Dergiler / Cumhuriyet İlahiyat Dergisi / 2016 / Cilt: 20 - Sayı: 1
Tasavvufun ve Epistemolojik Bir Araç Olarak İlhamın İbn Teymiyye Düşüncesindeki Yeri
- Sayfa
- 11–34
- DOI
- —
Özet
ÖZ: Bu makalenin amacı Selef anlayışına dayalı bir geleneğin savunucusu olarak tanınan İbn Teymiyye’nin tasavvufa ve tasavvufî bilginin temel aracı olan ilhama yaklaşımını çalışmaktır. Tasavvufî ıstılahları genel sûfî anlayıştan farklı bir şekilde yorumlayan İbn Teymiyye birçok kimse tarafından katı bir tasavvuf karşıtı olarak görülmüştür. Ayrıca İbn Teymiyye’nin sürekli olarak Kur’an, hadis ve Selefin düşüncelerini dinî bilginin temeli olarak sunması onun ilham ve rasyonel metotlar ile elde edilen bilgiye sıcak bakmadığı, bunlara epistemolojisinde yer vermediği düşüncesinin ortaya çıkmasına ve zaman içinde gelişmesine neden olmuştur. Hâlbuki araştırmamızın sonucunda İbn Teymiyye’nin tasavvufu belli şartlar ile kabul etmesinin yanı sıra ilhamın epistemolojik değerini de onayladığı sonucuna ulaşılmıştır. O, tasavvufu erken dönem ve sonraki dönem tasavvuf olarak incelerken, ilhamı doğaüstü olayların bir alt kategorisi olarak gördüğü ilim bâbında ele almaktadır. Tasavvufun ve ilham ile gelen bilginin Kur’an, sünnet ve Selefin düşünceleri ışığında test edilmesi gerektiğine inanan İbn Teymiyye’nin yaptığı reddetmek değil, kendi kriterleri doğrultusunda meseleyi detaylı olarak incelemektir. Bu nedenle, konuyu eleştirel ve betimsel olarak ele alan makalemiz İbn Teymiyye’nin tasavvufa ve tasavvufî bilginin temel dayanağı olan ilhama yönelik tutumuna odaklanmaktadır.ÖZET: İslam tarihinde en etkili, üretken ve tartışmalı âlimlerden biri olan İbn Teymiyye dinî bilgi edinmede en iyi ve en güvenilir yolu bulmak için samimiyetle çaba sarf etmiştir. Bu çaba sonucunda onun Kur’an, hadis, Kelâm, İslam felsefesi ve Yunan felsefesi hakkındaki muazzam bilgisi verimli eserleri vasıtasıyla müşâdehe edilebilir. Epistemolojik, teolojik ve felsefî ifadelerinin dağınık bir şekilde bulunduğu eserlerinde vahiy, insan aklı, ilham, tasavvuf, Aristo mantığı, Şia’nın temel prensipleri, tefsir metotları, hadis ilmi, âlemin yaratılışı, ilahî isim ve sıfatlar, cihat, fıkhî meseleler gibi birçok farklı konuya yer verilmiştir. Tasavvuf, İbn Teymiyye’nin görüşlerini bildirdiği tüm bu mevzular içerisinde en problemli olanlardan biridir.Başlıca en büyük şeyh olarak bilinen İbnü’l-Arabȋ’ye yönelik eleştirilerinden dolayı İbn Teymiyye tasavvufun ve ilham-keşif ile Allah tarafından kulun kalbine gönderilen bilginin amansız bir muhalifi olarak kabul edilmiştir. Elbette o, ittihâd, hulûl, vahdet-i vücûd, aʿyân-ı sâbite, hatemü’l-evliyâ gibi tasavvuf ve İbnü’l-Arabȋ çalışmalarında sıkça karşılaşılan kavramlara karşı çıkmıştır. Bu kavramlara ilave olarak, İbn Teymiyye tüm ittihâd düşüncelerini gerek genel gerekse özel ittihâdı da reddetmektedir.