Dergiler / İzlek Akademik Dergi / 2021 / Cilt: 4 - Sayı: 2

Yirminci Yüzyıl Sonu Türk Çağdaş Sanat Sahnesinde Hafıza Söylemi

Memory Discourse in the Turkish Contemporary Art Scene in the Late Twentieth Century

Sayfa
82–95
DOI
—

Özet

20. Yüzyıl sonlarına gelirken, çağdaş zaman ve mekân anlayışı, tarihin merkeziyetçi, doğrusal ve nedensel yapısını tehdit etmeye başlamıştır. Gittikçe sıkışan ve hızlanıyor gibi gözüken dünyada, kişi yavaşlama ve tutunma ihtiyacı duymaya başlar. Bir tür ait olma ve kimlik arayışına giren bireye, tarihin ve büyük anlatıların sunduğu perspektif yetmez hale gelir. Bu yüzden birey, kendi gerçekliğine, dolayısıyla belleğine tutunur. 20. Yüzyıl sonlarına gelirken bellek, tüm dünyada pek çok alanı etkileyen yaygın ve eşzamanlı bir kamusal söylem haline gelmiştir. Bu süreçte sanatçı da artık tarihin bir figüranı olmaktan çıkıp, kendi gerçekliğinin izlerini, belleğiyle görünür kılma arayışına girmiştir. Yirminci yüzyılın sonlarında Türk çağdaş sanat sahnesinde bellek, çağdaş zaman ve mekân anlayışının yapısal özellikleriyle kesişmesi ve örtüşmesi nedeniyle yaygın bir söylem haline gelmiştir. Bunlar farklı, çeşitli, güvenilmez, anlaşılması güç, çok boyutlu, metinler arası, zamansız, doğrusal olmayan, kısa ömürlü, müphem ve paradoksal özelliklerdir. Ayrıca bellek, dönemin çağdaş sanatçılarının sanatlarında uyguladıkları bir dil ve anlatım biçimi olarak işler. Bu dönemde belleğin eksiklikleri, çağın ruhuna ve kendilerini yalnızca incelikli bellek biçimleriyle ifade eden sanatçıların arayışlarına yanıt veren bir güç haline gelir.

Abstract

While reaching the end of twentieth century, contemporary understanding of space and time began to threaten history’s centralist, linear and causal structure. In the appearingly accelerating and tightening world, the individual feels the need for deceleration and adherence. The perspective offered by history and grand narratives can no longer be adequate for the individuum seeking a sense of identity and belonging. Therefore, the individual clings to his/her verity and thereby his/her memory. In the Turkish contemporary art scene in the late twentieth century, memory became a prevalent discourse as a result of its intersection and overlapping with the contemporary conception of time and space structurally, in their diverse, elusive, inconceivable, multi-dimesional, inter-textual, atemporal, nonlinear, ephemeral, equivocal and paradoxical characteristics. Furthermore, memory works as a language and a manner of expression that contemporary artists of the period put into practice in their art. The deficiencies of memory became its power which response to the zeitgeist of the era and to the search of those artists who express themselves only with the subtle forms of memory.

Anahtar kelimeler: Bellek, Tarih, Türk Çağdaş Sanatı, Temsil, Travma

Yirminci Yüzyıl Sonu Türk Çağdaş Sanat Sahnesinde Hafıza Söylemi — AJIndex