Dergiler / Cumhuriyet İlahiyat Dergisi / 2019 / Cilt: 23 - Sayı: 3

Dindarlık İle Yerel Halkın Turizmin Sosyo-Kültürel Etkilerini Algılayışları Arasındaki İlişki

The Relationship between Religiosity and Local Residents' Perception of Socio-Cultural Impacts of Tourism

Sayfa
1293–1313
DOI
—

Özet

Kültürleri ve inanışları farklı insanların etkileşimi üzerinde gelişen turizm, özellikle ekonomik getirileri nedeniyle pek çok yerel ve ulusal yönetici tarafından öncelikli sektörler arasında değerlendirilmektedir. Ancak, turizm gelişimi ekonomik unsurların ötesinde çevresel ve sosyo-kültürel pek çok etki de oluşturmaktadır. Söz konusu etkilerin yerel halk tarafından algılanışında etkin olan pek çok unsur incelenmiş olmakla birlikte dindarlığın etkisi çok az araştırılmıştır. Bu kapsamda, toplumsal ve bireysel düşünce ve davranışlar üzerinde önemli bir etken olan dindarlık hususunun turizmin sosyo-kültürel etkilerinin algılanışında etkin olup olmadığının incelendiği bu çalışma, alanyazına katkı sunabilecek boyuttadır. Çalışma kapsamında nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği benimsenmiş olup veri, Muğla Menteşe ilçesinde ikamet eden 528 bireyden elde edilmiştir. Çok değişkenli istatistik analiz yöntemlerinden yararlanılarak açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri ile yol analizi uygulanmıştır. Sonuçlar, dindarlık algısı arttıkça olumsuz sosyo-kültürel etkilerin daha kuvvetli algılandığını ancak dindarlık ile olumlu sosyo-kültürel etkilerin algılanışı arasında bağlantı bulunmadığını vurgulamaktadır. Bu sonuçlar, turizm planlaması ve gelişimini sürecinde yerel halkın inançlarının da göz önünde bulundurulmasının gerekliliğini işaret etmektedir. Özet: İnsanların aynı değerler etrafında toplanmalarını ve grup halinde hareket etmelerini sağlayan inanç sistemi veya toplumda birlikte yaşayan bireylerin ilişki ve sorumluluklarını belirlemek için düzenlenmiş inanç, uygulama, ritüel ve semboller sistemi olarak tanımlanabilecek olan din, en yaygın ve etkili sosyal kurumlardan olmasının ötesinde hem birey hem de toplumların tutumlarını, değerlerini ve davranışlarını etkilemesi nedeniyle, özellikle son yıllarda, sıklıkla incelenmektedir. Bireylerin dini bir gruba veya kurallara bağlılık dereceleri olarak tanımlanabilecek dindarlık ise dinsel öğelerin bir kişinin yaşamı üzerindeki etkinliğini ifade etmek için kullanılmaktadır. Tıp, antropoloji, psikoloji, sosyoloji gibi bilim dallarında yapılan çalışmalarda dindarlık ile mutluluk ve bedensel / ruhsal sağlık arasında genellikle olumlu bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Turizm alanında yapılan çalışmalarda ise, din, yoğunlukla inanç turizmi veya turistlerin tercihleri üzerindeki etkisi kapsamında ele alınmış ve dini turizmin planlanması ve kutsal alanların yönetimi, turizmin dini bölgelerdeki etkileri, hacıların seyahat motivasyonu ve seyahat şekilleri ile turistlerin dini ihtiyaçları gibi konulara odaklanılmıştır. Kültürleri ve inanışları farklı insanların etkileşimi üzerinde gelişen turizm, özellikle ekonomik getirileri nedeniyle pek çok yerel ve ulusal yönetici tarafından öncelikli sektörler arasında değerlendirilmektedir. Turizm gelişimi ekonomik unsurların ötesinde çevresel