Dergiler / Turkish Studies (Elektronik) / 2018 / Cilt: 13 - Sayı: 12
21. YÜZYIL TÜRK ROMANINDA ÇEVİRMEN KARAKTERLER: SATIR ARALARINDA ÇEVİRMENLİK MESLEĞİNE DAİR İPUÇLARI PEŞİNDE
- Sayfa
- 591–611
- DOI
- —
Özet
Çeviriye duyulan gereksinimin artmasıyla ve çeviri ediminde insan etkenine odaklanan sosyolojik yaklaşımların çeviribilimde öne çıkmasıyla çevirmenliğe akademik ilgi de son yıllarda gittikçe yoğunlaşmaktadır. Bununla birlikte, edebiyatta da çevirmenlik mesleği yıllardır tema olarak kullanılmakta ve çevirmenler kurmacada karakter olarak yer almaktadır. Bu çalışmada da 21. yüzyıl Türk edebiyatından seçilen üç roman (Kan ve Gül, Alper Canıgüz; Musa’nın Uykusu, Tuğba Doğan; Zafiyet Kuramı, Ersan Üldes) temel alınarak çevirmenlerin ve çevirmenlik mesleğinin edebiyatta nasıl temsil edildiği, dolayısıyla çevirmenin statüsünün edebiyata nasıl yansıdığı sorusuna yanıt aranmaktadır. Bu amaçla, Dam ve Zethsen’ın (bkz. 2008, 2009, 2011, 2014a) çevirmenlerin statüsünü belirlemek veya karşılaştırmak için yaptıkları bir dizi çalışmada kullandıkları dört parametreye başvurulmuştur: 1) gelir düzeyi, 2) eğitim ve uzmanlık, 3) görünürlük ve 4) güç ve etki. Kurmaca eserler çevirmenin gelir düzeyi, eğitim ve uzmanlığı, görünürlüğü ve güç ve etkisi hakkında toplumdaki algıya dair ipuçları aramak için bir kaynak işlevi görmektedir. Üç romandaki çevirmen karakterlerin ortak noktalarından biri kitap çevirmeni olarak çalışmalarıdır. Romanların ikisinde çevirmenlik sürekli bir işten ziyade, yazarlığa geçiş adımı olarak tanımlanmaktadır. Yazarlık çevirmenliğe göre daha üst bir düzeyde konumlandırılmıştır. Çevirmen karakterler toplumdan kopuk yaşayan, topluma uyum sağlamakta zorlanan bireylerdir. Gelir, eğitim ve görünürlük parametreleri dikkate alındığında, romanlarda yer alan kurmaca çevirmenlerin yüksek bir statüye sahip olmadıkları anlaşılsa da güç ve etki parametresi açısından bakıldığında çevirmenin farklı bir konumda bulunduğu görülmektedir. Çevirmenin özgün öyküyü değiştirme, tahrif etme, iyileştirme, vb. güçleri bulunmaktadır. Çevirmenin erek kültür için yeniden yazma veya yaratma sürecinde özgürlüğünü ilan edebileceği görülmekte, ancak bu özgürlüğün sınırlarının etik ve bağlılıkla çizildiği kurmaca eserlerde de ortaya çıkmaktadır. Bu durum, aynı zamanda, çevirmenin etik sorumlulukları ve çevirmen ve okuyucu arasındaki güven ilişkisini de gündeme getirmektedir.
Abstract
There has been an increasing academic interest in translation as a profession in recent years. This is probably because of the increasing interest in the profession with the growing need for translation, and the influence of sociological approaches in Translation Studies that focus on the human in translation act. Fiction is one of the resources that allow us to rethink the translation profession as translators have been characters in literature for long years. Based on three contemporary Turkish novels (Kan ve Gül, Alper Canıgüz; Musa’nın Uykusu, Tuğba Doğan; Zafiyet Kuramı, Ersan Üldes), this study explores how translators are represented in fiction. For this purpose, the parameters that Dam and Zethsen (2008, 2009, 2011, 2014a) used in a series of studies to determine and compare the status of professional translators provide a framework: 1) income, 2) education and expertise, 3) visibility, and 4) power and influence. Fiction serves as a sort of resource for seeking perceptions in the society with regard to the income, education and expertise, visibility, and power and influence of translators. The common feature of fictional translators in three novels is that they are engaged in literary translation and book translation. In two novels, translation is described not as a proper occupation, but rather as a transition to writing. Translators are illustrated as physically and professionally isolated characters. With regard to power and influence, we find that translators have the power to alter, distort, rewrite or improve the original story. Translators are engaged in a process of rewriting and recreating in the target culture – a process that is subject to limitations posed by ethics and loyalty. This makes readers question translators’ ethical responsibilities, and trust between a translator and readership.