Dergiler / Anadolu Bil Meslek Yüksekokulu Dergisi / 2021 / Cilt: 16 - Sayı: 61
Kentsel Tasarımda Trafikten Arınma İlkesi
- Sayfa
- 73–97
- DOI
- —
Özet
Sanayileşmenin büyümesi ve gelişmesi ile kırsal alanlardan kentlere yapılan göçler, kentlerin hızla büyümesine ve işçi kentlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. İşçi kentlerinin beton yığınları arasında yaşamaya mahkûm kalmaları, kent içinde rahat ve güvenle kullanabilecekleri taşıt trafiğinden kısmen ya da tamamen arındırılmış mekanlara gereksinim olmuştur. Yaşanabilir kentler oluşturabilmek için kamusallık, güvenlilik, canlılık, rahatlık, katılabilirlik gibi önemli sosyal ve ekonomik ölçütlerin mekânda sağlanması amaçlanmalıdır. Bu yüzden konutsal yerleşim alanlarında ve alışveriş alanlarında yer aldığı kent merkezlerinde yayalaştırma alanları oluşturulmaya başlanmış, Avrupa’da 1940’lı, Kuzey Amerika’da 1960 yıllarında uygulamaya geçilmiş ülkemizde ilk örneği 1978 yılında Ankara’da uygulanmıştır. Hollanda ve Batı Almanya’nın öncülüğünü yaptığı bu uygulamalardan sonra Fransa, ABD, İngiltere, İsviçre, Avusturya, İtalya gibi gelişmiş ülkelerde bunu uygulamıştır. Bu uygulamaların amacı tarihsel kent karakterlerinin korunması, gün boyu motorlu taşıt trafiğiyle geceleri terk edilen mekanların yaşatılmak istenmesi amaçlanmıştır. Yayalaştırmayı Cambridge sözlüğü her ne kadar “bir yeri, araçların giremediği yer haline dönüştürmek” olarak tanımlasa da, bir bölge sadece yalnızlaştırılarak yayalaştırılamaz. Mutlak yayalaştırma gerçek dünyada mümkün olmamakla beraber kamu taşımacılığı, yaya altyapısının, motorsuz (örn. bisiklet) altyapının yeterli ve etkili gelişimi oluşturulması ile eşleştirilmiştir. Bu makalede yayalaştırmanın yalnızlaştırma olmadığını, kentlerde oluşturulan yayalaştırma alanlarının zorunluluk halinde motorlu araçların da girebileceği (ambulans, polis, itfaiye vb.) kentsel sisteme uygun alanlar olması, oluşturulan bu alanların da kentsel ve tarihsel dokunun korunması amaçlanmalı, sosyalleşmenin kültürel etkisini görmek, yayalaştırmanın zorunluluk değil, gerekli olduğu vurgulanmak istenmiştir.
Abstract
While the industries grow and develop, people are starting to move from rural to city. Due to this, cities also grew significantly and caused the developments of labor cities. When this happened, laborers started living in a concrete pile, and started to ask for a relaxing and a safe environment in the city but away from the traffic jam. In order to be able to create a liveable environment, firstly some social and economic conditions must be provided, such as; safety, comfort, publicity and heritability. That is why, pedestrianization has been started in the residential areas and downtowns. The first samples can be seen in Europe during 1940s, North America during 1960s and we can see the first tries of this system in our country in 1978 in Ankara. With Holland's and West Germany’s lead, other developed countries like France, USA, England, Switzerland, Australia, and Italy started using this system in their streets. The only reason to this system is to protect the historical city shapes, after a day long engine traffic, and even the businesses are closed, people will still be able to have a place to walk at night in peace. Eventhough cambridge dictionary is define pedestrianization as “turning the place to somewhere that cars cannot enter”, places cannot be pedestrianization by purifying it. Although complete pedestrianization is not possible in the real world, public transportation is crossed with adequate and effective growth of pedestrian infrastructure and non-engine infrastructure.