Dergiler / Mesned İlahiyat Araştırmaları Dergisi / 2023 / Cilt: 14 Sayı: 1

İmam Dârimî’nin Sünen’inde Ahlâkî Yön

The Ethical Aspect of Imam ad-Darimi's Sunan

Sayfa
42–59
DOI
—

Özet

Öz: Bu araştırma Sünen isimli eseri çerçevesinde İmam Dârimî’nin ahlaki yönünü tespit etmeye çalışmaktadır. Muhaddisler hadisleri insan davranışlarına yön veren bir ölçüt olarak görmektedir. Bu manada Hz. Peygamber’e uyan Müslüman bir kişi, içsel bir farkındalık içerisinde kalarak; davranışlarını kontrol edebilir. Bu da insanın ahlâk bakımından ilerlemesine engel olan kötü huylardan kurtulmasına vesile olur. Dolayısıyla muhaddis araştırmasını bölümlere ayırırken, hükümleri tespit ederken ve hadisleri seçerken Müslümanın yaşaması gereken hayata dair İslâmî bir bakış açısı yansıtır. İmam Dârimî’nin ahlaki şahsiyeti, mukaddime bölümünde merfû ve mevkûf rivayetlerle ilgili görüş ve gizli mesajlarında ortaya çıkar. Dârimî, ahlak sistemini bu esaslar üzerine kurmuştur. İçeriklerin gerekli tahlilleri yapıldıktan sonra çeşitli bölümlere ayırılmıştır. Müellif, cahiliye ahlâkına dönmekten uzaklaştırmak, Hz. Peygamber sevgisini yüreğimize yerleştirmek, hayatımızda güzel örneği öne çıkarmak için araştırmanın birinci aşamasında psikolojik güdülerle ilgilenmiştir. İkinci aşamada ise İslam ahlâkının kaynağı, güzel ahlâka yöneltecek sahîh gerekçeler ile Kur'ân ve sünnetteki sabit kaynaklarda ortaya çıkan ahlâk ilkelerinin üzerinde durmuştur. Üçüncü aşamada ahlâkı kapsayan bilginin önemini vurgulayarak, âlimlere tabi olmanın ve onların yolundan gitmenin önemine işaret etmiştir. Dördüncü de niyetler, ahlâkın iç yüzü ve ilme uygun amelin yapılmasının gerekliliğinden (vucûbiyet) bahsetmiştir. Beşincide şehvete uymak ve Hz. Peygamber’e karşı gelmek gibi ahlâkî aykırılıklara karşı uyarmış, dalaletten sakınmaya çağırmıştır. Altıncı aşamada ise âlimlerin ahlâkından bahsetmiştir. Araştırmada ahlâkî değerleri ruha kazandırmak ve yerleştirmek için sadece bilmenin yeterli olmadığı, bu duyguları yerleştirecek iradeye doğru iten duygusal bir motor olması gerektiği sonucuna varılmıştır. İnsan zamanla ahlâkî görevler üstlenip bunları yaşamına yansıttığında, ahlâklar yavaş yavaş alışkanlık haline gelir ve kişiye kolay gelmeye başlar. Vicdanı donatan, Allah’a duyulan iştiyakı artıran manevi hazırlığın göz ardı edilmesi, İslam toplumunu şeriattan ayırmaya yol açar; insanın gerçeği ile kendisine sunulan hükümleri birbirinden ayıran derin bir uçurum oluşturur ve neticede insan bir tarafta yaratıcının ona teklif ettiği hükümler ise başka bir tarafta kalır. Duyguları Allah'a ve Resul’üne yöneltmeden Kitap ve sünnetten gelen ilahi hükümleri tesis etmek (uygulamak) bir hatadır. Bu nedenle Dârimî, hadis ve rivayetlere dayanarak ahlâkî değerleri hükümlerle ilişkilendirmiştir. Sadece ahiret azabıyla korkutmak, tehdide dayanmak veya sadece İslam'ın faziletleri hakkında bilgi vermek, kişiyi ideallere ve güzel ahlâka yönlendirmede istenilen sonuçların elde edilmesi için yeterli değildir. Hz. Peygamber’in şahsında en güzel ahlâkî örneklerin mevcudiyeti, İslâm’ın davet ettiği her bir güzel ahlâkın tatbikinin mümkün olduğuna delalet eder. Bu durum da şeriatin kemalindendir. Şeriat hükümleri ahlâkî bir temelden yoksun olursa, boş bir içerik yapısı haline gelir. İslam ahlâk bilimi, Kur'an ve sünnetteki yerleşik delillere dayanan bir din bilimidir. Bu sebeple İslam hukukunun ahlâk alanındaki hükümlerinde hiçbir amaçla ve hiçbir koşulda değişikliğe yer yoktur. Ahlâkî açıdan yaşanabilecek kaos ise, Hz. Peygamber’in sünneti ve metoduna uymaktan uzaklaşma sebebiyle oluşur. İslamî ilimler ahlâkî temellerin önemli bir unsurunu oluşturur ve Allah bu temelleri söz ve fiillerden önce emretmiştir. İslam'da ahlâkî davranış, içsel duygularla ilgilidir. Bundan ötürü bir fiilde esas olan niyet ve fiile iten sebeptir. İslam’da ahlâk fikir ve teoriden ibaret olmayıp, eylem ve davranışı da kapsar. Asıl amaç, kuralların teorik olarak bilinmesi değil, bilinen teorinin uygulanmasıdır. Heves, Müslümana isabet eden, onu haktan alıkoyan bir afettir. Çünkü hevaya uymak, kişiyi kötülüğe sevk edip, hayırdan uzaklaştırır. Sonra da kişi ahlâk ve güzel huylardan uzak olur. İlim ehli ise, ahlâk ve amel bakımından bilimin gerektirdiği şeylerle vasıflandırılmalıdır. Çünkü ilim ehli, güzel ahlâkla vasıflandırılmaya ve kötü ahlâkın her çeşidinden uzak olmaya layık olan kimselerdir.

