Dergiler / Türk Psikiyatri Dergisi / 2008 / Cilt: 19 - Sayı: 1

Akne vulgaris hastalarında sosyal kaygı düzeyi ve bunun klinik değişkenler ile ilişkisi

Social anxiety level in acne vulgaris patients and its relationship to clinical variables

Sayfa
29–37
DOI
—

Özet

Amaç: Bu çalışmada akne vulgarisli hastalarda sosyal anksiyete düzeyinin belirlenmesi ve bunun sosyodemografik özellikler, akneye ilişkin klinik özellikler, depresyon, benlik değeri ve olumsuz otomatik düşüncelerle ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmaya AÜTF Dermatoloji Polikliniği'nde akne vulgaris tanısı konulan 83 hasta ile 58 sağlıklı kontrol alındı. Her iki gruba sosyodemografik ve klinik bilgi formu, Global Akne Derecelendirme Ölçeği (GADÖ), Hastane Anksiyete Depresyon Ölçeği (HADÖ), Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği (LSKÖ), Rosenberg Benlik Değeri Ölçeği (RBDÖ) ve Otomatik Düşünceler Ölçeği (ODÖ) uygulandı. Bulgular: Akne hastalarında sosyal kaygı, sosyal kaçınma, genel kaygı, depresyon, hatalı otomatik düşünceler kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek, benlik değeri ise düşük bulundu. Hastaların % 25,6'sı LSKÖ, % 32.9'u LSKÖ-Kaygı, % 27,7'si LSKÖ-Kaçınma, % 36.1'i HADÖ, % 30.1'i HADÖ-Depresyon, % 50.6'sı HADÖ-Anksiyete ölçeklerinde kesim puanının üzerinde puanlar aldılar. Hastaların yaşı küçüldükçe ve eğitim düzeyleri düştükçe yaşadıkları psikolojik belirtilerin şiddetlendiği, ancak yaşanan psikolojik belirtilerin cinsiyet, akne şiddeti ve akne yerleşim yeri ile ilişkili olmadığı saptandı. Hastalar aknelerini klinisyene göre daha şiddetli algılamaktaydı, ancak hastaların subjektif akne değerlendirmesi ile psikolojik belirtiler arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. Sonuç: Akne vulgaris, hastanın psikolojik ve emosyonel işlevselliğine zarar verme potansiyeli olan bir hastalık olarak ele alınmalı, tedavi planında psikiyatrik değerlendirme ve psikolojik desteğe yer verilmelidir.

Abstract

Objective: The purpose of this study was to determine the level of social anxiety in acne vulgaris patients and to examine its relationship to the sociodemographic and clinical characteristics of acne, as well as to depression, self-esteem, and negative automatic thoughts. Method: The study included 83 acne vulgaris patients from the dermatology outpatient unit of a university hospital and 58 healthy controls. Sociodemographic and clinical questionnaires, and the Global Acne Grading System (GAGS), Hospital Anxiety and Depression Scale (HADS), Liebowitz Social Anxiety Scale (LSAS), Rosenberg Self-Esteem Scale (RSES), and Automatic Thoughts Scale (ATS) were administered to both groups. Results: The degree of social anxiety, social avoidance/withdrawal, general anxiety, depression, and negative automatic thoughts were significantly higher, and self-esteem was significantly lower in the acne patients. Among the 83 patients, scoring above the scales' cut-off points was as follows: 25.6% on the LSAS, 32.9% on the LSAS-Anxiety Subscale, 27.7% on the LSAS-Avoidance Subscale, 36.1% on HADS, 30.1% on the HADS-Depression Subscale, and 50.6% on the HADS-Anxiety Subscale. Psychological symptoms were negatively correlated with age and level of education in the patient group; however no relationship was observed between the psychological symptoms, and gender, the severity of acne, or acne localization. The patients rated their symptoms more severely than did the clinicians; however, the subjective ratings of the patients were not correlated to their psychological symptoms. Conclusion: Acne vulgaris must be considered as an illness with the potential to negatively affect the psychological and emotional functioning of patients; therefore, routine psychiatric evaluation and psychological support should be part of the routine acne treatment plan.

Anahtar kelimeler: Hastalık ciddiyet indeksi,Akne vulgaris,Kaygı bozuklukları,Psikiyatrik durum derecelendirme ölçekleri,Yaşam kalitesi,Ben kavramı,Sosyal sınıf