Dergiler / Milli Folklor Dergisi / 2014 / Cilt: 13 - Sayı: 101
“Toprak başa, baş toprağa” tarihî bir türk kargışının klasik türk şiiri’ne yansımaları
- Sayfa
- 171–181
- DOI
- —
Özet
Klasik Türk şiirinin yüzyıllara yayılan ortak kelime kadrosunda atasözü, deyim, alkış ve kargış gibi sözlü gelenek unsurları önemli bir yer tutar. Şiiri sözlü gelenekle buluşturan bu tür yapılardan biri de “toprak başına” kargışıdır. XII. yüzyıldan itibaren yazılı örneklerine rastlanan bu kargışın yayılma sahasını, hem Türkçe hem de Farsça edebî metinlerle takip etmek mümkündür. Genel olarak kargışın kullanımı, Türklerde “toprak başına”, İranlılarda ise “hâk ber-ser” ve “hâk ber-fark” şeklindedir. XII. yüzyıldan itibaren şairler, bir varlığın belaya uğramasını, âciz kalmasını, üzülmesini, yok olmasını, öl- mesini veya ölümden beter olmasını dilemek ve bir şeyi kınamak için “toprak başına” kargışını seçmiş, somut ya da soyut çeşitli nesnelere bu kargış vasıtasıyla ilenmişlerdir. Ne var ki, kargışın Türkçedeki kullanımı sadece “toprak başına” şekliyle sınırlı değildir. Türkçenin uzun bir süre hüküm sürdüğü Anadolu, Balkan, İran ve Çağatay sahası dâhil olmak üzere oldukça geniş bir coğrafyada, bazı kelime- lerin yer değiştirmesi suretiyle meydana gelmiş, yakın söyleyişli fakat aynı anlamlı başka kargışlar da vardır. Söz konusu kargışlarda, kelime değişimi yahut eş anlamlı kullanımların ortaya çıkması gibi durumlar meydana gelse de anlam hep aynı kalmaktadır. Bu makalede, öncelikle “toprak başına” kargışının anlam dünyası ele alınacak, kargışın Farsçadaki varlığına kısaca değinildikten sonra Klasik Türk şiirine yansıması örneklerle gösterilecek, yine örnekler üzerinden söyleyişçe yakın, anlamca aynı diğer ifade biçimleri değerlendirilecektir.
Abstract
Within collective vocabulary of historic classical Turkish poetry, oral tradition components such as proverbs, idioms, blessings and curses occupy major position. One of these structures that brings together poetry with oral tradition is “toprak başına (earth upon the head)” curse. It is possible to tra- ce the origins of this curse whose written forms trace until 12th century, in both Turkish and Persian literary texts. The common use of curse is as “toprak başına” in Turkish language and “hâk ber-ser” and “hâk ber-fark” in Persian language. With the arrival of 12th century poets started to take “toprak başına” curse to imprecate something or to pray for the collapse, poverty, annihilation, extinguishment, death or to get caught with something even worse than death, to harshly condemn and through this specific curse they imprecated several physical or abstract objects. However, in Turkish language the use of curse is not limited to the form “toprak başına” alone. Throughout a vast geography spreading from Anatolia, Balkans, Persia and Chagatay territory where Turkish language dominated for long, there are other curses formed by translocation of certain words that imply similar phraseology yet mean the same message. In these curses the meaning always remains the same despite employment of word translocations or emergence of synonymous uses. In present article the initial step shall be explo- ring semantics of “toprak başına” curse. Subsequent to briefly touching Persian version of this curse its reflection on Classical Turkish poetry shall be demonstrated via examples and through examples other forms of this expression similar in phraseology but same in meaning shall be covered.