Dergiler / Cumhuriyet İlahiyat Dergisi / 2018 / Cilt: 22 - Sayı: 2

Fezâyî’nin Çihil-nâm-ı Manzûm Adlı Havâss-ı Esmâ-i Hüsnâ Mesnevisi

Fażāyī’s Çihil-nām al-Manẓūm Entitled as Khawaṣṣ al-Asmā al-Ḥusnā Mathnawī

Sayfa
999–1034
DOI
—

Özet

Türk-İslam edebiyatı, dinî türler bakımından oldukça zengindir. Yapılan araştırmalarda birçok tevhid, münâcât, naʻt, mevlid, hilye, hicret-nâme, şefâʻat-nâme, miʻrâciye, kısasü’l-enbiyâ, ramazaniye ve esmâ-i hüsnânın yazıldığı görülmüştür. Telif edilen manzum-mensur esmâ-i hüsnâların umumiyetle ya şerhi yapılmış ya da havâssı anlatılmıştır. Çalışmaya bahis konusu olan Çihil-nâm-ı Manzûm adlı eser de havâss-ı esmâ-i hüsnâ olarak yazılmıştır. Müellifi, Fezâyî adında bir şairdir. Kaynaklarda şair hakkında bir bilgiye ulaşılamamıştır. Yazma, XV. yüzyılın son çeyreğinde yazılmıştır. Bundan dolayı şairin XV. yüzyılda yaşadığı tahmin edilmiştir. Bu esere, bir mecmuada rastlanmıştır. Bu mecmuada, şairin Hediyyetü’l-ahbâb, der-Beyân-ı Makâmât-ı Dervîşân, Kitâbü’ş-Şerʻiyyetü’l-erbâb ve Gazeliyyât-ı Dervîş Fezâyî adlı dört eseri daha tespit edilmiştir. Yazılan esmâ-i hüsnâlarda genellikle Allah’ın doksan dokuz ismi üzerinde durulmuştur. Bu çalışmada, Allah’ın kırk ismi anlatılmıştır. Ortaya konan metin, Arapça ve Farsça yazılan bazı mensur eserlerin nazma çekilme geleneğinin bir devamı niteliğindedir. Çihil-nâm-ı Manzûm, Arapça mensur olarak yazılan ve Esmâ-i İdrisiyye olarak bilinen Hz. İdris’in yakarışının serbest çevirisi olarak görülebilir. Eserin muhtevasında kırk isim, bunların özellikleri, ne zaman, ne kadar ve nasıl okunması gerektiği anlatılmıştır. Bu çalışmada önce Kur’ân’da, hadiste, Arap, Fars ve Türk edebiyatında esmâ-i hüsnâ konusu hakkında ana hatlarıyla bilgi verilmiştir. Ayrıca eserin müllifi Fezâyî hakkında bilgi verilmiş, Çihil-nâm-ı Manzûm adlı eser tanıtılmış ve metnin transkripsiyonlu hâli verilmiştir.ÖzetBir milleti derinden etkileyen sebeplerden biri de din değişimidir. Bu değişim, sadece ferdi etkilememiş, onun içinde doğduğu, büyüdüğü toplumu da etkilemiştir. Bu etkinin kuvvetli bir şekilde görüldüğü milletlerden biri de Türklerdir. Türkler, İslamlaştıktan sonra yeni bir medeniyet tesis etmişlerdir. Bu İslamî medeniyetin yansıdığı sahalardan biri de toplumun edebî yönüdür. Yeni teşekkül etmeye başlayan bu edebiyatta, daha çok tevhid, münâcât, naʻat, mevlid, hilye, hicret-nâme, şefâʻat-nâme, miʻrâciye, kısasü’l-enbiyâ, ramazaniye gibi dinî türler, ortaya konmuştur. Bunlardan biri de Allah’la ilgilidir. Allah’la ilgili dinî türler, divanların başlarında bulunan bir veya birkaç manzûmeden oluşan tevhid ve münâcâtlar şeklinde yazıldığı gibi esmâ-i hüsnânın şerhleri ya da havâss-ı esmâ-i hüsnâlar olarak da yazılmıştır.Türk edebiyatında zaman içinde, bazı edebî ve ilmî eserlerin farklı bir dile çevrilme isteği ve ihtiyacı doğmuştur. Çıkarma, ilâve gibi bazı değişikliklerle metinlerin yeniden yazıldığı veya manzum eserlerin nesre çevrildiği görülmüştür. Araştırma konumuz olan Çihil-nâm-ı Manzûm’un da aslı Arapçadır ve mensur olarak yazılmıştır. Çihil-nâm-ı Manzûm, Hz. İdris’in yakarışını anlatan ve Esmâ-i İdrisiyyeolarak