Abstract

Summary: In this research, it has been tried to determine imam al-Darimi's ethical aspect based on his sunan. Muhaddis see hadiths as a criterion that guides human behavior. In this sense, A Muslim person who obeys the Prophet, remaining in an inner awareness can control his/her behavior. Thus, this helps people to get rid of bad habits that prevent his/her from progressing in terms of morality. Therefore, when dividing the research of hadith, determining the rulings and choosing the hadiths, it reflects an Islamic perspective on the life that a Muslim should have The moral personality of Imam Dârimi is revealed in his views and secret messages about the merfû and mewkûf narrations in the introduction section. Dârimî has established his moral system on these principles. After the necessary analyzes were made, the contents were divided into various sections. In the first stage of the research, the author was in endeavor to prevent us fromreturning to the morality of ignorance, and he is interested in psychological motives in order to place the love of the Prophet in our hearts and to highlight the beautiful example in our lives. In the second stage, he is interested in the source of Islamic morality, the sound reasons that would lead to good morals and ethical principles that appear in the stanle sources in the Qur’an and Sunnah. In the third stage, he emphasizes the importance of knowledge including morality and points out the importance of following the scholars and their path. In the fourth stage, he talks about intentions, the inner face of morality, and the necessity of doing action in accordance with knowledge. In the fifth stage, he warns against moral contradictions such as disobeying the Prophet and following the lust and avoid heresy. In the sixth stage, he talks about the morality of scholars. In the research, it has been concluded that knowing and placing moral values in the soul is not enough, that there must be an emotional engine that pushes these emotions towards the will to place them. It is a mistake to establish (apply) the divine decrees coming from the Book and the Sunnah without directing the emotions to Allah and His Messenger. For this reason, Dârimi has associated moral values with decrees based on hadiths and narrations. The existence of the best moral examples in the person of the Prophet indicates that it is possible to apply every good morality that Islam calls. Islamic ethics is a science of religion based on established evidence in the Qur'an and Sunnah. For this reason, there is no room for change in the moral provisions of Islamic law for any purpose and under any circumstances. The chaos that can be experienced in terms of morality occurs due to the disobedience of following the Sunnah and method of the Prophet. Islamic sciences constitute an important element of moral cornerstones and Allah has ordered these cornerstones before words and actions. Ethical behavior in Islam is about inner feelings. Therefore, the main thing in an action is the intention and the reason that leads to the action. Ethics in Islam does not only consist of ideas and theory, but also includes action and behavior. The main purpose is not to know the rules theoretically, but to apply the known theory. The people of knowledge are those who should be qualified with what science requires in terms of morals and deeds.

Anahtar kelimeler: Hadis, Ahlâk, Dârimî, Psikolojik güdüler, Ahlâkî aykırılıklar.