Dergiler / UMDE Dini Tetkikler Dergisi / 2022 / Cilt: 5 - Sayı: 1
Kur’ân-ı Kerîm’in Âyetleri Örnekliğinde Cümlelerde Müsned ve Müsned İleyhin Farklı Şekillerde Gelmelerinin Sebepleri
- Sayfa
- 1–29
- DOI
- —
Özet
İnsanlar cümle kurarak konuşurlar. Bu cümlelerde olmazsa olmaz olan ad ve eylemdir, yani özne ve yüklemdir. Arapçada müsned ve müsned ileyh şeklinde isimlendirilen bu ögeler cümlenin umdesi olup bunlar olmadan cümle kurulamaz. Kur’ân-ı Kerîm Allah’ın insanlarla iletişim kurduğu kelamı olduğu için onda da cümleler bu temel ögelerle kurulmuştur. Türkçemizde özne ve yüklemin geliş şekillerine göre anlamda değişimler olduğu gibi Arapçada da müsned ve müsned ileyhin geliş şekillerine göre çeşitli anlamlar oluşmaktadır. Kur’ân, insanları herhangi bir konuda ikna etmek için belagat usullerinin her çeşidini değişik ayetlerde kullandığı gibi müsned ve müsned ileyhin kullanım çeşitlerini de kullanarak muhatabına mesajını aktarmıştır. Türkçede “Sen kimsin?” cümlesinde muhatabımızı tanımadığımız anlaşılırken “Kimsin sen?” dediğimizde ise muhatabımızı küçümsediğimiz anlaşılır. “O öğretmendir.” dediğimizde işaret ettiğimiz kişinin mesleğini vurgulamış oluruz. Fakat “Öğretmendir o!” dediğimiz zaman işaret ettiğimiz şahsın makamının yüceliğini göstermiş oluruz. Tefsirlerde ve dilbilim kitaplarında bu konulara değinilmiş olmakla beraber her iki disiplini mezcedip aynı konunun işlendiği bir esere ulaşılamamıştır. Bu eksikliği gidermek üzere böyle bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada ilk önce müsned ve müsned ileyhin geliş şekilleri dilbilimciler tarafından nasıl anlaşıldığı izah edilmiştir. Ardından müfessirlerin ayetleri tefsir ederken bu kuralları nasıl incelediği sunulmuştur. Gerekli yerlerde tarafımızca izahlar yapılarak konu tamamlanmıştır. Arapçada müsned ve müsned ileyhin marife, nekra, takdim, tehir, hazf, fasl gibi nahiv ve belagat kuralları sayesinde anlamlarında çeşitli değişimler meydana gelmektedir. Bu değişimler dikkate alındığı zaman âyetteki anlam ve vurgu daha canlı bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Abstract
People communicate by forming sentences. Noun and verb that is a subject and a predicate are a must in these sentences. These elements, which are named as musnad and musnad ilayh in Arabic, are the core of the sentence. So, no sentence can be formed without them. Since the Qur'an is the word that Allah communicates with people, sentences in it are formed with these basic elements. There are changes in meaning according to the way the subject and predicate are formed in Turkish. The same is also true for Arabic as various meanings are formed according to the way the musnad and musnad ilayh come. The Qur'an conveyed its message to its addressee by using all kinds of rhetoric methods in different verses, as well as the types of usage of musnad and musnad ilayhin in order to persuade people on any subject. In Turkish the sentence "Sen kimsin?” reveals that we do not know our interlocutor while “Kimsin sen?” underestimates our interlocutor. When we say “O öğretmendir.” we emphasize the profession of the person we are pointing to. However, when we say “Öğretmendir o!” we show the greatness of the rank of the person we point to. Although these issues have been mentioned in tafsir and linguistics books, a study that combines both disciplines and deals with the same subject has not been found. Such a study has been carried out to fill in this gap. This study, first, explains how musnad and musnad ilayh are understood by linguists. Then, how the commentators examine these rules while interpreting the verses was presented. The subject has been completed by making explanations where necessary. In Arabic, various changes occur in the meanings of musnad and musnad ilayhin, thanks to the nahw and rhetoric rules such as marife, nekra, introduction, tehir, hazf, fasl. When we consider these changes, the meaning and emphasis in the verse emerges more vividly.