Dergiler / Uluslararası Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Dergisi / 2019 / Cilt: 2 - Sayı: 1
Göçmenlere Dil Öğretimi Almanya Türkiye Örneği
- Sayfa
- 112–125
- DOI
- —
Özet
Türkiye, coğrafi konumu itibariyle önemli göç yolları üzerinde bulunmaktadır. Bu nedenle Türkiye, tarihinin birçok döneminde göçe maruz kalan göçmenlerin barınma alanı ya da diğer kıtalara geçiş bölgesi haline gelmiştir. Bugün, Türkiye Cumhuriyeti ve Almanya, Suriye’de ortaya çıkan iç savaşın sonucu olarak yurtlarını terk etmek zorunda kalan mültecilere kapılarını açması bakımından büyük sorumluluk yüklenmiş iki ülkedir. Ait oldukları ülkelerinden göçe zorlanan insanların yarattığı bu dramın hem siyasi hem ekonomik hem de sosyokültürel boyutları vardır. Türkiye’de, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre Mayıs 2018 itibariyle 3.589.384 Suriyeli göçmen bulunmaktadır. Bu sayı Almanya’da yaklaşık 700.000’dir. Türkiye ve Almanya kendi iç politikaları ve ekonomik imkânları dâhilinde kabul ettikleri göçmenlerin toplumla olan uyumlarını kolaylaştırmak için bir dizi uyum faaliyetleri sunmuşlardır. Bunlardan en önemlisi bildirinin ana eksenini de oluşturan dil öğretimidir. Göçmenlere, misafir olarak bulundukları ülkenin siyasi yapısı, hukuk sistemi, kültürü, tarihi, hak ve yükümlülüklerinin öğretilmesi bakımından dil öncelikli hedef olarak sunulmalıdır. Bu bildiride, Türkiye Cumhuriyeti ve Almanya’nın “göçmenlere dil öğretimi” ile ilgili ne tür programlar tasarladıkları ve bu programların ne şekilde uygulanarak ne ölçüde başarılı oldukları araştırılacaktır. Bu araştırmada, ayrıca aşağıdaki sorulara yanıt aranacaktır. Anadilleri yapı ve köken bakımından farklı olan, bazılarının okuryazar olmadığı, bazılarının hiç okula gitmemiş bireylerden oluşan göçmenler dil öğrenirken ne tür zorluklarla karşılaşmaktadırlar? Türkiye Cumhuriyeti ve Almanya’nın, göçmenlere yönelik dil politikalarının yapısı ve özellikleri nelerdir? Göçmenlere yönelik dil öğretiminde farklı bir dil öğretim yöntemi kullanılmalı mıdır? Okuryazar olmayan göçmenlere dil öğretiminde ne tür bir yol izlenmektedir?
Abstract
Turkey, owing to its geographical position, is located on important migration routes. Therefore, Turkey, in many phases of history, has been a transition point to other continents or a shelter for the immigrants who were forced to migration. Today, Republic of Turkey and Germany are the two important countries which took over the responsibility to open their gates to the immigrants who were forced to abandon their countries as a result of the civil war that broke out in Syria. This dramatic situation, caused by the people forced to abandon their countries, has both political and economic and sociocultural aspects. In Turkey, according to the datum by Ministry of Internal Affairs Directorate General of Migration Management, there are 3.359.384 Syrian immigrants by May 2018. In Germany, this figure is 700.000. Turkey and Germany have applied a number of orientation facilities in order to simplify the adaptation of the immigrants to the society, by means of their own domestic policies and economic conditions. And one of the most important of these is the teaching of the language which makes up the basis of the manifesto. Language is to be offered to the immigrants as a primary goal in order to teach them the social structure of the country they are in, law system, culture, history, their rights and responsibilities. In this research, what kind of programs Republic of Turkey and Germany have devised about “teaching language to the immigrants” and how these programs have been applied and how successful they have been will be examined. In this research, an answer will be sought for the following questions. What kind of difficulties are faced while the immigrants, who are made up of the individuals, some of whom have never received education, some of whom are illiterate and the individuals whose mother tongues are different in terms of structure and origin? What are the language structures and features of the language policies of Republic of Turkey’s and Germany’s for the immigrants? Should a different language teaching method be used in teaching foreign languages to immigrants? What kind of a method is followed in teaching foreign language to the immigrants who are illiterate?