İbn Teymiyye’nin eserlerinin detaylı araştırılması ile onun tasavvufu Erken dönem ve Sonraki dönem şeklinde iki kısımda ele aldığı görülecektir. Sapkınlık olarak gördüğü Sonraki dönem tasavvufu İbn Teymiyye felsefî ve amelî yönleriyle incelemektedir. Ayrıca, amelî yönlerine yönelttiği eleştirilerinin yanı sıra, onun itirazları Yunan felsefesi, Hıristiyanlık, Zerdüştlük gibi gayr-i İslamî kaynaklardan alınan ve panteist, monist, metafizik tasavvuf gibi isimlerle de anılan felsefî tasavvufta yoğunlaşmaktadır. Ancak, İbn Teymiyye ısrarla tasavvufun geçerliliğinin Kur’an ve hadislere tâbi olmakla mümkün olduğunu savunurken, velâyet ve ilham gibi tasavvufî öğeleri kendi metoduyla yorumlamaktadır. Ona göre, tarihsel olmasa da metodolojik olarak Erken dönem mutasavvıflarından görülen Abdülkâdir-i Geylânî, Sehl b. Abdillah et-Tüsterî, ve Maʿrûf-i Kerhî gibi kimseler Kur’an ve hadislere tam anlamıyla tâbi olmuşlardır.Bir bilgi edinme yolu olarak değerlendirilen ilhama gelecek olursak, öncelikle ilhamın hakikatinin İbn Teymiyye öğretisinde tartışılmadığını söylemek gerekir. İlham, ne interaktif bir iletişimdir ne de bir hurafe. Buna karşın, İbn Teymiyye’ye göre ilham, tasarruf ve bilgi olarak zuhur edebilen doğaüstü olaylardan olup bilgi kategorisinde değerlendirilmesi gereken bir olgudur. Ona göre, Allah kulun kalbinden perdeyi kaldırdığında kalp, ilahî kontrol ile doğru, geçerli ve câiz olan yolu takip etmek üzere yönlendirilir. Bundan dolayı, ilham ile gelen bilgiyi rahmanî ve şeytanî olarak sınıflandıran İbn Teymiyye dinî ve manevî eğitim ile kalbin arındırılmasının önemini vurgular. İlham ile gelen bilginin geçerliliği ve kabul edilebilirliği söz konusu olunca İbn Teymiyye Kur’an, hadis ve Selefin görüşleri ışığında gelen bilginin teste tabi tutulmasını önerir. Ona göre, bu bilginin doğruluğu onun ancak İslam kaynakları terazisine konulmasıyla tespit edilebilir. İbn Teymiyye’ye göre keşif-ilham ile bilgi almak evliyalık göstergesi olmadığı için ve doğaüstü olayların hem bilgi olarak hem tasarruf olarak müşrikler, kâfirler, Kitap ehlinden ve bidʿat ehlinden kimseler tarafından da ortaya konulabileceği için bu şekil bir test gereklidir.Kısacası, yukarıda da belirtildiği gibi, İbn Teymiyye ilhamın epistemolojik hakikat ve değerini tartışmıyor. Dahası, zayıf hadis rivayetlerini, zayıf rasyonel argümanları ve zayıf kıyas hükümlerini tercih etmektense ilham ile gelen bilgiyi tercih etmektedir. Bundan dolayı, eğer İbn Teymiyye öğretisinde bir epistemolojik hiyerarşiden bahsedecek olursak, pek muhtemel bu hiyerarşi vahiy, insan aklı ve ilham şeklinde olurdu. Sonuç olarak, ilham ile gelen bilginin doğruluğu ve güvenilirliği çeşitli şartlar gözetilerek kabul ediliyor olsa da, İbn Teymiyye’nin epistemolojisinde ilham bir metot olarak bulunmaktadır.