ve sosyo-kültürel pek çok etki de oluşturmaktadır. Yerel halk, turizmin gelişmesi ve sürdürülebilirliği açısından önem arz etmekte olup yerel halkın turizmin etkilerine yönelik algıları sıklıkla araştırılan konular arasında yer almaktadır. Topluma ve/veya mekâna aidiyet duygusu, destinasyonun ve/veya turizm sektörünün gelişim düzeyi, turizmin ekonomi içindeki önemi, destinasyonun turizme ekonomik bağımlılığı, turizm sektöründe istihdam edilmek gibi ekonomik unsurlar veya sosyo-demografik özellikler gibi pek çok değişkenin yerel halkın turizm algısındaki etkileri incelenmiş olmakla birlikte dindarlığın etkisi çok az araştırılmıştır. Yapılan çalışmalarda, özellikle dini bölgelerde yaşayan yerel halk ve çoğunlukla din adamlarının algıları araştırılmıştır. Sonuçlar, yerel halkın bölgeye dini amaçlarla gelen ziyaretçiler (hacılar) ile turistleri ayırdığını ve hacıların turistlere oranla daha fazla kabul gördüğünü vurgulamaktadır. Ayrıca, turistlerin alanın ve yapıların kutsallığını, güvenliğini, dekorunu tehdit ettiği ve turistlerin taleplerinin dini uygulamalara zarar verdiği algısının yaygın olduğu, hatta turizmin kendi kültürleri ve dinleri için tehdit olarak görüldüğü tespit edilmiştir. Kutsal alanlar dışında kalan turizm destinasyonlarında ikamet eden yerel halkın görüşlerinin araştırıldığı çalışma ise çok daha azdır. Alanyazın taraması ile bu kapsamda sadece bir çalışma bulunulabilmiştir. İran’daki iki turizm destinasyonunda yerel halkın turizmin sosyo-kültürel sonuçlarına yönelik algılarında dindarlığın etkisinin incelendiği çalışma ile sosyo-kültürel etkilerin algılanışı ile dindarlık arasında pozitif bir ilişki bulunduğu ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda, dindarlık hususunun turizmin sosyo-kültürel etkilerinin algılanışında etkin olup olmadığının incelendiği bu çalışma, alanyazına katkı sunabilecek boyuttadır.Çalışma kapsamında nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği benimsenmiştir. Ekonomik kaygıların katılımcıların görüşlerini etkilemesinin önüne geçilmesi amacıyla, Bodrum, Fethiye ve Marmaris gibi Türkiye’nin önemli turizm destinasyonlarına coğrafi olarak uzak olmamakla birlikte turizm gelişiminin sınırlı olduğu için tercih edilen Menteşe (Muğla) ilçesinde ikamet eden 528 bireyden elde edilen veriler iki aşamada analiz edilmiştir. İlk aşamada, kullanılan soru formu değişik çalışmalardan yararlanarak oluşturulduğu için ölçeklerin güvenirliğini test etmek üzere Güvenirlik Analizi ve yapısal geçerliliğini sınamak üzere Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) uygulanmıştır. Cronbach Alpha (α) değeri, sosyo-kültürel etkilere yönelik 22 ifade bütününde 0,907; her bir faktöre yönelik sırasıyla 0,941; 0,813 ve 0,772; Dindarlık ölçeğine yönelik ise 0,728 olarak hesaplanmış olup araştırmada kullanılan ölçeklerin güvenilir olduğu tespit edilmiştir. Sosyo-kültürel etkilere yönelik ifadelerin varyansın %64,413’ini açıklayacak şekilde 3 faktörlü bir yapı altında birleştiği, üç ifadeden oluşan dindarlık ölçeğinin ise tek faktöre yüklendiği ve varyansın %64,845’ini açıkladığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla analiz için kullanılan yapının iyi derecede geçerli olduğu anlaşılmıştır. İkinc