bilinen eserin nazma çekilmiş hâlidir.Esmâ-i hüsnâ daha çok Allah’ın sıfat ve isimlerini anlatmak için kullanılan dinî bir terimdir. Kur’ân’da, bir kavram olarak zikredilen esmâ-i hüsnânın sayısı ile ilgili herhangi bir bilgi yer almamıştır. Bununla birlikte Kur’ân’da geçen Allah’la ilgili isimlerin sayısı 155’tir. Hadislerde de bu sayı farklıdır. Esmâ-i hüsna sayısının 99 olduğu, yaygın bir görüş olarak kabul edilmiştir. Kimi İslam âlimleri sınırlandırıcı bu tarz ifadelere karşı çıkarak, ramazan ayı içinde Kadir Gecesi’nin gizlenmesi gibi doksan dokuz ismin bütün İlahî isimler içinde gizli olduğunu, bazıları da doksan dokuz sayısının çokluktan kinaye olduğunu ileri sürmüştür.Esmâ-i hüsnâyı bahis konusu eden ilk örnekler Arap edebiyatında yazılmıştır. Bunların bir kısmı müstakil değildir: Ebû Mansûr el-Mâtürīdî’nin (ö. 333/944) Kitabü’t-Tevhîd’i, Ebû Abdullah el-Halîmî’nin (ö. 403/1012)el-Minhâc fî şuʻabi’l-îmân’ı, Takıyyüddīn İbn Teymiyye’nin (ö. 728/1328)el-Îmân’ı. Esmâ-i hüsnâların bir kısmı da tek eser halindedir: Ebû İshâk ez-Zeccâc’ın (ö. 311/923) Tefsirü’l-esmâillahi’l-hüsnâ’sı, Ahmed b. Hüseyin el-Beyhaḳî’nin (ö. 458/1066) el-Esmâ ve’s-sıfât’ı ve ‘Abd al-Kerîm b. Havâzin el-Kuşeyrî’nin (ö. 465/1072) Şerhü’l-esmâüllâhi’l-hüsnâ’sı. Arapçanın yanı sıra Farsça yazılan bazı esmâ-i hüsnâlardan söz etmekte fayda vardır: Muhammed eş-Şîrâzî en-Nisâburî’nin (ö. 904/1498) Risâle der-esmâü’l-hüsnâ’sı, Çarhî Yakûb b. Osmân’ın (ö. 851/1447) Şerhü’l-esmâi’l-hüsnâ’sı ve Abdurrahmân Ahmed el-Câmî’nin (ö. 898/1492) Muʻammâtü’l-Câmî (Risâle-i muʻammâ en-nefîse)adlı eseri.İslam milletleri, Allah ile ilgili muazzam bir edebiyat külliyatı oluşturmuştur. Bunlar arasında esmâ-i hüsnâların ayrı bir önemi vardır. Türk edebiyatında birçok esmâ-i hüsnâ yazılmıştır. Manzum olanlar arasında en meşhuru İbn İsa b. Mecdüddin İsa Saruhanî’nin (ö.967/1559) Şerhü’l-esmâi’l-hüsnâ’sıdır. Bunun dışında Hüseyin b. Ahmed Sîrûzî’nin (ö.1000/1401) Şerhü’l-esmâi’l-hüsnâ’sı, Ahmed Şâkir Paşa’nın (ö. 1234/1818) Ravd-ı Verd’i, İbrahim Cûdî’nin (ö.1345/1926) el-Kenzü’l-esnâ fî şerhi’l-esmâi’l-hüsnâ’sı, Bıçakçızâde İsmâil Hakkı b. Osmân’ın (ö.1352/1933) Esmâü’l-hüsnânın Nazmen Tefsiribu alanda yazılan başlıca eserler arasında gösterilmiştir. Yine son dönemlerde üzerinde çalışmalar yapılan Şeyhoğlu Mustafa’nın (ö. 817/1414) Havâss-ı esmâ-i hüsnâ, Subhî-i Bursevî’nin (ö. ?), Manzûm esmâü’l-hüsnâ şerhi, Hâkim Seyyid Mehmed Efendi’nin (ö. 1184/1770) Manzûm şerh-i esmâ-i hüsnâ’sı, Lamiî Çelebi’nin (ö. 938/1532) Şerh-i muammeyât alâ esmâ-i hüsnâ’sı, Hamdi Efendi’nin (ö. ?), Manzûm esmâ-i hüsnâ şerh’i, Nahîfî’nin (ö. 1151/1738) Manzûm esmâü’l-hüsnâ’sı, Abdülmecid b. Nasuh Tosyevî’nin (ö. 996/1588) Esmâ-i hüsnâ şerh’i de kayda değer diğer eserler arasında sıralanabilir.Bu çalışmada bir havass-ı esma-i hüsna ele alınmıştır. Havâs, hâs ile hâsse kelimelerinin çoğulu olup havâss-ı vükelâ, havâss-ı belde, bazı ilaçların özellikleri, havâss-ı Kur’ân-ı Kerîm, havâss-ı ism-i azam; bir şeyde bulunup sâirinde bulunmayan kuvvet, hâlet-i mahsusa anlamlarına gelmektedir. Kur’ân âyetlerinin, yüzük taşlarının, günlerdeki saa