Abstract
ABSTRACT: This article aims to study Sufism (taṣawwuf) and inspiration (ilhâm), which is the main means of the mystical knowledge, in the thought of Ibn Taymiyya who is known generally as an exponent of a tradition grounded on the understanding of Salaf. He is considered by majority to be a rigid opponent of Sufism because of his unconventional interpretations of Sufi terminology. Also, since Ibn Taymiyya constantly offers the Qur’ān, ḥadīth, and the opinions of Salaf as the base of religious knowledge, the idea that he does not lean toward inspirational and rational knowledge and he does not give a place for them in his epistemology came out and has grown in the course of time. As a result of our research, however, we realize Ibn Taymiyya admits the epistemological value of inspiration along with Sufism conditionally. While he divides Sufism into Early and Later periods, he examines inspiration in the context of knowledge (bâb al-ʿilm) which is considered to be a subcategory of supernatural events. Ibn Taymiyya, who believes that inspirational knowledge must be tested by means of the Qur’ān, Sunna, and the opinions of Salaf, without rejecting its reality, assesses the subject matter in detail through his own criteria. Therefore, this article, in which the subject is elaborated critically and descriptively, focuses on the approach of Ibn Taymiyya to Sufism and inspiration that is the basic element of Sufi knowledge.SUMMARY: Ibn Taymiyya, who is one of the most influential, productive, and controversial Muslim scholars in history of Islam, exerted sincerely to find out the best and the most reliable way of acquiring religious knowledge. Through his fruitful works, his enormous knowledge of the Qur’ān, ḥadīth, Kalām, and Islamic and Greek philosophy can be witnessed. His works where his epistemological, theological, and philosophical statements are found dispersedly, are dealing with many issues such as revelation, the human intellect, inspiration (ilhām), Sufism, Aristotelian logic, the doctrines of Shia sect, methods of commentary of the Qur’ān, ḥadīth, creation of the world, the divine names and attributes, jihad, and juridical ones. Of all issues about which Ibn Taymiyya provided his opinions, Sufism obviously has been one of the most problematic ones. Since Ibn Taymiyya criticizes Ibn al-ʿArabī who is considered to be the Greatest Master in Sufism, he has been acknowledged to be a virulent opponent of Sufism and its complements like knowledge of inspiration- unveiling which is bestowed to the heart of believers by God. It is correct to say that Ibn Taymiyya has objections to the conceptions of unification (ittihād), incarnation (ḥulūl), oneness of the existence (waḥdat al-wujūd), the fixed entities (aʿyān al-thābita), and the seal of the friends of God (khatam al-awliyā’) all of which are encountered abundantly in the studies of Ibn al-ʿArabī and Sufism. In addition to these conceptions, Ibn Taymiyya refutes kinds of unification including general unification and particular or specific unification.Through detailed investigations of the works of Ibn Taymiyya it is possible to realize that Ibn Taymiyya elaborates Sufism under the categories of Early Sufism and Later Sufism. The Later Sufism, which is mostly heretical, is also elaborated with the distinction of philosophical and practical aspects. Furthermore, it is realized that along with criticisms of the practical aspects, his objections intensify on the philosophical Sufism, which may be called pantheistic, monistic, and metaphysical Sufism, imported noticeably from non-Islamic sources like Greek philosophy, Christianity, and Zoroastrianism. While Ibn Taymiyya persistently defends that the validity of Sufism depends on obedience to the Qur’ān and ḥadīth only, he interprets in his own way the conceptions of the friendship of God and inspiration (ilhām). According to Ibn Taymiyya, those, who are counted among the Early Sufism methodologically, even if not historically, like ʿAbd al-Qādir al-Jīlānī, Sahl Ibn al-Tusterī, and Maʿrūf al-Karkhī follow the Qur’ān and ḥadīth precisely.As for inspiration itself as a way of acquisition of knowledge, it is worth noting that in Ibn Taymiyya’s teaching inspiration or unveiling (kashf) is not argued concerning its reality. It is neither a sort of active communication nor is it a superstition. On the contrary, Ibn Taymiyya suggests that inspiration is a kind of supernatural events (khawāriq), which can be seen as an effect (ta’thīr) or knowledge (ʿilm). In this respect, inspiration is examined under the category of knowledge. He believes that when God has lifted the cover from the heart of believers, the heart will be under the control of God. As a result of this divine control, the servants can find out the correct, valid, and permissible way to follow. Thus, Ibn Taymiyya, who classifies inspirational knowledge as divine (raḥmānī) and devilish (shayṭānī), emphasizes importance of religious and spiritual training for purification of the heart.When the validity or acceptability of inspirational knowledge is in question, Ibn Taymiyya offers a test in the light of the Qur’ān, ḥadīth, and the opinions of the Salaf. According to him, the soundness of inspirational knowledge can be verified as long as it is weighed on the scale of these sources of Islamic sources. The reason for offering a test to verify the accuracy of inspirational knowledge received by a person is based on his idea that receiving inspirational knowledge is not an indication of being one of the friends of God at all. According to Ibn Taymiyya, it is very possible to perform or receive inspirational knowledge as a supernatural event not only for the friends of God but also for polytheists, disbelievers, people of the Book, and people of the innovation. He, as is said above, does not argue the validity of inspiration concerning its epistemological reality and value. What is more, he would rather give precedence to inspirational knowledge