Abstract

Tourism, based on interaction of people who have different cultures and beliefs, is prioritized by many local and national administrators, primarily because of its economic benefits. However, it also has many environmental and socio-cultural effects. Although many factors affecting local residents' perception about tourism impacts have been examined, religiosity has mainly been under-represented. In this context, this study examines whether religiosity is effective on the perception of the socio-cultural effects of tourism, since religiosity is an important factor on communal and individual thoughts and behaviours. The study was a quantitative research and data was collected by a questionnaire from residents of Menteşe district of Muğla (N=528). In the study, multivariate statistical analysis methods were adopted and factor analyses (descriptive and confirmatory) and path analysis were applied. The results emphasize that as religiosity increases, the perception of negative socio-cultural impacts is strengthened, but there is no relation between religiosity and positive socio-cultural impact perception. These results indicate that planners and decision makers should consider the beliefs of the local people while planning and developing tourism.Summary: Religion, which can be defined as a belief system that allows people to gather around the same values ​​and act in groups, or as beliefs, practices, rituals and symbols designed to determine the relationships and responsibilities of individuals living together in society, has been frequently studied, especially in recent years. Since, it is one of the most common and influential social institutions, and it affects the attitudes, values ​​and behaviours of both individuals and societies. On the other hand, religiosity, which can be defined as the degree of commitment of individuals to religious groups or rules, is used to express the effectiveness of religious elements on a person's life. In studies conducted in the fields of medicine, anthropology, psychology and sociology, it was found that there is generally a positive relationship between religiosity and happiness or physical/mental health. In tourism, religion has been dealt with mainly in the context of faith tourism or its influence on the preferences of tourists. Studies have focused on the planning of faith tourism and management of the sanctuaries, the effects of tourism in sacred regions, the motivation and travel forms of the pilgrims and the religious needs of tourists.Tourism, which is mainly grounded on the interaction of people who have different cultural and religious backgrounds, is considered among the priority sectors by many local and national managers due to its economic benefits. However, it also has many environmental and socio-cultural impacts.Local people are important for the development and sustainability of tourism, and their perceptions of tourism are among the most researched subjects. Although, in these studies, many variables such as community/place attachment, the level of development of the destination and/or tourism, socio-demographic characteristics, economic factors such as importance of tourism in the local economy, economic dependence on tourism, employment in the tourism, have been surveyed; the effect of religiosity has taken very little attention and mostly the perceptions of clergy living in sacred regions were investigated. The results emphasize that the residents distinguish the visitors who come for religious purposes (pilgrims) from tourists, and embrace the pilgrims, rather than tourists. In addition, it was determined that tourists are perceived as threat not only for the sanctity, security and scenery of the area and structures but also for local cultures and religions, and that tourists' demands harm the religious practices. Moreover, views of local residents in non-religious tourism destinations have been investigated much less. In the literature review, only one study could be found. The study examined the effects of religiosity on the local residents' perceptions of socio-cultural impacts in two tourism destinations in Iran and found a positive relationship between them. Therefore, the present study that examins whether religiosity is effective in the perception of the socio-cultural effects of tourism, may contribute to literature.In this research, questionnaire technique, as one of the quantitative research methods, was utilized. Data obtained from 528 people residing in Menteşe (Muğla) were analyzed in two stages. In the first stage reliability and structural validity of the scales used were examined. Cronbach's Alpha (α) value was 0.907 for whole 22 socio-cultural impact items; 0,941; 0,813 and 0,772 for each factor respectively. Cronbach's Alpha (α) value of the religiosity scale was 0.728 thus the questionnaire was considered as reliable. Items related to socio-cultural impacts combined under a 3-factor structure explaining 64.413% of variance while three expressions about the religiosity was loaded on a single factor and explained 64.845% of the variance. Therefore, the structure was found to be valid.In the second stage, appropriateness of the factors determined by EFA and fitness of the model formed within the study were examined by Confirmatory Factor Analysis (CFA) and Structural Equation Model. The fit indices (x2/df, RMSEA, CFI, NFI and GFI) exceeded the threshold values ​​in both DFA and structural equation model. Therefore, it was concluded that factor structures and the model tested were acceptable and there was relationship between perception of socio-cultural impacts and religiosity.The findings revealed that there is a relationship between religiosity and the perceptions of negative socio-cultural impacts of tourism, but religiosity does not affect the perceptions of positive cultural impacts. Considering that religiosity and conservatism is closely related, this was a predictable result. However, the contradiction wit