Abstract

Turkish-Islamic literature contains numerous religious literar writings. In the existing literature, it can be seen that many kinds such as tawhīd, munājāt, nʿat, mawlid, hilya, hijrah-nāma, shafāʿat-nāma, miʿrāj, qisas al-anbiya, ramaḍāniyya, and al-asmā al-ḥusnā were written. Al-Asmā al-ḥusnā, written in the form of poetry and prose, were mostly sharḥ or their khawaṣṣ were explained. Çihil-nām al-Manẓūm, which is mentioned in the study, was written as khawaṣṣ al-asmā al-ḥusnā. The work is a poet entitled as Fażāyī. Manuscript was written in the last quarter of the fifteenth century, and thus, it is presumed that the poet lived in the same century. This work has been identified in a manuscript. In addition, the poet’s Hadiyyat al-aḥbāb, der-Bayān al-maqāmāt al-darwīshān, Kitāb al-sharʿiyyat al-arbāb, and Ghazaliyyāt al-Darwīsh Fażāyī four other works have been identified. In the writings of the asmā al-ḥusnās, the names of ninety-nine were emphasized. In this study, the forty names of God are expressed. The text presented is a continuation of the tradition of writing some prose works written in Arabic and Persian. Çihil-nām al-Manẓūm, written in Arabic prose and known as Asmā al-Idrīsiyya it can be seen as a free stsyle translation of the prophet Idrīs. Forty names in the content of the work, their proper-ties, when, how much and how to read is explained. In this study, firstly the information about the subject of Qurʾān, hadith, Arabic, Persian and Turkish literature in the beautiful names of God is provided. Then, the information about the poet Fażāyī was given. Çihil-nām al-Manẓūm was introduced and the transcriptional form of the text was given.SummaryOne of the reasons that deeply affect a nation is the change of religion. This change did not only affect the individual but also influenced the society in which he was born and grew. One of the nations with strong influence is the Turks. Turks, after Islamization, have estab-lished a new civilization. One of the areas where this Islamic civilization reflects is the literary aspect of society. In this literature, which has begun to be formed, religious genres such as tawhīd, munājāt, nʿat, mawlid, hilya, hijrah-nāma, shafāʿat-nāma, miʿrāj, qisas al-anbiya, ramaḍāniyya, have been revealed. One of them is about God. Religious literary writings about God were written in the form of tawhīd and munājāts, which consist of one or more prophets found at the head of the dīwāns, or as the annotations of asmā al-ḥusnā or as khawaṣṣ asmā al-ḥusnā.In time, the need for some Turkish literary and scientific works to be translated into a different language were born. It can be seen that with some changes such as subtraction and addition, texts are rewritten or poetic works are translated into prose. The original of our research subject Çihil-nām al- Manẓūm’s is written in Arabic and prose. Çihil-nām al-Manẓūm, it is a munājāt of the work known as Asmā al-Idrīsiyya, which describes the call of prophet