. Çalışma iklim değişikliğinden hareketle disiplinlerarası bir yaklaşımla insanı, toplumu ve mekânı ele almaktadır. Anamorfoz bir temsil yöntemidir, gerçek ve gerçek gibi görünen temsiller arasındaki ilişkiyi sorgulatır. Kar Küreyici filminde bozulan, bozulmayan, değişip dönüşen; insan, toplum ve mekân tanımları, anamorfoz kavramının içinde barındırdığı; eksiklik, yansıma-yanılsama, perspektif, belirlilik-belirsizlik, deformasyon, aşırılık ve sapma kavramları üzerinden tartışılmaktadır. Neoformalist yaklaşım filmin biçim-anlatı ilişkisi üzerinden nasıl kurgulandığını çözümlemeye yardımcı olur. Bu bağlamda, filmde yer alan anamorfik kavramlar, neoformalist yaklaşımla çözümlenerek iklim krizi ve yapay bir doğal dünyanın insan hayatını ve yaşamsal mekânlarını nasıl etkilediği sorgulanmaktadır. Çalışmada, mekanın değişen yaşam koşullarına entegre değişiminin, değişmeyen toplum-insan-mekan etkileşiminde yeniden şekillendiği görülmektedir. Dünya krizleri ve sorunlarına karşı bireysel yaklaşımlar değişmedikçe, toplumsal eşitsizlikler ve farklılaşan krizler var olmaya devam edecektir.