Dergiler / Milli Folklor / 2022 / Cilt: 17 - Sayı: 136

Romantik Eşkıyalar: Türk Kültüründe Zeybek/Efe Geleneğinin Edebî Temsilleri Üzerine Bir Değersöküm Denemesi

Romantic Bandits: A Devaluative Attempt on the Literary Representations of Zeibek/Efe Tradition in Turkish Culture

Sayfa
140–153
DOI
—

Özet

Tarihinde pek çok kültüre beşiklik etmiş Anadolu’da eşkıyalık geleneği önemli bir yer tutar. Ortaçağ’daki Alperen tipinin Anadolu’daki son halkalarından biri olarak kabul edilen zeybekler/efeler, kendilerine ait gelenek ve ritüelleriyle yüzyıllardır varlıklarını sürdürmektedir. Türk köylüsünün sembolü olarak da kabul edilen ve içlerinde zaman zaman eşkıya olarak adlandırılabilecek yapıda grupların oluştuğu zeybekler/efeler, son yıllarda Eric Hobsbawm’ın sosyal eşkıyalık kavramı üzerinden temellendirilmektedir. Oysa Hobsbawm’ın sosyal eşkıyalık tanımında yer alan özgürlük, kahramanlık, adalet ve yardımseverlik, sınıfsal birer kategori olmaktan çok bir değer alanına karşılık gelmektedir. Zeybekler/efeler Batı-dışı modernleşmenin örneklerinden biri olan Türk tarihinde, devletin sağlayamadığı otorite boşluğundan doğan alanı doldurmak gibi bir işlev yerine getirmişlerdir. Modern dünyanın değerlerinin etkisiyle toplumda bir tür kültürel şizofreni yaşanmıştır. Çünkü modernite, yalnızca bir ekonomik gelişmeye değil, özellikle Batı-dışı toplumlarda toplumun kolektif bilincinde travmatik bir değer yitimine yol açmıştır. Bu değer yitimi, devlet otoritesiyle özellikle köylü sınıfı arasında bir değer boşluğunun ortaya çıkmasına yol açmış, zeybek/efe geleneği de belirli bir ölçekte bu boşluğun içini dolduran bir yapıya dönüşmüştür. Bu durum, Doğu ile Batı arasında kalan toplumun bir yandan modernleşme deneyimini yaşaması diğer yandan geleneği devam ettirmek istemesinden kaynaklanan bir travmatik hâl olarak ortaya çıkmış; Doğu ile Batı arasında sıkışıp kalan ve bir tür kültürel şizofreni yaşayan bireyde, değerler dünyasının kesintiye uğradığı algısı ön plana çıkmıştır. Bu travmanın yarattığı ontik boşluk, bazı gruplarca değerler aracılığıyla doldurulmuştur. Sözü edilen kültürel değerlerin edebî temsillerine bakıldığında, zeybeklerin/efelerin öncelikli olarak adaleti tesis edici bir işlev yüklendikleri anlaşılmaktadır. İkinci olarak zeybekler/efeler geleneksel kültürü devam ettirerek inancı korumakta, böylece halkın sembolik değer alanlarıyla örtüşen bir zemine yaslanmaktadır. Son olarak zeybeklerin/efelerin geleneksel toplumlara özgü töre, kahramanlık ve cömertlik gibi değerleri temsil ettikleri anlaşılmaktadır. Bu çalışmada zeybeklerin/efelerin hangi değer alanlarını doldurduğunun ortaya konabilmesi için Türk modernleşme süreci bir kırılma noktası olarak ele alınmış; bu kırılma noktasının öncesi ve sonrasında geçerli kültürel metaforlar tespit edilmiş ve ardından kültürel değerlerin edebî temsilleri incelenmiştir. Zeybeklerin sahip olduğu olumlu imajın geleneksel değerlerin temsiliyle yakından ilgisi bulunmaktadır. Bu nedenle değerler üzerinden yapılacak bir okuma Türk kültüründe zeybek/efe geleneğinin anlamlandırılmasında önemli sonuçlar ortaya koyabilecektir. Bu çalışmada Kantarağasızâde Ömer Selahaddin’in Âdil Mevlâ (1927), Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf (1937) ve Yaşar Kemal’in Çakırcalı Efe (1972) romanlarında değersöküm gerçekleştirilecektir.

Abstract

Banditry has an important place in Anatolia, which has been the cradle of many cultures. Zeibeks, considered as one of the last rings of the medieval Alperen type in Anatolia, have existed for centuries with their own traditions and rituals. Zeibeks, which are also accepted as the symbol of Turkish peasantry and which can be called bandits from time to time, have been based on Eric Hobsbawm’s concept of social banditry in recent years. However, elements such as freedom, heroism, justice and benevolence in Hobsbawm’s definition of social banditry correspond to a value area rather than a class category. Zeibeks fulfilled a function in Turkish history, which is one of the examples of non-Western modernization, to fill the gap arising from the depreciation caused by modernity. The modern world has given traditional societies a kind of cultural schizophrenia. This emerged as a traumatic experience arising from the fact that society, which is between the East and the West, experienced modernization on the one hand and wanted to continue the tradition on the other. Being stuck between East and West and experiencing a kind of cultural schizophrenia, the individual has developed the perception that the world of values is interrupted. Modernity has led not only to an economic development, but also to a traumatic loss of value in the collective consciousness of society, especially in non-Western societies. This loss of value has led to the emergence of a value gap between the state authority and peasantry, and zeibek tradition has turned into a structure that fills this gap. Zeibeks filled this void created by this trauma through values. When we look at the literary representations of cultural values, zeibeks primarily assumed a function of establishing justice. Secondly, zeibeks kept their belief by maintaining the traditional culture in the field of belief, thus resting on a ground that coincides with symbolic value areas of people. Finally, zeibeks represented values such as custom, heroism and generosity peculiar to traditional societies. In order to reveal which value areas zeibeks filled, Turkish modernization process is considered a breaking point; following, valid cultural metaphors before and after this breaking point were determined and then literary representations of cultural values were examined. The positive image of Zeibeks is closely related to the representation of traditional values. For this reason, a reading on values will reveal more consistent and meaningful results in the interpretation of the zeibek tradition in Turkish culture. This study will perform a close reading of the values (devaluation) on Kantarağasızâde Ömer Selahaddin’s novel Âdil Mevlâ (1927), Sabahattin Ali’s Kuyucaklı Yusuf (1937) and Yaşar Kemal’s Çakırcalı Efe (1972).

Anahtar kelimeler: Zeybek/Efe, değer, kültürel metafor, modernite, kültürel şizofreni