Idrīs.Asmā al-ḥusnā is a religious term used mostly to describe the attributes and names of God. In the Qurʾān, there is no information about the number of asmā al-ḥusnā mentioned as a concept. However, the number of the names of God in the Qurʾān is 155. This number is differ-ent in ḥadīths. It is widely accepted that the number of asmā al-ḥusnā is 99. Some Islamic schol-ars have argued against such restricting statements, arguing that ninety-nine names, such as the hiding of the Night of Qadr, were hidden in all Divine names during the month of ramaḍān, while others suggested that the number of ninety-nine was large number of asmās (names).The first examples of asmā al-ḥusnā were written in Arabic literature. Some of them are not detached: Abū Manṣūr al-Māturidī (d. 333/944) Kitāb al-Tawḥīd, Abū ʿAbdullāh al-Ḥalīmī (d. 403/1012) al-Minhāj fī shuʿabiʾl īmān, Taḳī al-Dīn Ibn Taymiyya (d. 728/1328) al-Īmān. A part of asmā al-ḥusnās is also a single work: Abū Isḥāq al-Zajjaj (d. 311/923) Tafsīr al-asmāi’llāh al-ḥusnā, Aḥmad b. Husayin al-Bayhaḳī (d. 458/1066) al-Asmā al-ṣifāt and ʿAbd al-karīm b. Havāzin al-Quşayrī (d. 465/1072) Sharḥ al-asmāi’llāh. In addition to Arabic, it is useful to talk about some of the asmā al-ḥusnās which is written in Persian. Muḥammed al-Shrāzī al-Nishāburī (d. 904/1498) al-Risāla der-asmā al-ḥusnā, Çarkhī Yaʿḳūb b. ʿOthmān (d. 851/1447) Sharḥ al-asmāi’llāh and ʿAbd al-Raḥmān Aḥmad al-Jāmī (d. 898/1492) Muʿammā al-Jāmī.Islamic nations have created an enormous collection of literature about God. Among them, asmā al-ḥusnās has a special importance. Many asmā al-ḥusnā were written in Turkish literature. The most famous among the verses of Ibn Isa b. Majduddīn ʿĪsā Saruḥanī (d. 967/559) is Sharḥ al-asmā al-ḥusnā. Other than that, Ḥusayin b. Aḥmad Sirozī (d. 1000/1401) Sharḥ asmā al-ḥusnā, Aḥmad Shākir Pasha (d. 1234/1818) Rawḍ-ı Ward, Ibrahim Mahdī (d. 1345/1926) al-Kanz al-asmā fī sharḥ al-asmā al-ḥusnā and Bijaqji-zāda Ismā‘īl Haqqi b. ʿOthmān (ö.1352/1933) Asmā al-ḥusnā’s naẓman tafsīr this work is shown among the major works written in this field. Again, the works of the late Sheykh-oghlu Muṣṭafā (d. 817/1414) Khawaṣṣ al-asmā al-ḥusnā, Ṣubḥī al-Bursawī (n.d.) Sharḥ al-manẓūm al-asmā al-ḥusnā, Ḥākim Sayyid Maḥmad Afandi (d. 1184/1770) Sharḥ manẓūm al-asmā al-ḥusnā, Lāmiʿ Jelebi (d. 938/1532) Sharḥ al-muʿammayāt ʿalā asmā al-ḥusnā, Ḥamdī Afandi (n.d.) Sharḥ al-manẓūm al-asmā al-ḥusnā, Naḥīfī (d. 1151/1738) Manẓūm al-asmā al-ḥusnā, ʿAbd al-Majīd b. Naṣūḥ Ṭosyavī (d. 996/1588) Sharḥ al-asmā al-ḥusnā can be listed among other notable works.In this study, a khawaṣṣ al-asmā al-ḥusnā is examined. Khawaṣṣ; khāṣṣ and khāṣṣa are the plural of the words khawaṣṣ al-wukalā, khawaṣṣa al-balda, the properties of some drugs, khawaṣṣa al-Qurʾān al-karīm, khawaṣṣa al-ism al-aʿẓam; a force that is found in something and not from others means special case. The verses of the Qurʾān, the rings, the hours of the days, some prayers, the names of God have